Yere ve onu yayana.
Diyanet Vakfı
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Kurtubi Tefsiri
Yere ve onu döşeyene;
Döşenmesine, anlamındadır. Onu -az önce zikrettiğimiz gibi- döşeyen kimseye, yani onu yayan kimseye, anlamında olduğu da söylenmiştir. Genel olarak müfessirler bu lâfzı böylece açıklamıştır. Bu da: “Dehâhâ” “Onu döşedi” ile benzer bir anlam ihtiva eder.
el-Hasen, Mücahid ve başkaları da:”Tahâhâ” ile “Dehâhâ” aynı anlamdadır ki; “her taraftan onu yaydı” demektir. “Et-tahv” “Yaymak” demek okıp, fiil: “Tahâ, yethu, tahven” ile “Tahâ, yethi, tahyen” şekillerinde kullanılır, (Yani son harfinin “vav” ya da “ye” oluşuna göre kullanılır.) Ebû Amr’dan nakledildiğine göre; “Taheytu” “Yatıp, uzandım” demektir. İbn Abbâs’tan burada bu lâfzın “onu taksim etti” diye açıkladığı nakledilmiştir, onu yarattı anlamına geldiği de söylenmiştir. Şair de şöyle demiştir:
“Cezime kendisini kimin yarattığını bilemez
O pek yüksek Arş’ın üzerinde de kimin olduğunu.”
el-Maverdî dedi ki: Ondan (yerden) çıkan bitkiler, pınarlar ve hazineler anlamında olması ihtimali de vardır. Çünkü bütün bunlar, üzerinde yaratılmış olan varlıklar için hayat sebebidir. Arapların yemin ederken bazen “Lâ, ve’l-kameri’t-tahiye” diye yemin ettikleri nakledilmiştir. Bu da: “Hayır pek yüksek parıldayan ve yukarıdaki ay hakkı için” demektir. Ebû Amr dedi ki: Adam yerde yürüyüp gittiği vakit; “Taha’r-raculu” denilir. “Mâ edri eyne tahâ” “Nereye gittiğini bilemiyorum” ve: “Tahâ bihi kalbehu” “Hatırından herbir şey geçti” denilir. Alkame de şöyle demiştir:
“Neşeli bir kalb, güzeller arasında alıp gitti seni
Fakat gençlikten azıcık sonra, saçların ağarmaya başladığı bir zamanda.”