"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Rahman 47

O hâlde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız?

Diyanet Vakfı
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?

Kurtubi Tefsiri
O halde; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?

“Rabbînin huzurunda durmaktan korkana da iki cennet vardır” âyetine dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:

1- Rabbin Huzuruna Varmak:

Yüce Allah cehennemliklerin hallerini sözkonusu ettikten sonra, iyi kulları için neler hazırladığını sözkonusu etmektedir. Âyetin anlamı şudur: Hesab için Rabbinin huzurunda durmaktan korkup da masiyeti terkeden kimseye (iki cennet vardır). Buna göre; “Huzurda durmak” ayakta durmak anlamında bir mastardır.

Bir açıklamaya göre Rabbinin üzerinde oluşundan korkan, demektir. Bu da Rabbinin kendisini kontrol etmesinden ve ona muttali olmasından korkan demek olur. Bunu yüce Allah’ın:

“Her nefsin bütün kazandığını gözetleyen (Allah müşriklerin putları gibi) midir?” (er-Ra’d, 13/33) açıklamaktadır.

Mücahîd ve İbrahim en-Nehaî şöyle demişlerdir: Burada sözü edilen şahıs, bir masiyet işlemeyi kararlaştırıp Allah’ı hatırladıktan sonra O’nun korkusuyla o günahı işlemeyi terk eden kimsedir.

2- İki Cennet Kime ve Hangi Sebeplerden Dolayı Verilecektir?:

Bu âyet-i kerîme şuna delildir: Bir kimse hanımına: Şayet ben cennet ehlinden değil isem sen de benden boş ol dese ve eğer bu kimse bir masiyet işlemeyi kararlaştırmış olmakla birlikte Allah’tan korktuğundan ve O’ndan utandığından dolayı terketmiş ise, onun bu yemini bozulmaz. Süfyan es-Sevrî de böyle demiş ve buna göre fetva vermiştir.

Muhammed b. Ali et-Tirmizî şöyle demektedir: Böyle bir kimseye cennetin biri Rabbinden korkusundan ötürü, diğeri ise arzusunu, şehvetini terkettiğinden ötürü verilecektir.

İbn Abbâs da şöyle demiştir: Farzları edâ ettiği halde birlikte, Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimse kastedilmektedir.

“Makam; Huzurda durmak, yer” diye açıklanmıştır. Yani -önceden geçtiği gibi- hesab için Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimse demek olur. Burada “huzurda durma”nın kul hakkında olması, sonra da bunun Allah’a izafe edilmiş olması da mümkündür, bu da yüce Allah’ın:

“Onların ecelleri geldiğinde” (el-A’raf, 7/34) âyeti ile bir başka yerdeki:

“Şüphesiz ki Allah’ın (takdir ettiği) eceli geldi mi geri bırakılmaz.” (Nûh, 71/4) âyetinde geçen “ecel”e benzemektedir.

“İki cennet vardır.” Yani korkan herkese başlı başına iki cennet vardır. Korkan herkes için iki cennet verilecektir. Bütün korkanlara iki cennet verilecektir diye açıklanmış ise de birincisi daha kuvvetli görülmektedir.

İbn Abbâs’tan rivâyete göre o Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: “İki cennet, cennetin eni kadar iki bahçedir. Bunların herbirisi yüz yıllık bir mesafedir. Herbirisinin ortasında da nurdan bir ev vardır. Nağme çıkararak ve yeşilliği ile salınmayan hiçbir şeyi yoktur. O bahçenin kararı sabittir, ağaçları da sabittir.” Bunu el-Mehdevî zikretmiş olup, us-Sa’-lebî de bunu Ebû Hüreyre yoluyla gelen bir hadis olarak kaydetmiştir.

Bir diğer açıklamaya göre; iki cennet, kendisi için yaratılmış olan bir cennet ile mirasçısı olacağı diğer cennettir (bahçedir,)

Bir diğer açıklamaya göre iki cennetten birisi, kendisinin konaklayacağı yer, diğeri ise eşlerinin konaklayacağı yerdir. Tıpkı dünyadaki ileri gelen başkanların yaptıkları gibi.

Bir başka açıklamaya göre iki cennetten birisi, onun meskeni, diğeri ise bahçesi olacaktır. Bu iki cennetten birisi köşklerinin aşağı tarafları, diğeri ise yukarı tarafları olduğu da söylenmiştir.

Mukâtil dedi ki: Bu iki cennet, Adn cenneti ile Naînı cennetidir.

el-Ferrâ’ da şöyle demiştir; Bu tek bir cennettir, âyet sonu olduğu için tesniye gelmiştir. Ancak el-Kutebî bunu kabul etmeyerek şöyle demiştir: Cehennemin bekçileri aslında yirmi kişidir, ama ondokuz kişi oldukları âyet sonlarına riayet olsun diye sözkonusu edilmiştir, denilemez. Aynı şekilde yüce Allah;

“İkisinin de (gölgelikli) dalları vardır” (radıyallahü anhhmân, 55/48) diye buyurmaktadır.

Ebû Cafer en-Nehhâs dedi ki: el-Ferrâ’ şöyle demiştir: Bu tek bir cennet olabilir. Şiirde de bunun iki cennet olduğu sözkonusu edilmiş olabilir. Ancak böyle bir görüş yüce Allah’ın kitabı hakkında yapılacak en büyük hatalardandır. Çünkü yüce Allah:

“İki cennet vardır” diye buyurmakla, sonra da bunları “ikisinde… vardır” diye nitelendirmektedir. Şimdi âyetin zahirinden anlaşılanı bırakarak: Bunun tek bir cennet olması mümkündür deyip, şiiri delil diye göstermesi doğru bir şey değildir. Ancak el-Ferrâ’nın Meâni’l-Kur’ân, III, llttdeki ifadelerinden böyle bir iddiada bulunmadığı anlaşılmaktadır. el-Kutebî ile en-Nehhâs’in neden böyle bir iddiada bulundukları ve neye dayanarak böyle bir ifade kullandıkları ayrıca ele alınması gereken bir konudur.

Bir açıklamaya göre cennetlerin iki tane, olması bir yerden diğerine gidip gelmekle cennetlik kişinin sevincinin kat kat arttırılması içindir.

Denildiğine göre bu Özel olarak Ebû Bekir es-Sıddık (radıyallahü anh) hakkında cennetin takva sahiplerine yakınlaştırılıp, cehennem ateşinin günahkârlara açıkça gösterileceği günü hatırlaması üzerine inmiştir. Bunu Atâ ve İbn Şevzeb söylemişlerdir.

ed-Dahhâk şöyle demiştir: Hayır, o bir gün susuzken süt içmiş ve bu hoşuna gitmişti. Bu süte dair soru sorunca sütün helal olmayan bir yerden elde edildiğini ona söylediler. O da kendisini kusturarak sütü çıkardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) da ona bakıp duruyordu. Bunun üzerine: “Allah’ın rahmeti üzerine olsun. O’nun hakkında bir âyet indirdi” deyip, ona bu âyeti okudu. İbn Ahmed b. Hanbel, et-Verâ, s. 84, (âyet nüzulünün sözkonusu etmeden) Muvatta’, (Ömer (radıyallahü anh)in başından geçen bir olay olarak ve âyet nüzulünü sozkonusu etmeden

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/rahman-46/,https://kutsalayet.de/rahman-48/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız