Zevalden sonra her şeyin gölgesi kendi katı büyüklüğünde olduğu zaman, öğle namazının son vakti girmiş olur. Bu da güneşin üzerine meylettiği şeyi zaptetmekle bilinir. Ardından bu fazlalığa bakılır. Şayet uzayıp giden miktar insan boyu kadar olmuşsa, öğlenin son ve ikindinin de ilk vaktinin bu olduğu anlaşılmış olur. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii, Sevri ve Evzai söylemiştir. Buna benzer bir görüşü Ebu Yusuf, Muhammed, Ebu Sevr ve Davud (ez-Zahiri) de ifade etmiştir. Çünkü Cebrail (aleyhisselam), Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e öğleyi, güneş batıya eğilip gölge de papucun tasması kadar olduğu zaman ve ertesi gün de öğleyi, her şeyin gölgesi kendisi kadar olduğu vakit imamlık yaparak kıldırmış ve ardından da: “Vakit ise bu iki vaktin arasıdır.” buyurmuştur.
Ebu Hanife ise; öğle vakti her şeyin gölgesinin, kendisinin iki misli kadar olduğu vakittir, demiştir. Ancak bu dediğinin bir dayanağı yoktur. İbn Abdilberr der ki: Ebu Hanife bu görüşüyle söz konusu rivayetlere ve insanlara muhalefet etmiştir. Kendi arkadaşları (olan Ebu Yusuf ve İmam Muhammed) bile, ona bu noktada muhalefet etmişlerdir.