Yoksa “Allah’a karşı yalan uydurdu” mu diyorlar? Allah dilerse kalbini mühürler. Allah, batılı siler, hakkı sözleriyle yerine getirir. Şüphesiz O, göğüslerin içindekini bilendir.
Diyanet Vakfı
Yoksa onlar, (senin için) Allaha karşı yalan uydurdu mu derler? Allah dilerse senin kalbini de mühürler. Ve Allah batılı yok eder; sözleriyle hakkı ortaya koyar. Şüphesiz O, kalplerde olanları bilendir.
Kurtubi Tefsiri
Yoksa onlar: “Allah’a yalan iftira etti” mi diyorlar? Allah dilerse senin kalbini mühürler. Allah batılı mahveder ve hak olanı kelimeleri ile gerçekleştirir. Çünkü O, kalplerin özünü çok iyi bilendir.
“Yoksa onlar Allah’a yalan iftira etti mi diyorlar?” âyetindeki:
“Yoksa” lâfzında “mim” harfi sıla (fazladan)dır. İfade: “İftira etti mi diyorlar?” takdirindedir.
Âyet daha önceki âyetlerle ilişkilidir. Çünkü yüce Allah daha önceden:
“De ki: Ben Allah’ın indirdiği bütün kitablara îman ettim.” (eş-Şura, -12/15) diye buyurduktan sonra
“Allah hak ile kitabı ve mizanı indirendir” (eş-Şura, 42/17) diye buyurmaktadır. İşte bunların açıklamalarını tamamlamak üzere de burada:
“Yoksa onlar Allah’a yalan iftira etti mi diyorlar?” diye buyurmaktadır. Yani Kureyş kâfirleri: Muhakkak Muhammed Allah’a karşı yalan uyduruyor, demişlerdi.
“Allah dilerse senin kalbini mühürler” âyeti şart ve cevabını ihtiva etmektedir. Katade: Kalbini mühürleyip sana Kur’ân’ı unutturur, diye açıklamaktadır. Yüce Allah böylelikle onlara şunu haber vermektedir: Eğer Muhammed, Allah’a karşı yalan iftira edecek olursa, bu âyet-i kerîme ile onlara haber verdiği işi ona yapardı.
Mücahid ve Mukâtil de şöyle demişlerdir:
“Allah dilerse” onların eziyetlerine karşı sabır ile senin kalbine metanet verir, ta ki onların söylediklerinden ötürü senin kalbine herhangi bir zorluk ve ağırlık girmesin.
Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Eğer Allah dilerse, senin (akıl ile) ayırdetme gücünü ortadan kaldırır. Manası: Eğer içinden Allah’a karşı yalan uydurup iftira etmeyi geçirecek olursan, şüphesiz Allah senin kalbini mühürler, şeklinde olduğu da söylenmiştir. Bu açıklamayı İbn Îsa yapmıştır.
Bir diğer açıklamaya göre eğer Allah dilerse, kâfirlerin kalplerini ve dillerini mühürler ve acilen onları cezalandırır. Bu durumda hitab Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’a olmakla birlikte, maksad kâfirlerdir. Bu açıklamayı el-Kuşeyrî zikretmiştir. Daha sonra yüce Allah yeni bir hususu dile getirerek şöyle buyurmaktadır:
“Allah batılı mahveder.” İbnu’l-Enbarî dedi ki:
“Senin kalbini mühürler” (âyeti üzerinde vakıf) tamdır.
el-Kisaî de şöyle demiştir: Âyette takdim ve tehir vardır. İfadenin mecazen anlamı şöyledir: “Allah batılı mahveder.” Burada Mushaf’ta (“mahveder” anlamındaki kelimenin sonundan) “vav” hazfedilmiştir. Halbuki âyet ref mahallindedir. Buradan “vav”ın hazfedilmesi yüce Allah’ın:
“Biz de zebanileri çağırıveririz” (el-Alak, 96/18) âyeti ile; ” İnsan… dua eder.” (el-İsra, 17/11) âyetinde “vav”ın hazfedildiği gibi hazfedilmiştir. Burada “vav”ın hazfedilmesinin sebebi ise daha önce geçen ” Senin kalbini mühürler” âyetine (ki “mühürler” anlamındaki fiilin meczum olup) atfedilmiş olmasından dolayıdır.’r)
ez-Zeccâc da şöyle demiştir: Yüce Allah’ın:
“Yoksa onlar Allah’a yalan iftira etti mi diyorlar?” âyetinde ifade tamam olmaktadır. Buna karşılık
“Allah batılı mahveder” âyeti ise Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın getirdiklerini inkâr eden kimselere karşı bir delil getirmedir. Yani eğer onun getirdiği batıl olsaydı, yüce Allah’ın iftiracılara uygulamayı adet ettiği şeyler onun da başına aynı gelirdi.
“Ve hak olanı” yani İslâm’ı
“kelimeleri ile” Kur’ân-ı Kerîm’den indirdibuyrukları ile
“gerçekleştirir” sağlamlaştırır.
“Çünkü O, kalplerin özünü çok iyi bilendir” âyeti umumidir. Yani kulların kalplerinde olan herşeyi bilendir. Hususi olduğu da söylenmiştir, yani eğer sen içinden Allah’a karşı yalan düzüp uydurmayı geçirecek olursan, şüphesiz ki onu bilir ve senin kalbini mühürler.