Ez cümle bir hacı, yetmiş tane taş atar. Bunun yedi tanesini kurban bayramı günü, güneş doğduktan sonra atar, diğer kalanlarını ise üç teşrik günlerinde zevalden sonra her gün için yirmi adet olmak üzere atar. Birinci cemreden -ki bu Mekke’ye en uzak olan cemredir ve Hayf Mescidi’nin yakınında yer alır- olmak üzere taşlamaya başlar, cemreyi sol tarafına alır, kıbleye doğru döner ve yedi adet taş atar. Sonra kendisine taşların isabet etmeyeceği bir alana doğru çekilir ve orada uzunca durup ellerini kaldırır ve Yüce Allah’a duada bulunur. Ardından orta cemreye doğru yürür, onu sağına alır, kıbleye doğru döner ve yedi adet taş atar. Ardından birincisinde yaptığının aynısını durup yapar. Sonra Akabe cemresine gidip vadiyi ortasına alır; kıbleye doğru döner ve yedi adet taş atar, cemrenin yanında ise durup beklemez. Bunu, İmam Şafii söylemiştir.
el-Muvaffak der ki: Bu zikrettiklerimizin tümünde ihtilaf edeni bilmiyoruz, sadece İmam Malik; bu yerde (dua ederken) eller kaldırılmaz, demiştir. Bunun aslı Hz. Aişe’den zikredilen şu rivayettir: “… sonra Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) Mina’ya döndü. Teşrik günlerinin gecelerinde orada kaldı, bu günlerde güneş batıya kayınca her bir taşla tekbir getirmek suretiyle her bir cemreye yedi taş atıyordu. Bundan sonra birinci ve ikinci cemrenin yanında uzun bir süre ayakta duruyor, dua ediyordu ve ardından üçüncü cemreye de taşları atıyordu; ama onun yanında ise durmazdı.”
İbn Ömer’den şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Mina Mescidine yakın olan cemreye taş attığı zaman, ona yedi adet çakıl taşı atar ve her bir çakılı attıkça da tekbir getirirdi. Sonra önüne doğru ilerler de kıbleye dönerek ve iki elini yukarı kaldırmış olarak duada bulunur ve bu duruşu uzatırdı. Sonra ikinci cemreye gelir, ona da yedi adet çakıl taşı atar ve her bir çakılı attıkça tekbir getirirdi. Sonra vadinin sol tarafına doğru iner, orada da kıbleye dönmüş ve iki elini kaldırmış olarak vakfe yapar, dua ederdi. Sonra Akabe yanındaki cemreye gelir, ona da her bir taşla beraber tekbir getirerek yedi tane çakıl taşı atar, sonra onun yanında durmaksızın oradan ayrılırdı.” İbn Ömer şöyle dedi: “İşte Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’i gördüm, böyle yapıyordu.”
Teşrik günlerinde ise sadece zeval vaktinden sonra taşlamaya başlar. Çünkü zevalden önce taş atması durumunda, bunları tekrardan atması icap eder. Bunu, İmam Malik, Sevri, İmam Şafii, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. Ancak İshak ve Rey ashabı, nefir günündeki taşlamada zevalden önce taş atmalarına ruhsat verirken, onların ancak zevalden sonra ayrılmak durumunda kalacaklarını ifade etmişlerdir. İmam Ahmed’den de buna benzer bir görüş gelmiştir.
Birinci görüşün delili; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ancak zevalden sonra taşlamış olmasıdır. Zira O (sallallahu aleyhi ve sellem): “Hac ve umre ibadet şekillerini benden alınız.” buyurmuştur.
Zikrettiğimiz üzere bu cemrelerdeki tertibe uymak vaciptir. Bu durumda, kişi önce Akabe, sonra ortancası, sonra da birinci cemreden taşlamaya başlayacak olursa, sadece birincisi yeterli olmuş, ikinci ve ortancısı ise yeterli gelmemiş olur. Bunu, İmam Malik ve İmam Şafii söylemiştir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), taş atarken bu şekildeki tertibe uymuş ve şöyle buyurmuştur: “Hac ve umre ibadet şekillerini benden alınız.”
Ebu Hanife ise; tersinden taş atmış olursa bunları iade eder, ama yapmayacak olursa da bu yeterli gelir, demiştir.
İkinci gündeki taşlama da vakit ve şekil olarak birinci günkü taşlama gibidir. el-Muvaffak: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz, demiştir.
İki gün içinde acele edip Mina’dan Mekke’ye dönmek isterse, güneş batmadan evvel ayrılır. İlim ehlinin icmasına göre; Mina’dan ayrılmak isteyen bir şahıs, Mekke’de ikamet etmez ve Harem’den dönmek isterse, teşrik günlerinden ikinci günde zevalden sonra ayrılır. Ama Mekke’de kalmak isterse bu durumda İmam Ahmed: Birinci nefri yapan kimsenin Mekke’de kalmasını iyi görmüyorum, demiştir. Mezhebimiz ise birinci nefirde herkesin ayrılabileceğine cevaz vermiştir. Bu, ilim adamlarının genelinin görüşünü de oluşturur. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Sayılı günlerde Allah’ı anın. Kim, iki gün içinde acele edip dönmek isterse, ona günah yoktur; kim de ertelerse ona da günah yoktur.”
Abdurrahman b. Yamur’dan rivayete göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “Mina günleri üçtür. Her kim iki gün içinde acele edip Mina’dan Mekke’ye dönmek isterse, ona günah yoktur, kim de ertelerse ona da günah yoktur.” İbn Uyeyne der ki: Bu konudaki en güzel hadistir, Süfyan rivayet etmiştir.
İmam Ahmed ise bu noktadaki sözü ile müstehap olduğunu kasdetmiştir ve bu şekilde sadece İbn Ömer’e muvafakat etmek istemiştir. Dolayısıyla birinci nefir gününde acele yaparak ayrılmak isteyen kimse, güneş batmadan evvel ayrılır. Şayet Mina’dan çıkmadan güneş batmış olursa, o zaman ayrılmaz. Bu, İmam Malik, Sevri, İmam Şafii ve İshak’ın görüşüdür. Çünkü Allah Teala: “Kim, iki gün içinde acele edip Mina’dan Mekke’ye dönmek isterse, ona günah yoktur.” buyurmuştur. “Gün” ismi “gündüz” demektir. Buna göre kim geceleyin yetişmiş olursa, iki gün içinde acele edemez.
Ebu Hanife ise; üçüncü günün fecri doğmadığı sürece onun ayrılması mümkündür; çünkü diğer günün henüz taş atma vakti girmemiştir, bu durumda güneşin batmasından öncesi gibi oradan ayrılması da caiz olur, demiştir. Onun bu kıyaslamasının, üzerinde durduğumuz konu ile benzerliği olmadığı, çünkü iki gün içerisinde acele etmiş olması hakkında söz konusu olduğu, şeklinde cevap verilmiştir.
Taş atma gününü diğer güne erteleyecek olursa ya da tüm taş atma günlerini teşrik günlerinin sonuna erteleyecek olursa, bu durumda sünneti terk etmiş sayılır ama ona bir ceza gerekmez. Ancak o taşlamaya başlayınca birinci günü, sonra ikinci ve sonra da üçüncü günü şeklinde niyet etmesi gerekir. Bunu, İmam Şafii ve Ebu Sevr söylemiştir. Çünkü teşrik günleri taş atma günleridir. Başında değil de sonunda taşlanmış olursa, ona bir şey lazım gelmez. Tıpkı Arafat vakfesini son vaktine değin ertelemesi gibidir.
Akabe cemresine taş atma hükmü, teşrik gününün sonunda taş atma hükmü gibidir. Zorunlu olan sadece tertibe niyet etmesidir. Çünkü ibadetlerde, amel ve vaktiyle belirli bir tertibe uyulması gereklidir. Onun içindir ki cem edilen iki namazdaki tertip gibi, bu cemrelerde de uyulması icap etmektedir.
Ebu Hanife ise şöyle der: Bir, iki ya da üç adet taşı bir gün sonrasına terketmiş olsa, o terk ettiği taşları da onların yerine atması gerekir ve her bir taş yerine yarım sa’ tasaddukta bulunur. Dört tane taş atmayı terk etmiş olursa, onların yerine de atar ve bir de dem cezası gerekir.