Namuslu, habersiz ve iman sahibi kadınlara iftira atanlar, dünyada da ahirette de lanetlenmişlerdir. Onlara büyük bir azap vardır.
Diyanet Vakfı
23, 24. Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Yapmış olduklarına, dilleri, elleri ve ayaklarının, aleyhlerinde şahitlik edeceği gün onlar için çok büyük bir azap vardır.
Kurtubi Tefsiri
İffetli, hiçbir şeyden haberi olmayan mü’min kadınlara İftira edenlere muhakkak dünyada ve âhirette lanet edilmiştir. Onlar İçin çok büyük bir azâb da vardır.
Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:
1- Âyet Kimler Hakkındadır?
Yüce Allah’ın:
“İffetli… kadınlar (el-muhsanat)” âyetinin ne demek olduğuna dair açıklamalar daha önceden en-Nisâ Sûresi’nde (4/24. âyet, 1. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.
İlim adamlarının icma ile kabul ettiklerine göre muhsan (iffetli) erkeklere iftirada bulunmanın hükmü, kıyâs ve İstidlal yoluyla tıpkı muhsan (İffetli) kadınların hükmü gibidir. Biz bunu sûrenin baş tarafında açıklamış bulunuyoruz. Yüce Allah’a hamdolsun.
Bu âyet-i kerîme ile kimlerin kastedildiği hususunda farklı görüşler vardır. Saîd b. Cübeyr der ki: Âyet-i kerîme özel olarak Âişe (radıyallahü anhnhâ)ya iftira eden kimseler hakkındadır. Bazıları da şöyle demektedir: Âyet-i kerîme hem Âişe (radıyallahü anhnhâ) hakkında, hem de Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)ın diğer zevceleri hakkındadır. Bu açıklamayı da İbn Abbâs, ed-Dahhak ve başkaları yapmıştır. Tevbenin de bunlara (şahitliklerinin kabulü hususunda) bir faydası yoktur. Peygamberin hanımları dışında kalan iffetli (muhsan) kadınlara iftira eden kimse için yüce Allah tevbe imkânı tanımış bulunmaktadır. Çünkü yüce Allah:
“Muhsan hanımlara iftira edenler, sonradan dört şahit getiremeyenlere seksener (değnek) vurun… Ancak bundan sonra tevbe edenler ve ıslâh olanlar müstesna.” (en-Nûr, 24/4-5) diye buyurmakta ve böyleleri için tevbe imkânını tanımakla birlikte, öbürlerine tevbe imkânını tanımamaktadır. Bu açıklamayı ed-Dahhâk yapmıştır.
Bir diğer açıklamaya göre bu tehdit iftira etmekte ısrar edip, bundan tevbe etmeyen kimseler içindir.
Bir diğer görüş de şöyledir: Âyet Âişe (radıyallahü anhnhâ)ya iftira edenler hakkında nazil olmuş olmakla birlikte bununla, bu vasfa sahip olan herkes kastedilmektedir.
Şöyle de açıklanmıştır: Bu âyet-i kerîme erkek olsun, kadın olsun iftirada bulunan bütün insanlar hakkında umumidir. Buna göre ifadenin takdiri de şöyle olur: Şüphesiz ki iffetli olan kimselere iftirada bulunanlar… Böylelikle bunun kapsamına (iftiraya maruz kalan) erkek de, dişi de dahil olmaktadır. en-Nehhâs da bu açıklamayı tercih etmiştir.
Âyetin Mekke müşrikleri hakkında indiği de söylenmiştir. Çünkü onlar hicret eden bir kadın hakkında, bu kadın ancak zina etmek için yurdundan çıkmıştır, diyorlardı.
2- İffetli ve Bir Şeyden Haberdar Olmayan Mü’minlere İftirada Bulunanların Cezası:
“Muhakkak dünyada ve âhirette lanet edilmiştir” âyeti hakkında ilim adamları derler ki: Eğer bu âyet-i kerîme ile, kastedilenler iftira eden mü’min kimseler ise lanetten kasıt uzaklaştırmak, had vurmak ve mü’minlerin onları yalnız bırakıp onlarla pek konuşmamaları, adalet mertebesinden aşağıya inmeleri, mü’minler tarafından kendilerinden güzel övgü ile söz edilmesinden uzak kalmalarıdır.
Bu âyet-i kerîme sadece Âişe (radıyallahü anhnhâ)ya iftira eden kimseler hakkında özeldir, diyenlerin görüşlerine göre; bu zorlu azap Abdullah b. Ubeyy ve benzerleri hakkında söz konusu olur.
Âyet-i kerîme, Mekke müşrikleri hakkında nazil olmuştur, diyenlerin açıklamalarına göre de başka bir şey söylemeye gerek yoktur. Zaten onlar uzak tutulmuşlardır, âhirette de onlar için pek büyük bir azap vardır. Aralarından müslüman olan kimseye gelince, İslâm kendisinden öncekileri siler, süpürür.
Ebû Ca’fer en-Nehhâs der ki: Bu âyet-i kerîmenin te’vili ile ilgili olarak yapılmış en güzel açıklamalardan birisi de âyet-i kerîmenin erkek olsun, kadın olsun iftirada bulunan bütün insanlar hakkında umumî olduğudur. Bu durumda ifadenin takdiri şöyle olur: Şüphesiz ki iffetli kimselere iftirada bulunanlar… Bu açıklamanın kapsamına erkek-dişi herkes girer. Aynı şekilde haklarında iftirada bulunanlar için de böyledir. Şu kadar var ki, bu âyette müzekker kipi, müennes kipi yerine tağlîb (ağırlık vermek) yoluyla kullanılmıştır.