Kafi 848:
Ali b. Muhammed, Muhammed b. Ali b. Bilâl’den rivayet etti. Muhammed b. Ali b. Bilâl şöyle dedi: Ebû Muhammed’den, vefatından iki yıl önce bana, kendisinden sonraki halefi haber veren bir yazı çıktı; sonra vefatından üç gün önce yine bana, kendisinden sonraki halefi haber veren bir yazı çıktı.
Kafi Hücce 74
Kafi 849:
Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. İshak’tan, o Ebû Hâşim el-Caferî’den rivayet etti. Ebû Hâşim şöyle dedi: Ebû Muhammed’e, “Senin heybetin sana soru sormama engel oluyor; bana soru sormam için izin verir misin?” dedim. O, “Sor” buyurdu. Ben, “Ey efendim, senin bir çocuğun var mı?” dedim. O, “Evet” buyurdu. Ben, “Başına bir olay gelirse onu nerede sorayım?” dedim. O, “Medine’de” buyurdu.
Kafi 850:
Ali b. Muhammed, Cafer b. Muhammed el-Kûfî’den, o Cafer b. Muhammed el-Mekfûf’tan, o Amr el-Ahvâzî’den rivayet etti. Amr şöyle dedi: Ebû Muhammed bana oğlunu gösterdi ve şöyle buyurdu: “Benden sonra sahibiniz budur.”
Kafi 851:
Ali b. Muhammed, Hamdân el-Kalânisî’den rivayet etti. Hamdân şöyle dedi: Amrî’ye, “Ebû Muhammed vefat etti” dedim. Bana, “Evet, vefat etti; fakat sizin için, boynu bunun gibi olan kimseyi geride bıraktı” dedi ve eliyle işaret etti.
Kafi 852:
Hüseyin b. Muhammed el-Eş‘arî, Muallâ b. Muhammed’den, o Ahmed b. Muhammed b. Abdullah’tan rivayet etti. Ahmed şöyle dedi: Zübeyrî öldürüldüğü sırada Ebû Muhammed’den şöyle bir yazı çıktı: “Allah’ın velileri konusunda Allah’a karşı cüret eden kimsenin cezası budur. O, ‘Onu öldüreceğim; onun soyu yoktur’ sanıyordu. Allah’ın onun hakkındaki kudretini nasıl gördü?” Ona hicrî iki yüz elli altı yılında, adını Muhammed koyduğu bir çocuk doğmuştu.
Kafi 853:
Ali b. Muhammed, Hüseyin ve Muhammed adlı Ali b. İbrahim’in iki oğlundan, onlar Abdülkays’tan olan Muhammed b. Ali b. Abdurrahman el-Abdî’den, o Dav’ b. Ali el-İclî’den, o da adını verdiği Fars halkından bir adamdan rivayet etti. Adam şöyle dedi: Sâmerrâ’ya geldim ve Ebû Muhammed’in kapısında kaldım. Beni çağırdı, yanına girdim ve selam verdim. Bana, “Seni buraya getiren nedir?” dedi. Ben, “Sana hizmet etme arzusu” dedim. O da bana, “Kapıda kal” buyurdu. Ravi dedi ki: Hizmetçilerle birlikte evde kalıyordum; sonra onlar için çarşıdan ihtiyaçlarını satın almaya başladım. Evde erkekler bulunduğu zaman izin almadan yanlarına girerdim. Bir gün erkeklerin bulunduğu eve onun yanına girdim; evin içinde bir hareket işittim. Bana, “Yerinde dur, ayrılma” diye seslendi. Ne içeri girmeye ne de dışarı çıkmaya cesaret edebildim. Sonra üzeri örtülü bir şey taşıyan bir cariye yanıma çıktı. Ardından bana, “Gir” diye seslendi. İçeri girdim. Cariye’yi çağırdı, o da yanına döndü. Ona, “Yanındakini aç” dedi. Cariye, yüzü güzel, beyaz bir çocuk açtı. Karnını da açtı; göğüs çukurundan göbeğine kadar uzanan, siyah değil yeşil renkte bitmiş kıllar vardı. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sahibiniz budur.” Sonra cariyeye emretti, onu taşıdı; bundan sonra Ebû Muhammed vefat edinceye kadar onu bir daha görmedim.