"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Sığırların Zekâtı

Sığırların zekâtını vermek, sünnet ve icma ile vaciptir. Sığırların sayısı otuzun altında olduğunda, onda zekât yoktur. Çünkü Muaz hadisine göre; Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisini Yemen’e gönderdiği vakit, “her otuz sığırda bir tebi‘ veya tebi‘a, her kırk sığırda ise bir müsinne veya müsin zekât almalarını” emretmiştir.

Cumhur âlimlere göre, kırlarda otlamayan sığırda ise zekât yoktur. İmam Malik’ten nakledildiğine göre —aynı develerde dediği gibi— yem, yulaf ve besilerle beslenen sığırlarda zekât vardır. Buna dair açıklamalar geçmişti. Muhtemelen mutlak hüküm, mukayyet hükme hamledilir; bir de zekâtta, nema özelliği muteberdir. Zekât da ise sadece kırlarda otlayan yani saime olması söz konusudur.

Yılın çoğunda kırlarda otlaması durumunda sığırlar eğer otuza ulaşacak olursa, bu durumda otuz dokuza kadar bir tebi‘ (bir yaşını bitirmiş, iki yaşına basmış erkek sığır) veya onun dişisi olan tebi‘a zekât olarak verilir. Sayı kırka ulaşacak olursa, o zaman elli dokuza kadar bir müsinne (iki yaşını bitirmiş, üç yaşına basmış dişi sığır) verilir. Altmışa ulaşırsa bu durumda, altmış dokuza kadar iki tebi‘a verilir. Yetmişe ulaşırsa, bir tebi‘ ve bir müsinne verilir. Dolayısıyla artış gösterdiğinde, her otuzda bir tebi‘, her kırkta ise bir müsinne zekât olarak verilir.

Bunu, içlerinde İmam Malik, Leys, Sevri, İmam Şafii, İshak, Ebu Ubeyde, Ebu Yusuf, Muhammed b. el-Hasen ve Ebu Sevr’in de bulunduğu ilim adamlarının çoğu söylemiştir.

Ebu Hanife ise —kendisinden nakledilen görüşlerinden bazısında— şöyle demiştir: Hesabıyla, sığırın kırktan fazla olması durumunda, her bir sığır için zekât olarak bir müsinne’nin kırkta biri verilir. İki nisap arasını on dokuz sığırda kılmaktan kaçınmak amacıyla böyle yapar; çünkü bu durum iki nisap arası kalan durumların hepsine muhaliftir. Zira iki nisap arasında kalan durumların hepsi onar onar şeklinde hesap edilir.

Az önce geçen “her otuz sığırda bir tebi‘ ve her kırk sığırda ise bir müsinne zekât olarak verilir” hadisiyle buna cevap verilmiştir. Bu hadis, muteber olanın bu iki sayıda olmasına delalet eder. Çünkü devenin ve koyunların arasında kalan nisap miktarları farklıdır; dolayısıyla da buradaki ihtilaf ve farklılık caizdir.

Asli itibariyle zekâtta erkek hayvan çıkarılıp verilmez; ancak sığırlar bunun dışındadır. İbnü lebun’a gelince bu da asıl değildir; ancak bu, bintu mehad yerine zekât olarak verilir. Bu nedenle bintu mehad varken diğeri verilmez.

Sayı otuz olunca, erkeği vermek yeterli gelir. Tekrar etmesi halinde de durum aynıdır; sayının altmış olması gibi. Bir de otuz ve diğer sayılardan terkip olması durumunda da durum aynıdır; yetmiş sayısı gibi. Kırka gelince ve bundan seksen sayısı gibi tekrar etmesi durumunda, bunun farizası hakkında ise sadece dişinin verilmesi yeterli gelir.

İşte bu tafsilat, içerisinde dişilerin bulunması halindedir. Eğer hepsi erkeklerden oluşmuşsa, her hâlükârda bunun erkek sığırdan zekât olarak verilmesi yeterli gelir. Çünkü zekât, eşit yapmak ve ara bulmak demek olduğundan dolayı, o kimsenin malının dışındaki bir şeyle ara bulmasını istemek doğru olmaz. Dişilerin sadece sayısı kırk olanlarda yeterli geleceği muhtemeldir. Çünkü naslarda, bu husus müsinne hayvanlarda söz konusu olmuş ve onların satın alınacağı teklif edilmiştir. Evla olan birinci görüştür.

Tebi‘, bir yaşını bitirmiş ve iki yaşına basmış olan sığırdır. “Tebi” denilmesinin nedeni, annesine tâbi olmasından kaynaklanmaktadır.

Müsinne, iki yaşını bitirmiş, üç yaşına da basmış dişi sığırdır. Sığırların zekâtı konusunda bu ikisi dışında verilmesi farz olan başka bir hayvan yoktur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/telafi-etme-konusu/,https://kutsalayet.de/koyunlarin-zekati/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız