Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri ve Allah’tan, Resulünden ve müminlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.
Diyanet Vakfı
Yoksa, Allah, sizden, cihad edip Allah, peygamber ve müminlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Kurtubi Tefsiri
Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri, Allah’tan, Rasulünden ve mü’minlerden başkasını dost ve sırdaş dinmeyenleri ayırt etmeksizin bırakılıverileceğinizi mi sandınız. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
“Yoksa siz… mi sandınız?” âyeti ile bir konudan bir başka konuya geçilmektedir.
“Bırakılıverileceğinizi” anlamındaki âyet, Sîbeveyh’in görüşüne göre iki mef’ûl yerini tutmaktadır. el-Müberred’e göre ise ikinci merul hazfedilmiştir. Âyetin anlamı şudur: Sizler, mü’min ile münaiıkın kendisi sebebiyle mükâfat veya cezayı hak edeceği şekilde ortaya çıkarılmasını sağlayacak ibtilâlara maruz kalmadan bırakılacağınızı mı zannediyorsunuz? Bu anlamdaki açıklamalar, bundan önce birkaç yerde de geçmiş bulunmaktadır.
“Ayırdetmeksizin” âyeti, ile zâid olsa da- cezm edilmiştir. Çünkü bu, Sîbeveyh’e göre -önceden de (Âl-i İmrân, 3/142. âyetin tefsirinde) geçtiği üzere- “Yapmıştır,” sözüne (olumsuz olarak) cevap teşkil eder. “Mim” harfinin esreli olması ise, (bundan sonraki lafzatullah’ın ilk harfinin sakin olması sebebiyle) iki sakinin bir araya gelmesidir.
“Dost ve sırdaş” kelimesi içli dışlı, iç içe gibi anlamlara gelir ve girmek demek olan-,’den gelmektedir. Vahşi hayvanların içine girdiği inlere; denilmesi de buradan gelmektedir. Yani: Allah’ı ve Rasûlünü (ve mü’minleri) bırakarak başkalarına sevgi duyup onlarla içli dışlı olmayın.
Ebû Ubeyde der ki: Kendisinden olmayan bir şeyin içine soktuğun her bir şeye; denilir. Bir kimse bir topluluğun kendisinden olmamakla birlikte aralarında bulunursa o kimseye de bu isim verilir. İbn Zeyd der ki: Bu kelime (velîce), sonradan bir şeyin içerisine giren demektir. Çoğulu da-, şeklinde gelir. Kişinin sırdaşlan diğer insanlar arasında onun özel yakınları ve İşinin içyüzünü bilen kimseleri demektir. Bu durumda; “O benim sırdaşımdır, onlar benim sırdaşımdır,” denilerek kelimenin tekili de çoğulu da aynı kullanılabilir. Nitekim Eban b. Tağlib -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- şöyle demişitir:
“Kaçkınlara, hadlerini aşanlara ve şüpheli işler peşinde olanlara
O ne kötü bir sığınak ve barınaktır!”
Bu kelimenin;” Sırdaş” anlamına geldiği de söylenmiştir ki, manası birdir.
Bu âyetin bir benzeri de yüce Allah’ın:
“Ey îman edenler, sizden başkalarını sırdaş edinmeyin” (Âl-i İmrân, 3/118) âyetidir. el-Ferrâ’ der ki: (Bu âyet-i kerimede geçen) velîce (dost ve sırdaş) onların müşriklerden kendilerine sırlarını açıkladıkları, durumlarını bildirdikleri ve müşriklerden edindikleri sırdaşları demektir.