Meyvenin olgunlaştığı ortaya çıkınca, mutlak olarak toplanma süresine değin onu (dalında) bırakmak ve koparılma şartı ile bu satış, caiz olur. Bunu, İmam Malik ve İmam Şafü söylemiştir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) olgunlaşmadan ewel meyvenin satımını men etmiştir, bu da gösteriyor ki meyve olgunlaştıktan sonra satılması mübahtır.
Ebu Hanife ve ashabı ise : (Toplanma süresine değin dalında) onu bırakmanın caiz olmayacağını söylemişlerdir; ancak Muhammed ise : Bunların fazlalığı baş gösterecek olursa o zaman caiz olur, demiştir. Söz konusu olan bu şartın, akdi gerektirmeyen bir yönde satıcının mülküden yararlanmak anlamına geldiği, dolayısıyla da -mahzeninde olan yiyecekleri bırakmayı şart koşmak gibi- bunun caiz olmayacağını gerekçe göstermişlerdir.
Şöyle cevap verilmiştir: Onlara göre olgunlaşmadan önce yasak olan satış, ürünlerin (dalında vb.) bırakılması şartının koşulmuş olmasıdır; öyleyse olgunlaştıktan sonra bu ürünlerin satışının caiz olması icap eder, aksi halde olgunlaşmanın mevzu bahis olmasının ne bir gayesi ve ne de zikredilmesinin bir faydası olurdu. Zaten afete uğramasından emin olmasının illeti, (ürünlerin dalında vb.) bırakmasına delalet de eder. Çünkü hemen peşine ürünlerin koparılıp toplanmasıyla artık bu ürünler afete de uğramamış olurlar. Olgunlaşmanın meydana gelişi ile afetten emin olunmuş sayılır, bu durumda yasak illeti ortadan kalktığı için de bu ürünlerin satımının caiz oluşu gereklilik kazanmış olur. Bir de ürünlerin nakledilmesi ve tahvil edilmesi, örfün hükmüne göre icra edilmesi gerekmektedir. Buna göre bunu şart koşacak olursa, satış da caiz olur; tıpkı imkan ölçüsüne göre satıcının mülkünde yer alan bir yiyeceği nakletmeyi şart koşmak gibidir.