Kim zulme uğradıktan sonra intikam alırsa, işte onlara bir yol yoktur.
Diyanet Vakfı
Kim zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık onlara yapılacak bir şey yoktur.
Kurtubi Tefsiri
Kim de zulme uğradıktan sonra intikamını alırsa, işte onların aleyhine bir yol yoktur.
4- Zulmeden Kâfir ve Müslümandan İntikam Almanın Hükmü:
“Kim de zulme uğradıktan sonra intikamını alırsa…” Yani Müslüman kâfirlerden intikam alacak olursa, onu kınamaya imkan yoktur. Aksine kâfirden intikam aldığından ötürü övülür, fakat zalim bir müslümandan intikam alırsa, bundan dolayı da kınanmaz. Buna göre kâfirden intikam almak kati bir emirdir, müslümandan intikam almak mubahtır, affedilmesi mendubtur.
5- İntikam ve Cezanın Bizzat Zulme Uğrayan Tarafından Uygulanması:
Yüce Allah’ın:
“Kim de zulme uğradıktan sonra intikamını alırsa, işte onların aleyhine bir yol yoktur” âyetinde kişinin intikamını bizzat alabileceğine delil vardır. Bu ise üç kısımdır:
1- Bir insanın bedeninde hakettiği bir kısas olması. Eğer bu hakkı da hakimler tarafından sabit görülmüşse haksızlığa sapmaksızın bizzat bu kısası kendisi uygulayabilirse, bu kimse için bunda bir vebal yoktur. Fakat bundan dolayı İmâm böyle bir kimseyi bizatihi kısası uyguladığından dolayı azarlar. Çünkü böyle bir uygulamada kanların dökülmesi konusunda cesareti arttıran bir taraf vardır. Şayet hakim tarafından böyle bir hakkı sabit görülmemiş ise (ancak kendisi bunu sabit görüyorsa) o takdirde (bizzat kısas yaparsa) kendisi ile Allah arasında onun için günah yoktur. Fakat zahiren kendisinden bu yaptığına karşılık hak taleb edilir, ettiğinden sorumlu tutulur ve ona ceza verilir.
2- Eğer kul hakkı olmayan yüce Allah’ın hadlerinden -zina ve hırsızlık haddi gibi- bir had olup bu had hakim nezdinde sabit görülmemiş ise (bizzat haddi uygulamaya kalkışan) bundan dolayı sorumlu tutulur ve cezalandırılır. Şayet hakim tarafından sabit görülmüş ise, duruma bakılır, eğer bu hırsızlık dolayısıyla el kesme cezası ise kesilmesi gereken organın ortadan kalkması dolayısıyla had ortadan kalkar. Bundan ölürü de o kimsenin üzerine herhangi bir hak (ceza) terettüb etmez. Çünkü tazir bir tedibdir. Eğer bu ceza sopa cezası ise uygulanacağı yerin mevcudiyeti ile birlikte haksızca uygulanmasından ötürü bu yolla had düşmez ve bu sebeblen ötürü de (intikam alan) uygulamasından sorumlu tutulur.
3- Hak, mali bir hak olup hak sahibi bu hakkını bilen bir kimse ise, hakkını elde edinceye kadar gücünü kullanabilir. Eğer hakkını bilmeyen birisi ise duruma bakılır. Şayet islemesi halinde bu hakka ulaşması mümkün ise,bunu gizli saklı bir şekilde almaya kalkışma hakkı yoktur. Eğer hak sahibinin lehine tanıklık edecek bir delil bulunmadığından ve üzerinde hak bulunan kimsenin inkarı dolayısıyla, istemekle hakkını elde edemiyor ise hakkını gizlice almasının câiz olup olmadığı hususunda iki görüş vardır. Bir görüşe göre bu câiz olup Malik ve Şâfiî bu görüştedir. İkincisine göre ise câiz değildir. Bu da Ebû Hanife’nin görüşüdür.