Kadınlardan, artık evlilik ümidi kalmamış yaşlı kadınların, süslerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. Bununla beraber sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Vel-kavâidu (ve yaşlı kadınlar) minen-nisâi (kadınlardan) ellâtî (o kadınlar ki) lâ yercûne (ummuyorlar) nikâhan (evlilik) fe leyse (artık yoktur) aleyhinne (onlara) cunâhun (bir günah) en (…melerinde) yeda’ne (bırakmaları/çıkarmaları) siyâbehunne (dış elbiselerini) gayra (olmaksızın) muteberricâtin (ziynetlerini açığa vuranlar) bi-zînetin (ziynetle) ve en (ve …meleri) yesta’fifne (sakınmaları/iffetli davranmaları) hayrun (daha hayırlıdır) lehunne (onlar için) vallâhu (ve Allah) semîun (işitendir) alîm (bilendir).
Mukatil Tefsiri
Kadınlardan hayızdan kesilmiş olanlar, yani yaşlılığı sebebiyle artık hayız görmeyen yaşlı kadınlar ve evlenme ümidi kalmamış olanlar, yani evlenmeyi ummayanlar için dış elbiselerini çıkarmalarında bir günah, yani bir sakınca yoktur. İbn Mesud’un kıraatinde “elbiselerinden” şeklindedir. Burada kastedilen, başörtüsünün üzerinde bulunan cilbabdır. Ancak süslerini göstermeksizin; yani cilbabı çıkarmakla süsünün, yani ziynet eşyasının görülmesini istememelidirler. Allah buyurdu ki: Sakınmaları, yani cilbabı çıkarmamaları, cilbabı çıkarmalarından kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Kadınlardan yaşlılık sebebiyle artık çocuk doğurmaktan kesilmiş, hayız görmeyen ve doğurmayan kadınlar —bunlardan birine “kâid” denir—; “artık evlilik ümidi kalmamış olanlar”, yani kocaya varmaktan ümitlerini kesmiş ve eş edinmeyi ummayan kadınlar; “dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur”, yani elbiselerini, başka bir deyişle cilbablarını çıkarmalarında kendileri için bir sakınca ve günah yoktur. Bu, başörtüsünün üzerinde bulunan örtü ve elbiselerin üzerinde bulunan ridâdır. Mahrem olan erkeklerin ve mahrem olmayan yabancıların yanında, süslerini göstererek açılıp saçılmadıkları sürece bunu çıkarmalarında kendileri için bir sakınca yoktur. Tefsir ehli de bu konuda bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir.
İbn Abbas, “Kadınlardan, artık evlilik ümidi kalmamış yaşlı kadınlar” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Bu, kadındır; Allah’ın hoş görmediği şekilde süslerini göstererek açılıp saçılmadığı sürece evinde dir‘ ve başörtüsüyle oturup cilbabını üzerinden çıkarmasında kendisi için bir günah yoktur.” İşte Allah’ın, “Dış elbiselerini, süslerini göstermeksizin çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur” buyruğu budur. Sonra, “Bununla beraber sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır” buyurmuştur.
Dahhâk’ın, “Dış elbiselerini çıkarmaları” buyruğu hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bununla cilbab, yani örtü kastedilmektedir. Bu, yaşlanıp artık çocuk doğurmaktan kesilmiş yaşlı kadın içindir. Başörtüsünün üzerine cilbab giymemesi ona zarar vermez. Fakat her hür Müslüman kadın, hayız çağına eriştiğinde cilbabını başörtüsünün üzerine indirmekle yükümlüdür.” Allah Ahzâb suresinde, “Cilbablarını üzerlerine salsınlar. Bu, tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur” (Ahzâb 59) buyurmuştur. Medine’de münafıklardan bazı erkekler vardı; kötü görünüşlü ve kötü giyimli bir kadın yanlarından geçtiğinde, münafıklar onun zina eden bir kadın ve aradıkları fahişelerden biri olduğunu sanırlar, mümin kadınları çirkin sözlerle incitirler ve hür kadınla cariyeyi birbirinden ayırt edemezlerdi. Bunun üzerine Allah bu hususta, “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, cilbablarını üzerlerine salsınlar. Bu, tanınmaları ve incitilmemeleri için daha uygundur” (Ahzâb 59) buyurdu. Yani giyim ve görünüşleri düzgün olduğunda münafıklar onlara tamah etmezler.
İbn Cüreyc, “Kadınlardan yaşlı olanlar” sözü hakkında, “Çocuk doğurmaktan kesilmiş ve yaşlanmış olanlardır” demiştir. İbn Cüreyc, Mücahid’in “artık evlilik ümidi kalmamış olanlar” sözü hakkında, “Evlilik istemeyenlerdir” dediğini; “dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur” sözü hakkında da, “Cilbablarını” dediğini nakletmiştir.
İbn Zeyd, “Kadınlardan, artık evlilik ümidi kalmamış yaşlı kadınların, süslerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Başörtüsünü çıkarmaktır.” Yine şöyle demiştir: “Artık evlilik ümidi kalmamış kadın, erkeklere ihtiyacı olmayacak ve erkeklerin de ona ihtiyacı olmayacak yaşa erişmiş kadındır. Bu duruma ulaştıklarında, süslerini göstererek açılıp saçılmamak şartıyla başörtüsünü çıkarırlar.” Sonra, “Bununla beraber sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır” buyurmuştur. İbn Zeyd, “Babam bütün bunları söylerdi” demiştir.
Abdullah’tan, “Dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur” buyruğu hakkında, “Cilbab veya ridâdır” dediği rivayet edilmiştir; Süfyan hangisi olduğunu tereddüt etmiştir. Abdullah’tan başka bir rivayette bunun “ridâ” olduğu, bir diğer rivayette ise “milhafe” olduğu nakledilmiştir. Yine Abdullah’ın aynı ayet hakkında “Cilbabdır” dediği rivayet edilmiştir. İbn Mesud’dan, “Dış elbiselerini süslerini göstermeksizin çıkarmaları” buyruğu hakkında, “O, ridâdır” dediği rivayet edilmiştir. Said b. Cübeyr’den de bunun ridâ olduğu nakledilmiştir.
Şa‘bî, “Dış elbiselerini süslerini göstermeksizin çıkarmaları” buyruğu hakkında şöyle demiştir: “Yaşlanmış ve artık evlenmeyen kadın cilbabını çıkarır.” Şa‘bî ayrıca Übey b. Kâ‘b’ın bunu, “Elbiselerinden bir kısmını çıkarmaları” şeklinde okuduğunu söylemiştir.
İbn Ebî Necîh’e, “Dış elbiselerini süslerini göstermeksizin çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur” buyruğu sorulduğunda, “Cilbabdır” demiştir. Bunun Mücahid’den mi olduğu sorulunca, “Evet; evde ve odada” cevabını vermiştir. Mücahid’den de, “Dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur” buyruğu hakkında, “Cilbablarını” dediği rivayet edilmiştir.
“Süslerini göstermeksizin” buyruğu şu anlama gelir: Ridâlarını çıkarmakla üzerlerindeki süsleri erkeklere göstermeyi amaçlamadıkları sürece, ridâlarını çıkarmalarında kendileri için bir günah yoktur. “Teberrüc”, kadının güzelliklerinden örtmesi gereken şeyleri açığa çıkarmasıdır.
“Bununla beraber sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır” buyruğu ise, cilbablarını ve ridâlarını çıkarmaktan sakınıp onları giymeleri, bunları çıkarmalarından kendileri için daha hayırlıdır, demektir. Tefsir ehli de bu konuda bizim söylediğimize benzer şeyler söylemiştir. Mücahid, “Sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır” sözü hakkında, “Cilbablarını giymeleridir” demiştir. Şa‘bî de, “Bunu terk etmeleridir” demiş; bununla elbiseleri çıkarmayı terk etmeyi kastetmiştir. İbn Zeyd ise, “Sakınma, başörtüsünü başına takmasıdır” demiş ve babasının bütün bunları söylediğini nakletmiştir.
“Allah işitendir”; dillerinizle söylediklerinizi işitir. “Bilendir”; göğüslerinizde gizlediklerinizi bilir. Öyleyse dillerinizle söylemenizi yasakladığı şeyleri söylemekten veya göğüslerinizde sizin için hoş görmediği şeyleri gizlemekten O’ndan sakının; aksi takdirde bunlarla O’nun cezasını hak edersiniz.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…