Kafi 2562:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o da Ali b. Esbât’tan, o da Horasanlı arkadaşlarımızdan İbrahim b. Seyyâr soyundan bir adamdan, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Şöyle buyurdu: “Allah, günahın mümin için kendini beğenmekten daha hayırlı olduğunu bilmiştir. Eğer böyle olmasaydı hiçbir mümin günahla imtihan edilmezdi.”
Kafi İman 123
Kafi 2563:
Yine ondan, o da Saîd b. Cenâh’tan, o da kardeşi Ebû Âmir’den, o da bir adamdan, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Şöyle buyurdu: “Kendini beğenmişlik içine giren kimse helak olur.”
Kafi 2564:
Ali b. İbrahim, babasından, o da Ali b. Esbât’tan, o da Ahmed b. Ömer el-Hallâl’den, o da Ali b. Süveyd’den rivayet etti. Dedi ki: Ebü’l-Hasan’a, ameli bozan kendini beğenmişlik hakkında sordum. Buyurdu ki: “Kendini beğenmişliğin dereceleri vardır. Bunlardan biri, kulun kötü amelinin kendisine süslenmesi, onu güzel görmesi, bundan hoşlanması ve iyi bir iş yaptığını sanmasıdır. Bir diğeri de kulun Rabbine iman etmesi, sonra da bu imanı sebebiyle Allah’a karşı minnet duygusuna kapılmasıdır. Oysa bu hususta Allah’ın onun üzerinde minneti vardır.”
Kafi 2565:
Ali b. İbrahim, babasından, o da İbn Ebî Umeyr’den, o da Abdurrahman b. Haccâc’dan, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Şöyle buyurdu: “Bir kimse bir günah işler, sonra bundan pişmanlık duyar. Ardından bir amel yapar ve bu onu sevindirir; bunun üzerine önceki hâlinden gevşer. Oysa önceki hâlinde kalması, içine girdiği bu durumdan onun için daha hayırlıdır.”
Kafi 2566:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den, o da Muhammed b. Sinân’dan, o da Nadr b. Kirvâş’tan, o da İshak b. Ammâr’dan, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Şöyle buyurdu: “Bir âlim, bir âbide geldi ve ona: ‘Namazın nasıldır?’ diye sordu. Âbid: ‘Benim gibi birine namazı sorulur mu? Ben şu kadar zamandır Allah’a ibadet ediyorum’ dedi. Âlim: ‘Peki ağlayışın nasıldır?’ diye sordu. O da: ‘Gözyaşlarım akıncaya kadar ağlarım’ dedi. Bunun üzerine âlim şöyle dedi: ‘Korku içinde iken gülmen, kendinden hoşnut olarak ağlamandan daha hayırlıdır. Çünkü kendinden hoşnut olanın amelinden hiçbir şey yükselmez.’”
Kafi 2567:
Yine ondan, o da Ahmed b. Muhammed’den, o da Ahmed b. Ebî Dâvûd’dan, o da arkadaşlarımızdan bazılarından, o da iki imamdan birinden rivayet etti. Şöyle buyurdu: “İki kişi mescide girdi. Biri ibadet ehli, diğeri ise günahkârdı. Mescitten çıktıklarında günahkâr doğru bir kul olmuş, âbid ise günahkâr olmuştu. Çünkü âbid mescide ibadetiyle övünerek girer, zihni bununla meşgul olurdu. Günahkârın zihni ise işlediği günahlardan dolayı pişmanlık duymak ve Allah’tan bağışlanma dilemekle meşgul olurdu.”
Kafi 2568:
Ali b. İbrahim, Muhammed b. Îsâ’dan, o da Yunus’tan, o da Abdurrahman b. Haccâc’dan rivayet etti. Dedi ki: Ebû Abdullah’a şöyle sordum: “Bir adam bir amel işlerken korku ve endişe içindedir. Sonra bir hayır işler ve bundan dolayı içine bir çeşit kendini beğenmişlik girer.” Buyurdu ki: “İlk hâli, yani korku içinde bulunduğu durum, kendini beğendiği durumdan daha hayırlıdır.”
Kafi 2569:
Ali b. İbrahim, Muhammed b. Îsâ b. Ubeyd’den, o da Yunus’tan, o da bazı arkadaşlarından, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Şöyle buyurdu: Resûlullah şöyle dedi: “Mûsâ otururken İblis çıkageldi. Üzerinde çeşitli renklerde bir başlık vardı. Mûsâ’ya yaklaşınca onu çıkardı, ayağa kalktı ve Mûsâ’ya selam verdi. Mûsâ ona: ‘Sen kimsin?’ dedi. O da: ‘Ben İblis’im’ dedi. Mûsâ: ‘Sen misin? Allah senin yurdunu yakınlaştırmasın’ dedi. İblis: ‘Ben yalnızca Allah katındaki makamından dolayı sana selam vermeye geldim’ dedi. Mûsâ: ‘Peki bu başlık nedir?’ diye sordu. İblis: ‘Bununla Âdemoğullarının kalplerini avlarım’ dedi. Mûsâ: ‘Bana, Âdemoğlunun işlediğinde senin ona tamamen hâkim olmanı sağlayan günahı haber ver’ dedi. İblis şöyle cevap verdi: ‘Kişi kendini beğendiğinde, amelini çok gördüğünde ve günahını gözünde küçük saydığında.’”
Sonra şöyle buyurdu: “Allah, Dâvûd’a şöyle vahyetti: ‘Ey Dâvûd! Günahkârları müjdele, doğruları ise uyar.’ Dâvûd dedi ki: ‘Günahkârları nasıl müjdeleyeyim, doğruları nasıl uyarayım?’ Allah buyurdu: ‘Günahkârları, tövbeyi kabul ettiğim ve günahı bağışladığım konusunda müjdele. Doğruları ise amelleriyle kendilerini beğenmemeleri konusunda uyar. Çünkü hesaba çekmek üzere karşıma çıkardığım hiçbir kul yoktur ki helak olmamış olsun.’”
Sonra şöyle buyurdu: “Allah, Dâvûd’a şöyle vahyetti: ‘Ey Dâvûd! Günahkârları müjdele, doğruları ise uyar.’ Dâvûd dedi ki: ‘Günahkârları nasıl müjdeleyeyim, doğruları nasıl uyarayım?’ Allah buyurdu: ‘Günahkârları, tövbeyi kabul ettiğim ve günahı bağışladığım konusunda müjdele. Doğruları ise amelleriyle kendilerini beğenmemeleri konusunda uyar. Çünkü hesaba çekmek üzere karşıma çıkardığım hiçbir kul yoktur ki helak olmamış olsun.’”