"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi Dua 19

Kafi 3136: Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o Ahmed b. Muhammed b. Ebû Nasr’dan rivayet etti. Ahmed b. Muhammed b. Ebû Nasr şöyle dedi:

Ebü’l-Hasan’a, “Sana feda olayım, yıllardan beri Allah’tan bir ihtiyacımı istiyorum, fakat onun gecikmesi sebebiyle kalbime bir sıkıntı girdi.” dedim. Buyurdu ki:

Ey Ahmed, şeytanın seni ümitsizliğe düşürerek sana yol bulmasından sakın. Ebû Ca‘fer şöyle derdi: Mümin, Allah’tan bir ihtiyacını ister de Allah onun sesini ve yakarışını işitmeyi sevdiği için duasının kabulünü geciktirir. Allah’a yemin olsun ki Allah’ın müminlerden dünyada istedikleri şeyleri geciktirmesi, onlar için bunları hemen vermesinden daha hayırlıdır; zaten dünya nedir ki? Ebû Ca‘fer şöyle derdi: Müminin rahatlık zamanındaki duası, sıkıntı zamanındaki duasına yakın olmalıdır; kendisine istediği verildiğinde dua etmekten gevşememelidir. Bu sebeple dua etmekten usanma, çünkü duanın Allah katında yüksek bir değeri vardır. Sabretmeye, helal kazanç aramaya ve akrabalık bağlarını gözetmeye sarıl; insanlarla açık çatışmaya girmekten sakın. Çünkü biz Ehl-i Beyt, bizimle ilişkisini kesenle ilişki kurar, bize kötülük edene iyilik ederiz ve Allah’a yemin olsun ki bunun güzel sonucunu görürüz. Dünyada nimet sahibi olan kimse bir şey isteyip kendisine verildiğinde bu defa istediğinden başka bir şeyi talep eder, elindeki nimet gözünde küçülür ve hiçbir şeye doymaz; nimetler çoğaldığında ise üzerindeki haklar ve bu nimetler sebebiyle içine düşmesinden korkulan imtihanlar yüzünden Müslüman tehlikede olur. Bana söyle, sana bir söz söyleseydim bana güvenmez miydin?

Ben, “Sana feda olayım, senin sözüne güvenmezsem kimin sözüne güveneyim? Sen Allah’ın kulları üzerindeki hüccetisin.” dedim. Buyurdu ki:

Öyleyse Allah’a daha çok güven; çünkü sen Allah’ın vaadi üzeresin. Yüce Allah, “Kullarım sana beni sorduklarında şüphesiz ben yakınım; bana dua edenin duasına dua ettiği zaman cevap veririm.” buyurmuyor mu? (Bakara 186) Yine, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.” buyurmuştur (Zümer 53). Yine, “Allah size kendisinden bir bağışlanma ve lütuf vadeder.” buyurmuştur (Bakara 268). Bu sebeple Allah’a, başkasına güvendiğinden daha çok güvenin ve içinizde yalnızca hayır bulundurun; çünkü siz bağışlanmışsınızdır.
Kafi 3137: Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed’den, o Ali b. Hakem’den, o Mansûr es-Saykal’dan rivayet etti. Mansûr es-Saykal şöyle dedi:

Ebû Abdullah’a, “Bazen bir kimse dua eder, duasına icabet edilir, fakat icabetin gerçekleşmesi bir süre ertelenir mi?” diye sordum. Buyurdu ki: Evet. Ben, “Bu, onun daha çok dua etmesi için midir?” diye sordum. Buyurdu ki: Evet.
Kafi 3138: Ali b. İbrahim, babasından, o İbn Ebû Umeyr’den, o İshak b. Ebû Hilâl el-Medâinî’den, o Hadîd’den rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

Kul dua eder ve Allah iki meleğe, “Onun duasına icabet ettim, fakat ihtiyacını bir süre bekletin; çünkü onun sesini işitmeyi seviyorum.” buyurur; başka bir kul dua eder ve Allah, “Onun ihtiyacını hemen yerine getirin; çünkü onun sesini sevmiyorum.” buyurur.
Kafi 3139: İbn Ebû Umeyr, sâbirî kumaşı satıcısı Süleyman’dan, o İshak b. Ammâr’dan rivayet etti. İshak b. Ammâr şöyle dedi:

Ebû Abdullah’a, “Bir kimsenin duasına icabet edilir, fakat sonra bu icabet ertelenir mi?” diye sordum. Buyurdu ki: Evet, yirmi yıl bile ertelenebilir.
Kafi 3140: İbn Ebû Umeyr, Hişâm b. Sâlim’den rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

Yüce Allah’ın, “İkinizin duası kabul edildi.” buyruğu ile Firavun’un yakalanması arasında kırk yıl vardı. (Yûnus 89)
Kafi 3141: İbn Ebû Umeyr, İbrahim b. Abdülhamîd’den, o Ebû Basîr’den rivayet etti. Ebû Basîr şöyle dedi:

Ebû Abdullah’ın şöyle buyurduğunu işittim:

Mümin dua eder, fakat duasının kabulü cuma gününe kadar ertelenebilir.
Kafi 3142: Ali b. İbrahim, babasından, o İbn Ebû Umeyr’den, o Abdullah b. Muğîre’den, o ashabımızdan birden fazla kişiden rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

Allah’ın dostu olan kul, başına gelen bir iş hakkında Allah’a dua eder; Allah da onunla görevli meleğe, “Kulumun ihtiyacını gider, fakat bunu hemen gerçekleştirme; çünkü onun yakarışını ve sesini işitmeyi arzuluyorum.” buyurur. Allah’ın düşmanı olan kul da başına gelen bir iş hakkında Allah’a dua eder; onunla görevli meleğe, “Kulumun ihtiyacını gider ve bunu hemen gerçekleştir; çünkü onun yakarışını ve sesini işitmekten hoşlanmıyorum.” denilir. Bunun üzerine insanlar, “Bu kimseye ancak Allah katındaki değeri sebebiyle verildi, öteki ise değersizliği sebebiyle mahrum bırakıldı.” derler.
Kafi 3143: Muhammed b. Yahyâ, Ahmed b. Muhammed b. Îsâ’dan, o İbn Mahbûb’dan, o Hişâm b. Sâlim’den, o Ebû Basîr’den rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

Mümin acele edip ümitsizliğe düşerek duayı terk etmediği müddetçe hayır içinde olmaya ve Allah’ın rahmetini ummaya devam eder.

Ebû Basîr şöyle dedi: “Nasıl acele eder?” diye sordum. Buyurdu ki:

“Şu kadar zamandır dua ediyorum, fakat hâlâ icabet edildiğini görmüyorum.” der.
Kafi 3144: Hüseyin b. Muhammed, Ahmed b. İshak’tan, o Sa‘dân b. Müslim’den, o İshak b. Ammâr’dan rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu:

Mümin, ihtiyacı için Allah’a dua eder ve Allah, onun sesine ve duasına duyduğu özlem sebebiyle, “Duasına icabet etmeyi geciktirin.” buyurur. Kıyamet günü olduğunda Allah, “Kulum, bana dua ettin, ben de duana icabet etmeyi geciktirdim; bunun karşılığındaki sevabın şudur ve şudur. Şu ve şu konuda da bana dua ettin, ben yine icabeti geciktirdim; bunun karşılığındaki sevabın da şudur ve şudur.” buyurur. Mümin, gördüğü güzel sevap sebebiyle dünyada hiçbir duasına icabet edilmemiş olmasını temenni eder.
https://kutsalayet.de/kafi-3143/,https://kutsalayet.de/kafi-3145/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız