Ali b. İbrahim, babasından; o da İbn Ebî Umeyr’den, o da Hişâm b. Sâlim’den, o da Zürâre’den rivayet etti. Zürâre dedi ki: Ben ve Humrân veya ben ve Bükeyr, Ebû Ca‘fer’in yanına girdik. Ben ona, “Biz bir ölçü çekiyoruz.” dedim. Buyurdu ki: “Ölçü nedir?” Dedim ki: “Bir çizgidir; bize uyan Alioğullarından veya başkalarından kim olursa olsun onu dost ediniriz; bize muhalefet eden Alioğullarından veya başkalarından kim olursa olsun ondan uzak dururuz.” Bunun üzerine bana şöyle buyurdu: “Ey Zürâre! Allah’ın sözü senin sözünden daha doğrudur. Allah’ın: ‘Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan güçsüz bırakılmış olanlar müstesna; onlar ne bir çareye güç yetirebilirler ne de bir yol bulabilirler.’ (Nisâ 98) buyurduğu kimseler nerede? Allah’ın emrine bırakılanlar nerede? ‘Bir de Allah’ın emrine bırakılmış olanlar vardır; ya onlara azap eder yahut tövbelerini kabul eder.’ (Tevbe 106) Günahlarını itiraf edip iyi bir ameli kötü bir amelle karıştıranlar nerede? ‘Günahlarını itiraf eden diğerleri de vardır; onlar iyi bir ameli başka kötü bir amelle karıştırmışlardır.’ (Tevbe 102) A‘râf ehli nerede? Kalpleri İslam’a ısındırılanlar nerede? ‘Kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar.’ (Tevbe 60)”
Hammâd bu hadise şu ilaveyi yaptı: “Ebû Ca‘fer’in sesiyle benim sesim yükseldi; öyle ki evin kapısında bulunanlar bunu işitiyordu.”
Cemîl de Zürâre’den yaptığı rivayette şu ilaveyi nakletti: “Benimle onun arasındaki konuşma uzayınca bana şöyle buyurdu: ‘Ey Zürâre! Allah üzerine bir haktır ki sapıkları cennete koymasın.’”