Namazı bitirip, ondan çıkmak istediği zaman sağ ve sol tarafına: “Esselâmu aleykum ve rahmetullah” diyerek selam verir. Bu selam veriş vaciptir ve hiçbir şey onun yerine geçmez. Bunu, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî demiştir. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem):
“Namazın tahrimi tekbir getirmek, helali (çıkışı) ise selam vermektir.” (588) buyurmuştur.
Aynı şekilde Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) namazının sonunda selam vermiş ve bunu sürekli yapmıştır. Bunu zedeleyecek bir amelde ise bulunmamıştır. Üstelik şöyle buyurmuştur:
“Beni nasıl namaz kılar görmüş iseniz, öylece kılınız.” (589)
Ebu Hanîfe ise şöyle demiştir: Namazdan çıkmak için sadece selamın gerçekleşmiş olması şart değildir; zira namazı bozacak bir amel, abdestsizlik vb. şeylerle de kişi namazından çıkmış olur. Ancak selam vererek namazdan çıkmak sünnettir, vacip değildir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), namazını kötü kılan o (malum) şahsa namazındaki bu selamı öğretmemiştir. Nitekim buna dair cevap da geçmiştir. Abdestsizlik namazı bozduğuna göre, selam namaz için bir vecibe olmamış olur.
Sağ ve sol tarafına selam vermesi meşrudur. Bunu, Sevrî, İmam Şâfiî, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. Çünkü bu noktada gelen Câbir b. Semura hadisinde, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Sizden birinizin elini dizinin üzerine koyup ardından sağ ve sol tarafında bulunan kardeşine selam vermesi yeterlidir.” (590)
Yine bu minvalde Âmir b. Sa’d’dan, onun da babasından yaptığı nakle göre, kendisi şöyle demiştir:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, sağ ve sol tarafına selam verirken baktım; öyle ki yanağının beyazlığını dahi gördüm.” (591)
İmam Mâlik ve Evzâî: “Bir kere selam verir.” demişlerdir. Bu noktada rivayet edilen Hz. Âişe hadisi şöyledir:
“Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) yüzünü çevirip bir kere selam verirdi.” (592)
Seleme b. Akva’dan rivayete göre, o şöyle demiştir:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’i namaz kılarken gördüm, bir defa selam verdi.” (593)
Bu delillerin “zayıf olduğu” şeklinde cevap verilmiştir. Bunun yanında hadisin manası, bir defa selam verdiği şeklinde değil, kendilerine işittirmiş olduğunu ortaya koymaktadır.
Buna karşılık birinci görüşün ileri sürdüğü hadisler ise bir ziyadenin olduğunu ifade etmektedir. Zira bir güvenilir raviden gelen ziyade (fazlalık), makbuldür ve kabul edilir. Bu durumda, Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) her ikisini de işlemiş olmaktadır ve böylece caiz olanla, sünnet olanı açıklamak için böyle yapmıştır.