"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Sarhoşluğun cezası

Sarhoşluğun had cezası konusunda iki görüş gelmiştir. Birincisi, cezası seksen sopadır. Bunu İmam Malik, Sevri, Ebu Hanife ve onlara uyanlar söylemiştir. Çünkü bu hususta sahabenin icması vardır. Zira Hz. Ömer, insanlarla şarabın haddi hakkında istişare etmiş ve: “İçki haddi hakkında ne düşünürsünüz?” diye sormuş, Abdurrahman b. Avf ise: “Hadlerin en hafif olanının verilmesini uygun buluyorum.” deyince, Hz. Ömer seksen sopa vurdurtmuştur. İkincisi, cezası kırk sopadır. Bu da Şafii mezhebinin görüşüdür. Çünkü Hz. Ali, içki içen Velid’e kırk sopa atmış, sonra da: “Allah’ın Peygamberi (sallallahu aleyhi ve sellem) kırk sopa atmıştır. Ebu Bekir de kırk sopa atmıştır. Ömer ise seksen sopa atmıştır. Hepsi de sünnettir. Ben de kırk sopayı uygun görüyorum.” demiştir.

Enes’ten nakledildiğine göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına içki içmiş bir adam getirildi. Ona iki cerideyle olmak üzere kırk sopa vurdurdu. Enes dedi ki: “Hz. Ebu Bekir de böyle yaptı. Hz. Ömer (halife olunca) insanlarla istişare etti. Bunun üzerine Abdurrahman: ‘Hadlerin en hafifi seksen sopadır.’ deyince, Hz. Ömer seksen sopa vurulmasını emretti.”

Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in uygulaması bir hüccettir ve başkasının amelinden dolayı onun amelinin terk edilmesi caiz değildir. Dolayısıyla Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, Ebu Bekir ve Ali’nin ameline muhalif olan bir görüş üzere icma gerçekleşmez. Hz. Ömer’in uygulamasına gelince, muhtemelen kendisi fazladan tazir cezası vermiş olsa gerek; zira devlet başkanının uygun görmesi halinde bunu icra etmesi caizdir.

Had cezası, kişinin ancak onu içmesi halinde, onu tercih edip zorlama olmaksızın içmiş olmasıyla gereklilik arz eder. O vakit istemeden (zorla) içilmesi halinde had cezası yoktur ve içmekten dolayı günaha da girmiş olmaz. Aynı şekilde bir müşkilatını ortadan kaldıracak içkiden başkasını bulamayıp zor durumda kalanın hükmü de böyledir. Onun çokça içmesi sebebiyle sarhoş olacağını bilmesiyle de had cezası gerekli olur, ama başkası için had gerekli olmaz. Zira bununla harama girmiş olacağını bilmemekte ve bununla kasti masiyet işlemek de değildir. Nitekim bu kimsenin hali, eşinden başkasıyla (bilmeden) zifafa girmesi gibi değerlendirilir. Bu görüş, ilim ehlinin geneline aittir.

İkrar ve beyyineden birisi sabit olmadıkça içki içen kişiye had cezası vurmak vacip olmaz. Bunun yanında ilim ehlinin genelinin görüşüne göre ikrarın bir defa söylenmiş olması yeterli gelir. Zira bu, telef etmeyi gerektiren bir had cezası olduğundan, bu yönüyle kazif (iftiracı) haddine benzemektedir. İkrarından avdet etmesi halinde, onun bu geri dönüşü kabul edilir. Çünkü bu, şanı yüce Allah’a ait hakkı ifade ettiğinden, söz konusu olan bu avdeti diğer hadlerde olduğu gibi kendisinden kabul edilir.

İlim adamlarının çoğunluğunun görüşüne göre had cezası için içki içenin ağzının kokması şart değildir. İmam Ahmed’den nakilde bulunan Ebu Talib’in ifadesine göre ise o vakit had cezası vurulur. Bu, İmam Malik’in de kavlini oluşturmaktadır. Çünkü İbn Mesud, ağzı içki kokan bir adama sopa (celde) vurmuştur.

el-Muvaffak şöyle der: Evla olan birinci görüştür. Şüphesiz ağız kokusunun kimi zaman ağzın suyla çalkalanıp yıkanmasıyla veya o suyun ağızda bir süre bekletilmesiyle (kokunun hafifleyeceği) muhtemel olur. Dolayısıyla ağızdaki kokunun bu şekilde farkına varılmaması mümkündür. Veya sarhoş olmadığı düşünülebilir yahut kendisine zorla içki içirilmiş olabilir. Bir de içki kokusuna benzer sert ve ağır olan bir katkı maddesi barındıran bir yiyecek yemiş veya meyve suyu içmiş olabilir. Bu nedenle de sanki içki içmiş gibi bir izlenim doğabilir. Öyleyse bu gibi şeyler söz konusu olmuşsa, “şüpheler sebebiyle hadlerin tatbik edilmemesi” ilkesinden hareketle, had cezası vermek vacip olmaz. Sarhoş yahut içkiyi kusan olarak bulunacak olursa, bu durumda İmam Ahmed’den nakledildiğine göre bundan sebep had cezası yoktur; çünkü zorla içirilmiş olması muhtemeldir. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür.

İmam Ahmed’den nakilde bulunan Ebu Talib’in ifadesine göre ağzın içki kokması hasebiyle had cezasını vurmak vacip olduğuna göre burada haddin vurulması öncelikli olarak vacip sayılır. Çünkü sarhoş olması ve kusması ancak içkiyi içmesinden sonra vuku bulan durumlardır. Dolayısıyla sanki içki içtiğine dair beyyine varmış gibi kabul edilir.

Velid ile ilgili hadise gelirsek: “Hurman (Hz. Osman’ın kölesi) ve başka bir adam onun aleyhinde şahitlik ettiler. Birisi onu şarap içerken, öteki de onu (şarabı) kusarken gördüğünü söyledi. Bunun üzerine Hz. Osman: Eğer o şarabı içmeseydi kusmazdı, dedi ve Hz. Ali’ye: Ona haddi uygula, dedi.” Bu hadise sahabe bilginlerinin ve ileri gelenlerinin huzurunda meydana gelmiş ve kendilerine karşı çıkan olmamıştır; dolayısıyla bir icma halini almış oldu. Bir de onun şarabı içtiğine dair şahitlik etmesi yeterlidir. İçmedikçe de kişi onu kusmaz veya sarhoş da olmaz.

Beyyine’ye gelirsek, bu da iki adaletli erkek Müslümanın söz konusu içkinin sarhoşluk veren bir içecek olduğuna dair şahitlik etmeleriyle gerçekleşmektedir. Bu içeceğin türünü beyan etmelerine gerek yoktur. Çünkü bu, zina’nın tersine, had gerektirecek veya gerektirmeyecek olan türü şeklinde taksim edilmez. Zira sarahaten olmasına ve bunun mecrasına götürmüş olacağına bakılır. Şahitlikte ikrah altında olmadığını söylemesine veya içkinin sarhoş verici olduğunu bildiğini söylemeye gerek duyulmaz; çünkü zahiren muhayyerlik söz konusudur. Bilgi sahibi olmak ve bu ikisine vakıf olmak uzak bir ihtimaldir; dolayısıyla bunu beyan etmeye ihtiyaç yoktur. O nedenledir ki bunlar şahitlik konularında göz önünde bulundurulmazlar.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sarhos-edici-hersey-haramdir/,https://kutsalayet.de/had-vurulan-kisinin-olmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız