İşte biz onu, suçluların kalplerine böylece sokarız.
Diyanet Vakfı
200, 201. Onu günahkarların kalplerine böyle soktuk. Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
Kurtubi Tefsiri
Biz onu günahkârların kalplerine öyle bir yerleştirip soktuk ki,
“Biz onu” yani Kur’ân’ı yani onu inkâr etmeyi
“günahkarların kalplerine öyle bir yerleştirip soktuk ki; onlar acıklı azâbı görünceye kadar artık ona îman etmezler.” Yalanlamayı kalplerine soktuk diye de açıklanmıştır. İşte onları îman etmekten alıkoyan dâ budur, bu açıklamayı Yahya b. Sellâm yapmıştır. İkrime ise kasveti, katı kalpliliği yerleştirdik diye açıklamıştır. Anlamlar birbirine yakındır. Buna dair açıklamalar daha önceden el-Hİ-cr Sûresi’nde (15/12-13- âyetlerin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
el-Ferrâ’ “îman etmezler” fiilinin cezm ile okunmasının câiz olduğunu belirtmiştir. Çünkü burada şart ve ceza manası vardır. Onun iddiasına göre Araplar bu gibi yerlerde değil de eğer; yerine kullanacak olurlarsa, bundan sonra gelen fiilî kimi zaman cezmederler, kimi zaman da ref’ ederler. O bakımdan: Başını alıp, gitmesin diye atı bağladım” derken müzari fiili ref ile de, cezm ile de okurlar. Çünkü manası; “Eğer onu bağlamayacak olursam başını alır gider” şeklindedir. Ref ile manası ise “Başını alıp gitmesin diye” şeklindedir. el-Ferrâ’, Ukayloğullarından birisine ait olan şu beyiti de (şahit olarak) zikreder:
“Nihayet gördük ki aramızda en güzel iş:
Karşılıklı sakinleşmektir, hiçbir kimse şerri işlemesin.”
Burada; hazfediîdiğinden fiil ref ile gelmiştir. Cezm ile geldiği yerlere örnek olarak da diğer bir şairin şu beyiti gösterilmiştir:
“Madem siz uzun süre onun suya varmasını engellediniz,
Artık onu kovalar ile başbaşa bırakınız, içini soğutsun.”
en-Nehhâs dedi ki: Bütün bunlar “Îman et(mez)ler” ile ilgili Basralılara göre yanlış açıklamalardır. Cezm edici edat olmaksızın, cezm câiz olmaz. Varlığından daha güçlü bir şekilde hazfedildiği takdirde amel edebilen hiçbir şey (edat) da yoktur. Bu da apaçık bir delillendirmedir.