"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi İman 162

Kafi 2825: Bir grup raviden, Sehl b. Ziyâd’dan, o da Ali b. Esbât’tan, o da Tırbâl’ın azatlısı Süleym’den rivayet etti. Dedi ki: Hişâm bana, Hamza b. Tayyâr’dan nakletti. Dedi ki: Ebû Abdullah bana şöyle buyurdu: “İnsanlar altı sınıftır.” Ben, “Bunları yazmama izin verir misin?” dedim. “Evet” buyurdu. “Ne yazayım?” dedim. Buyurdu ki: “Cennet ehli ve cehennem ehlinden olan vaad ve tehdide konu edilenleri yaz. Bir de: ‘Günahlarını itiraf eden diğerleri de vardır; onlar iyi bir ameli başka kötü bir amelle karıştırmışlardır.’ (Tevbe 102) ayetini yaz.” Ben, “Bunlar kimlerdir?” dedim. Buyurdu ki: “Vahşî de onlardandır.” Sonra buyurdu ki: “Şunu da yaz: ‘Bir de Allah’ın emrine bırakılmış olanlar vardır; ya onlara azap eder yahut tövbelerini kabul eder.’ (Tevbe 106)” Sonra buyurdu ki: “Şunu da yaz: ‘Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan güçsüz bırakılmış olanlar müstesna; onlar ne bir çareye güç yetirebilirler ne de bir yol bulabilirler. İşte bunları Allah’ın affetmesi umulur.’ (Nisâ 98-99)” Sonra buyurdu ki: “Bunlar küfre ulaşacak bir çare bulamayan ve imana giden yolu da bulamayan kimselerdir.” Sonra buyurdu ki: “A‘râf ehlini de yaz.” Ben, “A‘râf ehli kimlerdir?” dedim. Buyurdu ki: “Onlar iyilikleriyle kötülükleri eşit olan bir topluluktur. Eğer Allah onları ateşe koyarsa günahları sebebiyledir; eğer cennete koyarsa rahmeti sebebiyledir.”
Kafi 2826: Ali b. İbrahim, Muhammed b. İsa b. Ubeyd’den, o da Yûnus’tan, o da Hammâd’dan, o da Hamza b. Tayyâr’dan rivayet etti. Dedi ki: Ebû Abdullah şöyle buyurdu: “İnsanlar altı gruptur; ancak hepsi sonunda üç gruba döner: iman, küfür ve sapıklık. Bunlar iki vaadin ehlidir; Allah’ın kendilerine cennet ve cehennem vaat ettiği müminler ve kâfirlerdir. Bir de güçsüz bırakılmış olanlar, Allah’ın emrine bırakılanlar; ‘Ya onlara azap eder yahut tövbelerini kabul eder.’ (Tevbe 106) Bir de ‘Günahlarını itiraf edenler; iyi bir ameli başka kötü bir amelle karıştırmışlardır.’ (Tevbe 102) ve A‘râf ehli vardır.”
Kafi 2827: Ali b. İbrahim, babasından; o da İbn Ebî Umeyr’den, o da Hişâm b. Sâlim’den, o da Zürâre’den rivayet etti. Zürâre dedi ki: Ben ve Humrân veya ben ve Bükeyr, Ebû Ca‘fer’in yanına girdik. Ben ona, “Biz bir ölçü çekiyoruz.” dedim. Buyurdu ki: “Ölçü nedir?” Dedim ki: “Bir çizgidir; bize uyan Alioğullarından veya başkalarından kim olursa olsun onu dost ediniriz; bize muhalefet eden Alioğullarından veya başkalarından kim olursa olsun ondan uzak dururuz.” Bunun üzerine bana şöyle buyurdu: “Ey Zürâre! Allah’ın sözü senin sözünden daha doğrudur. Allah’ın: ‘Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan güçsüz bırakılmış olanlar müstesna; onlar ne bir çareye güç yetirebilirler ne de bir yol bulabilirler.’ (Nisâ 98) buyurduğu kimseler nerede? Allah’ın emrine bırakılanlar nerede? ‘Bir de Allah’ın emrine bırakılmış olanlar vardır; ya onlara azap eder yahut tövbelerini kabul eder.’ (Tevbe 106) Günahlarını itiraf edip iyi bir ameli kötü bir amelle karıştıranlar nerede? ‘Günahlarını itiraf eden diğerleri de vardır; onlar iyi bir ameli başka kötü bir amelle karıştırmışlardır.’ (Tevbe 102) A‘râf ehli nerede? Kalpleri İslam’a ısındırılanlar nerede? ‘Kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar.’ (Tevbe 60)”

Hammâd bu hadise şu ilaveyi yaptı: “Ebû Ca‘fer’in sesiyle benim sesim yükseldi; öyle ki evin kapısında bulunanlar bunu işitiyordu.”
Cemîl de Zürâre’den yaptığı rivayette şu ilaveyi nakletti: “Benimle onun arasındaki konuşma uzayınca bana şöyle buyurdu: ‘Ey Zürâre! Allah üzerine bir haktır ki sapıkları cennete koymasın.’”
https://kutsalayet.de/kafi-2826/,https://kutsalayet.de/kafi-2828/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız