Allah onlara yaptıklarının en hayırlısını verecek ve fazladı ile artıracaktır. Allah hesabını çabuk görendir.
Diyanet Vakfı
Çünkü (o günde) Allah, onları yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandıracak ve lütfundan onlara fazlasıyla verecektir. Allah, dilediğini hesapsız rızıklandırır.
Kurtubi Tefsiri
Çünkü Allah, onları işledikleri amellerinin en güzeli ile mükâfatlandıracak ve onlara lütfundan fazlasıyla verecektir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.
“Çünkü Allah onları İşledikleri amellerinin en güzeli ile mükâfatlandıracak.” Yüce Allah burada güzelliklere karşılık verilecek mükâfatı söz konusu etmekte, kötülüklere karşılık verilecek cezaları zikretmemektedir. Bunların da cezasını verecek olmakla birlikte, söz konusu etmemesinin iki sebebi vardır:
1- Bu bir teşviktir. O bakımdan sadece arzu edilen, şevk duyulan şeyi zikretmekle yetinilmiştir.
2- Bu’onların büyük günah işlemelerinin söz konusu edilmeyeceği bir günün niteliklerini anlatmaktadır. O bakımdan küçük günahları da affedilmiş olacaktır.
“Ve onlara lütfundan fazlasıyla verecektir.” Bunun iki anlama gelme ihtimali vardır: Birincisine göre yüce Allah herbîr iyiliğe on misliyle karşılık verecektir, ikincisi ise karşılıksız olarak onlara kendi lütfundan ihsanlarda bulunacaktır.
“Allah dilediğine hesapsız rızık verir.” Yani verdiklerinin hesabını yapmayacaktır, sormayacaktır. Zira O’nun ihsanının, bağışlarının sonu yoktur.
Rivâyet olunduğuna göre; bu âyet-i kerîme nazil olunca, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Küba Mescidi’nin inşa edilmesini emretti. Abdullah b. Revâha gelip şöyle dedi: Ey Allah’ın Rasûlü! Mescidleri bina eden kurtuluşa erer mi?
“Evet, ey Revâha’nın oğlu” diye buyurdu. Peki ya orada ayakta ve oturarak namaz kılanlar diye sorunca, Peygamber: “Evet onlar da ey Revâha’nın oğlu” buyurdu. Bu sefer: Peki, ya Allah’a geceyi ancak secde ederek geçirirse deyince, Peygamber şu cevabı verdi: “Evet, ey Revâha’nın oğlu. Sec’ yapmayı bırak, çünkü hiçbir kula akıcı bir dilden (güzel konuşmadan) daha kötü bir şey verilmiş değildir.” Bunu da el-Maverdî zikretmektedir. el-Mâverdi, en-Nuket ve’l-Uyûn, IV, 108