“Ayağını yere vur. Bu yıkanılacak soğuk bir su ve içilecek şeydir.”
Diyanet Vakfı
Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).
Kurtubi Tefsiri
“Ayağını yere vur. Bu hem yıkanacak, hem içilecek soğuk bir sudur.”
“Ayağını yere vur!” âyetindeki fiilin mastarı: ” Ayakla itmek” demektir. Mesela: “Atı ayağıyla topukladı” ve ” Elbisesini ayağıyla itti” denilir.
el-Muberred dedi ki: “Hareket ettirmek” demektir. Bundan dolayı el-Esmaî: ” Binek hareket ettirildi” denilir, ancak O hareket etti” denilmez, demiştir. Çünkü bu binicinin ayaklarını hareket ettirmesi anlamındadır. Bineğin bu fiilde bir katkısı yoktur.
Sîbeveyh de: ” Ben ayağımla bineği topukladım, o da ayağını hareket ettirdi” kullanımını nakletmektedir.
Bu şekil: ” Kemiği sardım o da iyileşti” ile “Onun için üzüldüm, o da üzüldü” demeye benzer.
Bu âyette hazfedilmiş takdiri ifadeler de vardır. Yani Biz ona “… vur” dedik, takdirindedir. Bu açıklamayı el-Kisaî yapmıştır. Bu emir kendisine Allah ona afiyet verdiği sırada verilmişti.
“Bu hem yıkanacak, hem içilecek soğuk bir sudur.” Yani o da ayağını yere vurdu, oradan bir su fışkırdı. Onunla yıkandı, bedenindeki zahiri hastalıklar gitti. Sonra da ondan içti, bu sefer içindeki hastalıklar gitti.
Katade dedi ki: Bunlar el-Cabiye diye bilinen Şam topraklarındaki bir yerdeki iki pınardır. Bunlardan birisi ile yıkandı, yüce Allah onunla hastalıklarının zahir olanlarını giderdi. Diğerinden de içti”, yüce Allah onunla da iç organlarındaki rahatsızlıklara şifa verdi.
Buna yakın bir açıklama el-Hasen ve Mukâtil ‘den nakledilmiştir. Mukâtil dedi ki: Sıcak bir pınar fışkırdı, ondan yıkandı ve sağlığına kavuşmuş olarak çıktı. Sonra bir başka pınar daha fışkırdı, ondan da tatlı bir su içti.
Bir açıklamaya göre ayağını yere vurmasının emredilmesi vücudundaki herbir hastalığın üzerinden etrafa dağılması içindir. ” Kendisi ile yıkanılan su” demektir. Bu açıklamayı da el-Kutebî yapmıştır. Bunun “yıkandığı yer” demek olduğu da söylenmiştir, bu açıklama da Mukâtil ‘indir.
el-Cevherî dedi ki: “Su ile yıkandım” demektir, ” Kendisiyle yıkanılan su”ya (……..) denilir. (……..) de “kendisi ile yıkanılan su” demektir. Nitekim yüce Allah’ın:
“Bu hem yıkanacak, hem içilecek soğuk bir sudur” âyetinde de bu şekilde kullanılmıştır. Bu kelime aynı zamanda “içinde yıkanılan şey” anlamına da gelir,ise “ölülerin yıkandığı yer” demektir, çoğulu: …diye gelir.
Eyyub (aleyhisselâm)’ın bu bela ve mihnet içerisinde ne kadar kaldığı hususunda farklı görüşler vardır. İbn Abbâs: Yedi yıl, yedi ay, yedi gün ve yedi saat demiştir. Vehb b. Münebbih de şöyle demiştir: Eyyub (aleyhisselâm) yedi yıl süre ile bela içinde kaldı. Yusuf da hapiste yedi yıl kaldı. Buht Nassar yedi yıl süre ile azaba uğratıldı ve yırtıcı hayvanlar arasında bırakıldı. Taberi, Tarih, I, 208 Bunu da Ebû Nuaym zikretmiştir.
Belasının on yıl sürdüğü söylendiği gibi, onsekiz yıl sürdüğü de söylenmiştir. el-Maverdî’nin naklettiğine göre Enes bunu merfu olarak rivâyet etmiştir.
Derim ki: Bunu İbnu’l-Mübarek de zikretmiştir: Bize Yûnus b. Yezid haber verdi. O AkîPden, o İbn Şihab’dan rivâyete göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün Eyyub’u ve başına gelen belayı sözkonusu etti. Ona gelen belanın onsekiz yıl ondan ayrılmadığını söyledi. Hadisi el-Kuşeyrî de zikretmiştir. Kırk yıl belada kaldığı da söylenmiştir.