"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Sad 45

Kullarımdan İbrahim’i, İshak’ı ve Yakub’u an — güç ve basiret sahipleriydi.

Diyanet Vakfı
(Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakubu da an.

Kurtubi Tefsiri
Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an!

“Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an” âyetindeki: ” Kullarımız” lâfzını İbn Abbâs sahih bir senetle nakledildiğine göre: ” Kulumuz” diye okumuştur. Bunu İbn Uyeyne, Amr’dan, o Atâ’dan, o İbn Abbâs’tan diye rivâyet etmiştir. Aynı zamanda bu Mücahid, Humeyd, İbn Muhaysın ve İbn Kesîr’in de kıraatidir. Bu kıraate göre “İbrahim” âyeti “kulumuz”dan bedel olmaktadır. İshak ve Yakub ise buna atıf olur. Bununla birlikte çoğul (kullarımız anlamında) kıraati daha açık ve anlaşılırdır. Ebû Ubeyd ile Ebû Hatem’in tercih ettiği kıraat de budur. Bu durumda

“İbrahim” ve sonra gelen isimler bedel olurlar.

en-Nehhâs dedi ki: Arapça açısından bunun açıklaması şöyledir: Eğer sen: Ben arkadaşlarımız Zeyd’i, Amr’ı ve Halid’i gördüm diyecek olursan, Zeyd, Amr ve Halid bedeldir ve kendilerinden sözedilen “arkadaşlar” onlardır. Şayet: Arkadaşımız Zeyd’i, Amr’ı ve Halid’i gördüm diyecek olursan, tek başına “Zeyd” bedel olur ve “arkadaşımız” diye sözü edilen kişi odur. Zeyd ve Amr ise “arkadaşımız” lâfzına atıf edilmişler ve bunlar bunun dışında bir başka delil bulunmadıkça “arkadaşlık” kapsamı içerisine girmezler. Şu kadar var ki yüce Allah’ın:

“İshak ve Yakub” âyetlerinin “kulluk”un kapsamı içerisinde oldukları bilinen bir husustur. Bu âyet-i kerimeyi: Boğazlanması emredilen kişi İsmail değil, İshak’tır, görüşünü kabul edenler delil gösterirler. Bizim de daha önce “el-î’lam bi Mevlidi’n-Nebiyyi Aleyhi’s-Selam” adlı eserimizde belirttiğimiz üzere sahih olan da budur.

“Güçlü ve basiretli” âyeti ile ilgili olarak en-Nehhâs şöyle demektedir:

“Basiretli” âyetinin din ve ilim noktasında basiret sahibi diye te’vili ittifakla kabul edilmiş bir te’vildir.

“Güçlü” lâfzının te’vili hususunda ise görüş ayrılığı vardır. Tefsir âlimleri bunun dinde güç ve kuvvet anlamında olduğunu söylerken bazı kimseler de Güçlü” kelimesi nimet anlamındaki: ” El” lâfzının çoğuludur, derler. Yani onlar nimet sahibi kimseler idiler, bu da: Allah’ın kendilerine nimet ihsan ettiği kimseler… demek olur. Nimet ve ihsan sahibi kimseler, diye de açıklanmıştır. Çünkü onlar gerçekten kendilerine ihsanda bulunulmuş ve önceden (dünyada iken) hayır işlemiş kimselerdir; Taberî’nin tercih ettiği açıklama da budur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/sad-44/,https://kutsalayet.de/sad-46/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız