Onu açık ufukta görmüştür.
Diyanet Vakfı
Andolsun ki, onu (Cebraili) apaçık ufukta görmüştür.
Kurtubi Tefsiri
Yemin olsun ki o, kendisini apaçık ufakta görmüştür.
“Yemin olsun ki o kendisini apaçık ufukta görmüştür.” Yani Cebrâîl’i altıyüz kanadı ile gerçek suretinde görmüştür.
“Apaçık ufuk” doğu tarafında, güneşin doğduğu yerde, demektir. Bu ufuktan güneş doğduğundan ötürü ona
“apaçık ufuk” denilmiştir. Yani eşya o taraftan görülmeye başlanır.
“Apaçık ufuk”un semanın herbir yanı ve etrafı demek olduğu da söylenmiştir. Şair şöyle demektedir:
“Semanın ufuklarını tuttuk size karşı
Onun iki ay’ı (ay’ı ve güneşi) da, doğan yıldızları da bizimdir”
el-Maverdi dedi ki: Buna göre bu hususta üç görüş vardır. Birincisine göre, o Cebrâîl’i semanın doğu ufkunda görmüştür. Bu görüş Süfyan’a aittir. İkincisi semanın batı ufkunda görmüştür. Bunu da İbn Şecere nakletmiştir. Üçüncüsü o Cebrâîl’i Mekke’nin doğu tarafında kalan Ecyâd cihetinde görmüştür. Bu açıklamayı da Mücahid yapmıştır.
es-Sa’lebi’nin, İbn Abbâs’tan naklettiğine göre; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Cebrâîl’e şöyle demiş: “Ben seni semada bulunduğun suretin ile görmek isliyorum.” Cebrâîl: Buna gücün yetmez, deyince Peygamber: “Yeter” buyurmuş. Bunun üzerine Cebrâîl: Nerede istersen orada sana görüneyim, demiş. Peygamber: “Abtahta” deyince, Cebrâîl oraya sığmam demiş. Peygamber: “O halde Mina’da” deyince, yine: Oraya sığmam demiş. Peygamber: “O halde Arafat’ta” deyince, Cebrâîl: Oraya belki sığabilirim demiş. Daha sonra onunla (görüleceği vakit hususunda) sözleşmiş. Peygamber belirtilen vakitte çıkmış, Cebrâîl de ansızın Arafat tepelerinden kendine has ses ve yankılarıyla doğu ile batı arasını doldurmuş olarak gelmiş. Başı semada, ayakları yerde imiş. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu görünce baygın olarak yere düşmüş. Cebrâîl suretini değiştirerek Peygamberi alıp, onu bağrına basmış ve: Ey Muhammed korkma, demiş. Peki ya İsrafil’i başı Arşın altında, ayakları yedinci yerin dibinde, Arş onun omuzları üzerinde ve hazan Allah korkusundan dolayı küçük bir kuş kadar oluncaya kadar ufalıp nihayet Rabbinin Arşını onun azametinden başka hiçbir şeyin taşımadığını görecek olursan (ne yaparsın?)
Bir açıklamaya göre, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) yüce Rabbini apaçık ufukta görmüştür. İbn Mes’ûd’un açıklamasının anlamı budur. Bu hususa dair yeterli açıklamalar daha önceden en-Necm Sûresi’nde (53/13. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Konuyu oradan takip edebilirsiniz Ancak belirtilen yerde Peygamber Efendimizin Ralıbini gördüğünü söyleyen İbn Mesutl değil, İbn Abbâs’tır, İbn Mes’ûd’un açıklamasına göre de Peygamberlerin gördüğü Cebrâîl (aleyhisselâm)’dır.
“Apaçık” lâfzı da iki şekilde açıklanmıştır. Birincisine göre bu, ufukun niteliğidir. Bu açıklamayı er-Rabî’ yapmıştır, ikincisine göre bu görenin niteliğidir. Bu da Mücahid’in açıklamasıdır.