"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi Hücce 49

Kafi 678: Ali b. İbrahim, babasından, o İbn Ebî Umeyr’den, o İbn Üzeyne’den, o Abdullah b. Süleyman’dan, o Humrân b. A‘yen’den, o da Ebû Abdullah’tan rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu: “Cebrâil, Resulullah’a iki nar getirdi; Resulullah bunlardan birini yedi, diğerini ikiye böldü, yarısını kendisi yedi, yarısını da Ali’ye yedirdi. Sonra Resulullah, ‘Ey kardeşim! Bu iki narın ne olduğunu biliyor musun?’ dedi. Ali, ‘Hayır’ dedi. Resulullah, ‘Birincisi peygamberliktir; onda senin hiçbir payın yoktur. Diğerine gelince, o ilimdir; sen onda benim ortağımsın’ buyurdu.” Ben, “Allah seni ıslah etsin, o ilimde nasıl onun ortağı olurdu?” diye sordum. O da şöyle buyurdu: “Allah, Muhammed’e hiçbir ilim öğretmemiştir ki ona, o ilmi Ali’ye öğretmesini emretmiş olmasın.”
Kafi 679: Ali, babasından, o İbn Ebî Umeyr’den, o İbn Üzeyne’den, o Zürâre’den, o da Ebû Cafer’den rivayet etti. Ebû Cafer şöyle buyurdu: “Cebrâil, cennetten iki narla Resulullah’a indi ve onları ona verdi. Resulullah birini yedi, diğerini ikiye böldü, yarısını Ali’ye verdi ve Ali de onu yedi. Bunun üzerine Resulullah, ‘Ey Ali! Benim yediğim ilk nar peygamberliktir; onda senin için hiçbir şey yoktur. Diğeri ise ilimdir; sen onda benim ortağımsın’ buyurdu.”
Kafi 680: Muhammed b. Yahyâ, Muhammed b. Hasan’dan, o Muhammed b. Abdülhamîd’den, o Mansûr b. Yûnus’tan, o İbn Üzeyne’den, o Muhammed b. Müslim’den rivayet etti. Muhammed b. Müslim şöyle dedi: Ebû Cafer’in şöyle buyurduğunu işittim: “Cebrâil, cennetten iki narla Muhammed’e indi. Ali onunla karşılaştı ve ‘Elinde bulunan bu iki nar nedir?’ diye sordu. Resulullah, ‘Bu peygamberliktir; onda senin hiçbir payın yoktur. Bu diğeri ise ilimdir’ buyurdu. Sonra Resulullah onu ikiye böldü, yarısını Ali’ye verdi, yarısını da kendisi aldı ve ardından, ‘Sen onda benim ortağımsın, ben de onda senin ortağınım’ buyurdu.” Sonra şöyle buyurdu: “Allah’a yemin olsun ki Resulullah, aziz ve celil olan Allah’ın kendisine öğrettiği hiçbir harfi bilmedi ki onu Ali’ye de öğretmiş olmasın. Sonra ilim bize ulaştı.” Ardından elini göğsüne koydu.

Ebû Basîr’in şöyle dediğini işittim: Ebû Abdullah’a, “Ali’nin ashabının başlarına gelen şeyler, onların ölecekleri yerleri ve başlarına gelecek belaları bilmelerine rağmen nereden geldi?” diye sordum. Bana, biraz öfkelenmiş gibi cevap vererek, “Bu kimden olacaktı ki, onlardan başka?” dedi. Ben, “Sana feda olayım, seni bunu söylemekten alıkoyan nedir?” dedim. O da, “Bu kapı kapatılmıştır; ancak Hüseyin b. Ali ondan çok az bir şey açmıştır” buyurdu. Sonra, “Ey Ebû Muhammed! Onların ağızlarında bağlar vardı” dedi.
https://kutsalayet.de/kafi-679/,https://kutsalayet.de/kafi-681/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız