"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Buhari Teyemmüm 6

Buhari 344: Bize Müsedded rivayet etti, dedi ki: Bana Yahyâ b. Saîd rivayet etti, dedi ki: Bize Avf rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Recâ, İmrân b. Husayn’dan rivayet etti. İmrân şöyle dedi: Peygamber ile birlikte bir yolculuktaydık ve gece boyunca yol almaya devam ettik. Gecenin sonuna doğru konaklayıp uykuya daldık; yolcu için bundan daha tatlı bir uyku olamazdı. Bizi ancak güneşin sıcaklığı uyandırdı. İlk uyanan falanca, ardından falanca, sonra da falanca oldu; Ebû Recâ onların isimlerini söylerdi, fakat Avf bunları unutmuştu. Dördüncü olarak Ömer b. Hattâb uyandı. Peygamber uyuduğu zaman kendiliğinden uyanıncaya kadar onu uyandırmazdık; çünkü uykusu sırasında kendisine ne olacağını, vahiy gelip gelmeyeceğini bilemezdik. Ömer uyanıp insanların başına gelen durumu görünce, güçlü ve dayanıklı bir kimse olduğundan yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Peygamber onun sesini işitip uyanıncaya kadar tekbir getirmeye ve sesini yükseltmeye devam etti. Peygamber uyandığında insanlar başlarına geleni, yani sabah namazına uyanamadıklarını ona anlattılar. Bunun üzerine: Bir sakınca yok, yahut bunun size bir zararı olmaz; haydi buradan hareket edin, buyurdu. Ardından hareket etti, fazla uzaklaşmadan bir yerde konakladı, abdest almak için su istedi ve abdest aldı. Namaz için çağrı yapıldı ve insanlara namazı kıldırdı. Namazını tamamlayıp döndüğünde topluluktan ayrı duran ve onlarla birlikte namaz kılmayan bir adam gördü. Ona: Ey falanca! İnsanlarla birlikte namaz kılmana ne engel oldu? diye sordu. Adam: Cünüp oldum ve su da yoktu, dedi. Bunun üzerine Peygamber: Temiz toprağı kullan; çünkü o sana yeter, buyurdu.

Daha sonra Peygamber yoluna devam etti. İnsanlar susuzluktan şikâyet edince konakladı ve Ebû Recâ’nın ismini söylediği, fakat Avf’ın unuttuğu bir kişiyi çağırdı; ayrıca Ali’yi de çağırarak onlara: Gidin ve su arayın, buyurdu. İkisi yola çıktılar ve devesinin üzerinde iki büyük su tulumu yahut iki su kabı arasında yolculuk eden bir kadınla karşılaştılar. Ona: Su nerede? diye sordular. Kadın: Suyu en son dün tam bu saatte gördüm; bizim erkeklerimiz de bizi geride bırakıp gittiler, dedi. Ona: Öyleyse bizimle gel, dediler. Kadın: Nereye? diye sordu. Onlar: Resûlullah’ın yanına, dediler. Kadın: Şu kendisine dininden dönmüş denilen adamın yanına mı? diye sordu. Onlar: Evet, kastettiğin kişi odur; haydi bizimle gel, dediler. Kadını Peygamber’in yanına getirdiler ve olanları kendisine anlattılar. Kadını devesinden indirdiler. Peygamber bir kap istedi ve kadının iki su tulumunun yahut iki su kabının ağızlarından bu kaba bir miktar su boşalttı; ardından tulumların üst ağızlarını bağlattı ve alt taraflarındaki su akıtılan ağızlarını açtırdı. Sonra insanlar arasında: Hem kendiniz için su alın hem de hayvanlarınıza su verin, diye seslenildi. Dileyen suyunu içti, dileyen ihtiyacı kadar su aldı. En sonunda Peygamber, cünüp olan adama da bir kap su verdi ve: Git, bunu üzerine dökerek guslet, buyurdu. Kadın ise ayakta durmuş, kendi suyuyla neler yapıldığını seyrediyordu. Allah’a yemin olsun ki tulumlardan su almayı bitirdiklerinde bize sanki tulumlar başlangıçtakinden daha doluymuş gibi görünüyordu.

Bunun üzerine Peygamber: Bu kadın için bir şeyler toplayın, buyurdu. İnsanlar onun için acve hurmasından, undan ve kavrulmuş tahıl unundan bir miktar topladılar ve nihayet ona yeterli miktarda yiyecek biriktirdiler. Bunları bir bezin içine koydular, kadını devesine bindirdiler ve yiyeceklerin bulunduğu bezi de önüne yerleştirdiler. Peygamber kadına: Bilmelisin ki senin suyundan hiçbir şeyi eksiltmedik; bize suyu veren ancak Allah’tır, buyurdu. Kadın, kendilerini uzun süre bekletmiş olarak ailesinin yanına döndü. Ailesi ona: Ey falanca! Seni bu kadar geciktiren nedir? diye sordu. Kadın: Hayret verici bir şey oldu! İki adam karşıma çıktı ve beni, kendisine dininden dönmüş denilen şu adamın yanına götürdüler. O da şöyle şöyle şeyler yaptı. Vallahi o, şu ikisinin arasındaki insanların en büyük sihirbazıdır, yahut gerçekten Allah’ın Resûlüdür, dedi. Bunu söylerken orta parmağıyla işaret parmağını gösterip ikisini göğe doğru kaldırarak gökle yeri kastediyordu.

Bundan sonra Müslümanlar o kadının yaşadığı bölgenin çevresindeki müşrik topluluklara baskınlar düzenliyor, fakat özellikle onun mensup olduğu topluluğa dokunmuyorlardı. Kadın bir gün kavmine şöyle dedi: Bana öyle geliyor ki bu insanlar size bilerek dokunmuyorlar ve sizi özellikle bırakıyorlar; öyleyse Müslüman olmaya ne dersiniz? Kavmi onun sözünü dinleyip kabul etti ve hep birlikte İslâm’a girdiler.
https://kutsalayet.de/buhari-343/,https://kutsalayet.de/buhari-345/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız