Bunu İsrailoğullarının bilginlerinin bilmesi, onlar için bir ayet olmadı mı?
Diyanet Vakfı
Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?
Kurtubi Tefsiri
Acaba İsrailoğulları âlimlerinin onu bilmeleri, onlar için bir delil değil midir?
“Acaba İsrailoğulları âlimlerinin onu bilmeleri onlar için bir delil değil mi?” âyeti hakkında Mücahid şöyle demiştir: Abdullah b. Selâm, Selman ve bunların dışında müslüman olan diğerleri kastedilmektedir. İbn Abbâs da dedi ki: Mekkeliler, Medine’de bulunan yahudilere haber göndererek Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) hakkında onlara soru sordular, yahudiler de onlara: Şu dönem onun ortaya çıkma zamanıdır. Biz Tevrat’ta onun vasıflarını, niteliklerini görüyoruz, diye cevap verdiler. Bu takdirde “âlimler” lâfzı -bu görüşe göre- kilab ehlinin kitapları hakkında bilgi sahibi olup da İslama giren ya da girmeyen kimseleri kapsamaktadır. Ayrıca kitab ehlinin şahitliği de müşriklere karşı bir delil olmuştur. Çünkü onlar din ile ilgili bir takım hususlarda kitab ehline başvuruyorlardı. Zira kitab ehlinin bilgi sahibi oldukları kanaatinde idiler,
İbn Amir “bir delil” lâfzını ötreli okumuşken, diğerleri (kâne’ye) haber olarak nasb ile okumuşlardır. İsmi ise ” Bilmeleri” lâfzıdır. İfadenin takdiri de şöyle olur: İslama giren İsrailoğulları âlimlerinin ilmi onlar için apaçık bir delil değil midir? Birinci kıraate göre ise “kâne’nin ismi “bir delil”; haberi ise; “İsrailoğulları âlimlerinin onu bilmeleri” anlamındaki âyettir.
Âsım el-Cahderî ise “İsrailoğullarının onu bilmeleri” diye (bilmeleri anlamındaki fiili ye ile değil de te İie) okumuştur. (Anlam değişmemektedir).