Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Ben inkâr edenlere mühlet verdim, sonra onları yakaladım. Benim azabım nasılmış!
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve lekadi (ve gerçekten) istuhzie (alay edildi) bi-rusulin (peygamberlerle) min (den) kablike (senden önce). Fe-emleytu (böylece mühlet verdim) li-ellezîne (o kimselere ki) keferû (inkâr ettiler), summe (sonra) ehaztuhum (onları yakaladım). Fe-keyfe (öyleyse nasıl) kâne (oldu) ‘ikâbi (cezam)?
Mukatil Tefsiri
Senden önce, yani Muhammed’den önce de elçilerle alay edilmişti. Elçiler kavimlerine dünyada üzerlerine azabın ineceğini haber verdiler; fakat onlar elçileri yalanladılar ve azabın kendilerine inmeyeceğini söyleyerek onlarla alay ettiler. Peygamber de Mekke kâfirlerine haber verdiği zaman onlar onunla alay ettiler. Bunun üzerine Allah Teâlâ, Peygamberini teselli etmek ve onların kendisini azap konusunda yalanlamalarına karşı sabretmesini sağlamak için şöyle indirdi: Andolsun, senden önce de elçilerle alay edildi. Ben de inkâr edenlere mühlet verdim, yani onlara süre tanıdım ve cezalarını hemen vermedim; sonra onları azapla yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, yani azabım nasılmış; onun hak olduğunu görmediler mi?
Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Peygamberi Muhammed’e şöyle buyuruyor: Ey Muhammed, kavminden olan bu müşrikler seninle alay eder, kendilerine getirdiğin şeyi yalanlamak amacıyla senden ayetler isterlerse, onların sana verdikleri eziyetlere sabret; Rabbinin emri doğrultusunda onları uyarmaya ve kendilerine mazeret bırakmayacak şekilde tebliğde bulunmaya devam et. Çünkü senden önce gelip geçmiş ümmetler de resullerimle alay etmişlerdi. Ben de onlara uzun süre mühlet verdim ve ecellerini uzattım; sonra azgınlıklarında ve sapıklıklarında ileri gittiklerinde azabımı ve intikamımı onların üzerine indirdim. Öyleyse onlara ceza verdiğimde benim azabımın nasıl olduğuna bak! Onlara acı azabı tattırmadım mı ve onları akıl sahipleri için bir ibret kılmadım mı? Arap dilinde imlâ, uzatmak demektir. Bir kimseye mühletini uzattığında, Ona mühlet verdim denilir. Dehrin uzun bir süresine verilen ad da buradan gelir; yine Bir süre uzunca kaldım sözü de bundandır. Gece ile gündüze de uzunlukları sebebiyle iki uzun zaman denilmiştir. Nitekim İbn Mukbil şöyle demiştir: Ey Sebuân’daki kavmin yurtları! İki uzun zaman, eskime ve çürüme ile onların üzerine çöktü. Yeryüzündeki geniş ve uzun bir açıklığa da, iki ucu arasındaki mesafenin uzun ve yayılmış olması sebebiyle geniş saha denilmiştir. Nitekim şair şöyle demiştir: Ondan dolayı her yıpranmış ve gözle görülen şey ıslandı; birbirinin içine uzanan geniş sahada su tulumları kurudu.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…