Sarhoşluk edici her şeyin azı da çoğu da haramdır. Bu, hamr sayılır ve hükmü, haramlığı noktasındaki yaş üzüm suyundan elde edilen içki hükmü gibidir. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii, Ebu Sevr, Ebu Ubeyd ve İshak söylemiştir. Çünkü İbn Ömer’den rivayete göre, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Her sarhoş edici şey hamr, her hamr da haramdır.” Cabir b. Abdullah’tan nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.” Hz. Aişe’den aktarıldığına göre, kendisi Allah Resulü’nden (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyururken işitmiştir: “Her sarhoş edici şey haramdır. Bir farak (küp) içildiği takdirde sarhoşluk veren bir şeyin tek avucu da haramdır.” Hz. Ömer şöyle demiştir: “(Ey insanlar!) Hamr’ın haram olduğu hükmü inmiştir. Bilesiniz ki hamr (günümüzde ve çevremizde) beş şeyden yapılmaktadır: Üzümden, hurmadan, baldan, buğdaydan, arpadan. Hamr, aklı örten her şeydir.” Çünkü bunlar, sarhoş edicidir; bu yönüyle üzüm suyundan elde edilen içkiye benzemektedirler.
Ebu Hanife içecekler hakkında şöyle demiştir: Üzüm suyundan elde edilen içki kaynatıldığında üçte ikisi giden içkidir. Kendi kendine kabaran taze hurma suyu olan (nakiu’t-temr) ve kuru üzüm, kaynatıldığında üçte ikisi gitmese dahi ortada olan içkidir. Buğday, mısır, arpa vb. nebizi ise taze de olsalar, kaynatılmış da olsalar sarhoşluk miktarına ulaşmadıkları sürece içilmeleri helaldir. Buna göre üzüm suyundan elde edilen içki (olan şarap), şiddetle fokurdayıp köpük atsa yahut kaynatılıp üçte ikisinden azı gidecek olsa, kendi kendine kabaran taze hurma suyu olan (nakiu’t-temr) ve kuru üzüm, kaynatılmadığı halde şiddetlice fokurdasalar, işte bunların azı da çoğu da haram olur.
İbn Munzir şöyle der: Kufe ehli birtakım illetli hadisler öne sürmüşlerdir ve biz de bunları illetleriyle beraber zikretmiş (açıklamış) bulunmaktayız. İmam Ahmed ise: Sarhoşluk veren şeylerde (içeceklerde) ruhsat veren bir tane sahih hadis gelmemiştir, demiştir.
Sarhoşluk veren içeceğin azını da çoğunu da içen kimse hakkında had cezası vacip olur. el-Muvaffak şöyle demiştir: Kaynatılmayan üzüm suyundan elde edilen içki hakkında geçen ilim adamlarının arasında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Diğer içecekler hakkında ise ihtilaf etmişlerdir. Bu bağlamda üzüm suyundan elde edilen şarap ile diğer tüm sarhoşluk veren içecekler arasında tevbe etmeye dair hükme varılmıştır. Bu, Evzâî, İmam Malik ve İmam Şafii’nin kavlidir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kim, şarap içerse ona celde vurunuz…” buyurmuştur. Sabit olduğu üzere her sarhoşluk veren şey hamr’dır ve hadis, azını da çoğunu da bu kapsama dâhil etmiştir. Bir topluluk ise sarhoş olmadığı sürece had cezasının vurulmayacağını ifade etmiştir ki, bunu söyleyenlerden birisi de rey ashabıdır.
Ebu Sevr ise şöyle der: Bu içeceğin haram olduğuna inandığı halde kim onu içerse celde (sopa) cezası alır. Bunu tevil ederek içecek olana ise had cezası verilmez; çünkü bunda ihtilaf edilmiştir. Bu yönüyle velisiz nikâha benzemektedir. (Ancak) geçen açıklamalarla buna cevap verilmiştir. Bu konuda ihtilaf edilmiş olması had cezasının vücubiyetini kaldırmaz. Buna dair delil, kişinin bunun haram olduğunu bildiği halde içmesidir. Bu açıdan konu, hakkında ihtilaf edilen konulardan biri sayılan velisiz nikâh konusundan da ayrılmış olur. Arasındaki fark iki yöndedir: Birincisi, hakkında ihtilaf edilen bu fiil, burada haram olduğu noktasında üzerinde icma edilen fiile davet etmektedir. Hakkında ihtilaf edilen diğer fiil ve ameller ise haramlığı hakkında icma edilen haram cinsinden olmak üzere sarf edilmektedir. İkincisi, sünnet, üzerinde ihtilaf edilen bu amelin haramlığından yola çıktığından, o vakit kimsenin bu noktada –başkasının tersine– bunun mübah olduğuna inanmasında özür sahibi olmaz.