De ki: “Herkes beklemektedir. Siz de bekleyin! Kimin doğru yolda olduğuna ve kimin hidayete erdiğine yakında bileceksiniz.”
Diyanet Vakfı
De ki: Herkes beklemektedir: Öyle ise siz de bekleyin. Yakında anlayacaksınız; doğru düzgün yolun yolcuları kimmiş ve hidayette olan kimmiş!
Kurtubi Tefsiri
De ki: “Her birimiz gözetliyoruz, siz de gözetleyin. Dosdoğru yolun sahipleri kimdir ve hidayet bulmuş kimdir, bileceksiniz…”
“De ki: Her birimiz gözetliyoruz.” Yani ey Muhammed onlara de ki: Herkes gözetlemekte, beklemektedir; bütün mü’minler de. kâfirler de. Hepsi zamanın ne gibi olaylar getireceğini gözetlemekte ve kimin zafer kazanacağını beklemektedir.
“Siz de gözetleyin. Dosdoğru yolun sahibleri kimdir? ve hidayet bulmuş kimdir? bileceksiniz.” Bununla dosdoğru (müstakim) dini ve hidayeti kastetmektedir. Yani sizler ilâhî yardım sayesinde kimin hak dine götüren yolu bulup hidayete erdiğini bileceksiniz.
Bir başka açıklama da şöyledir: Siz kıyâmet gününde cennete götüren yolu kimin bulduğunu bileceksiniz.
Bu ifadeler bir çeşit tehdit ve korkutma anlamında olup bunlarla sûre bitirilmiş olmaktadır.
“Bileceksiniz” âyeti; “Bir süre sonra bileceksiniz” diye de okunmuştur. Ebû Rafi’ dedi ki: Ben bunu Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)dan (böylece) belledim. Bunu da ez-Zemahşerî nakletmektedir.
“Kim” ez-Zeccâc’a göre ref mahallindedir. el-Ferrâ’ da şöyle demiştir: Bu yüce Allah’ın:
“Allah kimin ıslâh ettiğini, kimin fesad yaptığını bilir” (el-Bakara, 2/220) âyetinde olduğu gibi nasb mahallinde de olabilir.
Ebû İshak dedi ki: Bu yanlıştır. Çünkü soruda ma kabli (ondan önceki lâfızlar) amel etmez. Buradaki “kim” anlamındaki edat mübtedâ olarak ref mahallinde bir İstifham (soru)dır ve: Sizler dosdoğru yolun izleyicilerinin biz mi yoksa siz mi olduğunu bileceksiniz, demektir.
en-Nehhâs dedi ki: el-Ferrâ” “dosdoğru yolun sahipleri kimdir” âyeti sapıtmayan kimdir, anlamında olduğu kanaatindedir. “Ve hidayet bulmuş kimdir?” âyeti da ona göre önce sapıtan, sonra da hidayet bulan kimdir, anlamındadır.
Yahya b. Ya’mer ile Âsım el-Cahderî
“dosdoğru yolun sahipleri kimdir ve hidayet bulmuş kimdir bileceksiniz” anlamındaki âyeti; “Dosdoğru yolun sahipleri kimlerdir… bilecekler” diye ve
“dosdoğru” anlamındaki kelimeyi “vav” harfi şeddeli ve ondan sonra da te’nis elifi ile hemzesiz olarak “fu’lâ” vezninde okumuşlardır. Ancak
“es-Sırât: Yol” kelimesinin müennes kabulü oldukça az görülen bir istisnadır. Nitekim yüce Allah:
“Bizi dosdoğru yola (es-sıratal müstakim) ilet” diye buyurmakta ve gerek burada, gerek başka yerde bu kelime müzekker olarak kullanılmış olmaktadır.
Ebû Hatim bunu reddederek şöyle der: Eğer bu kelime “es-sev”den geliyor ise o takdirde; denilmesi gerekirdi. Eğer “es-sevâ”den geliyor ise bu takdirde “sin” harfi esreli olarak; denilmesi gerekirdi ve bunun aslı da; şeklindedir.
ez-Zemahşerî dedi ki: Bu kelime vasat ve âdil yahut da dümdüz, dosdoğru anlamında olmak üzere; diye de okunmuştur.
en-Nehhâs dedi ki: Yahya b. Ya’mer ile el-Cahderî’nin kıraatinin câiz oluşu bu kelimenin aslının; şeklinde oluşu halinde mümkündür. Sakin olan harf sağlam bir engel olmadığından dolayı sanki hemze, dammeye kalbedilmiş ve onun yerine de -mâ kabli meftuh geldiği takdirde “elif” getirildiği gibi- “vav” getirilmiş gibidir.