"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nisa 37

Onlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ellezîne (onlar ki) yebhalûne (cimrilik ederler) ve ye’murûne (ve emrederler) en-nâse (insanlara) bi’l-buhli (cimriliği) ve yektumûne (ve gizlerler) mâ (şeyi ki) âtâhum (verdi) llâhu (Allah) min fadlih (lütfundan) ve a’tednâ (hazırladık) lil-kâfirîne (inkârcılar için) azâben (bir azap) muhînâ (aşağılayıcı)

Mukatil Tefsiri
Onlar cimrilik ederler, insanlara da cimriliği emrederler ve Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizlerler. Biz kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.

Burada kastedilenler Yahudi önderleridir. “İnsanlara da cimriliği emrederler” ifadesiyle, Ka‘b b. Eşref ve diğer Yahudi ileri gelenlerinin, alt tabakadaki Yahudilere Muhammed’in durumunu gizlemelerini emretmeleri kastedilmektedir. Çünkü onlar, Muhammed’in durumunu açıklayıp ortaya koymalarından korkuyorlardı. Bu sebeple onunla ilgili bilgileri gizlediler ve Tevrat’tan sildiler.

“Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizlerler” ifadesi, Tevrat’ta bulunan Muhammed’in vasfını ve onunla ilgili bilgileri gizlemeleri anlamındadır.

Daha sonra Allah Teâlâ ahirette onlar için hazırlanmış olan şeyi haber vererek şöyle buyurmuştur: “Biz kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.” Buradaki kâfirlerden maksat Yahudilerdir. “Alçaltıcı azap” ise horluk ve aşağılanma veren azaptır.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır: Allah, kendini beğenen ve övünen; cimrilik eden ve insanlara cimriliği emreden kimseyi sevmez. Buradaki “onlar” ifadesinin, “övünen” sözünde bulunan yergiye dönük olarak merfû konumda olması mümkündür. Aynı şekilde “kimse” kelimesinin sıfatı olarak mansup konumda olması da mümkündür. Arapların sözünde cimrilik, kişinin kendisinden isteyen kimseye, yanında bulunan ve ihtiyacından fazla olan şeyi vermekten kaçınmasıdır. Nitekim bize Kâsım rivayet etti, dedi ki: Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Haccâc bana rivayet etti, İbn Cüreyc’den, o da İbn Tâvûs’tan, o da babasından, “Onlar cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Buhl, insanın elindekini vermekte cimrilik etmesidir. Şuhh ise insanların ellerindekine karşı hırslı olmaktır.” Dedi ki: “Helal veya haram yoldan insanların ellerindekinin kendisine ait olmasını ister, kanaat etmez.” “İnsanlara cimriliği emrederler” buyruğunun kıraatinde okuyucular ihtilaf etmişlerdir. Kûfe kıraat âlimlerinin geneli bunu “bahl” şeklinde, “bâ” ve “hâ” harflerini üstün okuyarak okumuştur. Medine kıraat âlimlerinin geneli ve Basralıların bir kısmı ise bunu “buhl” şeklinde “bâ” harfini ötreli okuyarak okumuştur. Bunların ikisi de aynı anlamda iki fasih dildir ve anlam bakımından farklı olmayan iki bilinen kıraattir. Okuyucu bunlardan hangisiyle okursa okuyuşunda isabet etmiş olur. Yüce Allah’ın “Onlar cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler” buyruğuyla, Muhammed’in adını ve sıfatını gizleyen Yahudileri kastettiği de söylenmiştir. Onlar bunu insanlara açıklamamışlardı; hâlbuki onu kendi yanlarında Tevrat ve İncil’de yazılı buluyorlardı. Bunu söyleyenlerin zikri: Bize Muhammed b. Abdüla‘lâ rivayet etti, dedi ki: Mu‘temir b. Süleyman bize rivayet etti, babasından, o da Hadramî’den: “Onlar cimrilik ederler, insanlara cimriliği emrederler ve Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizlerler” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Bunlar Yahudilerdir. Yanlarında bulunan ilmi açıklamakta cimrilik ettiler ve onu gizlediler.” Bana Muhammed b. Amr rivayet etti, dedi ki: Ebû Âsım bize rivayet etti, dedi ki: Îsâ bize rivayet etti, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den, Allah’ın “Onlar cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler” buyruğundan “Allah onları hakkıyla bilendir” (Nisâ 39) buyruğuna kadar olan kısım hakkında şöyle dedi: “Bunların arası Yahudiler hakkındadır.” Bana Müsennâ rivayet etti, dedi ki: Ebû Huzeyfe bize rivayet etti, dedi ki: Şibl bize rivayet etti, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den bunun benzerini rivayet etti. Bize Bişr rivayet etti, dedi ki: Yezîd bize rivayet etti, dedi ki: Saîd bize rivayet etti, Katâde’den, “Onlar cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Bunlar Allah’ın düşmanları olan Ehlikitap’tır. Allah’ın üzerlerindeki hakkı konusunda cimrilik ettiler; İslâm’ı ve Muhammed’i gizlediler. Hâlbuki onu kendi yanlarında Tevrat ve İncil’de yazılı buluyorlardı.” Bize Muhammed b. Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti, dedi ki: Esbât bize rivayet etti, Süddî’den: “Onlar cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler” buyruğuna gelince, bunlar Yahudilerdir. “Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizlerler” buyruğu ise Muhammed’in adıdır. Yahut “cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler” demek, Muhammed’in adını açıklamakta cimrilik ederler ve birbirlerine onu gizlemeyi emrederler demektir. Bize Muhammed b. Müslim er-Râzî rivayet etti, dedi ki: Ebû Ca‘fer er-Râzî bana rivayet etti, dedi ki: Yahyâ bize rivayet etti, Ârim’den, o da Eş‘as’tan, o da Ca‘fer’den, o da Saîd b. Cübeyr’den, “Onlar cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Bu ilim hakkındadır; dünyaya ait bir şey değildir.”

Bana Yûnus rivayet etti, dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd, “Onlar cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emrederler” buyruğu hakkında şöyle dedi: “Bunlar Yahudilerdir.” Sonra “Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizlerler” buyruğunu okudu ve şöyle dedi: “Allah’ın kendilerine verdiği rızıktan cimrilik ederler; Allah’ın kendilerine verdiği kitapları da gizlerler. Kendilerine bir şey sorulduğunda ve Allah’ın indirdiği şey sorulduğunda onu gizlerler.” Sonra şu ayeti okudu: “Yoksa onların mülkten bir payı mı var? Öyle olsaydı insanlara çekirdek oyuğu kadar bile bir şey vermezlerdi.” (Nisâ 53) Dedi ki: “Bu onların cimriliğindendir.” Bize İbn Humeyd rivayet etti, dedi ki: Seleme bize rivayet etti, İbn İshak’tan, o da Muhammed b. Ebî Muhammed’den, o da İkrime’den veya Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan şöyle dedi: Ka‘b b. Eşref’in müttefiki Kerdem b. Zeyd, Üsâme b. Habîb, Nâfi‘ b. Ebî Nâfi‘, Bahrî b. Amr, Huyey b. Ahtab ve Rifâa b. Zeyd b. Tâbût, ensardan bazı kimselere gelirlerdi. Onlarla görüşür, Resûlullah’ın ashabından olan bu kimselere öğüt veriyor gibi davranırlardı. Onlara şöyle derlerdi: “Mallarınızı harcamayın; çünkü onların gitmesiyle sizin fakir düşmenizden korkuyoruz. Harcamakta acele etmeyin; çünkü ne olacağını bilemezsiniz!” Bunun üzerine Allah onlar hakkında şu ayeti indirdi: “Onlar cimrilik ederler, insanlara da cimriliği emrederler ve Allah’ın kendilerine lütfundan verdiğini gizlerler.” Yani Muhammed’in getirdiği şeyi doğrulayan peygamberliği gizlerler. “Biz kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık” buyruğundan “Allah onları hakkıyla bilendir” (Nisâ 39) buyruğuna kadar.

İlk yoruma göre ayetin tefsiri şöyledir: Allah, kendini beğenen ve övünen kimseleri sevmez. Bunlar, Allah’ın insanlara açıklamalarını emrettiği Muhammed’in adını, niteliğini ve sıfatını açıklamakta cimrilik eden kimselerdir. Allah bunu peygamberlerine indirdiği kitaplarda bildirmiştir. Onlar bunu bildikleri hâlde açıklamamışlardır. Kendileri gibi bunu bilen kimselere de Allah’ın açıklamalarını emrettiği şeyi, onu bilmeyenlerden gizlemelerini ve insanlara açıklamamalarını emretmişlerdir. Allah’ın kendilerine verdiği bu ilmi ve bilgiyi gizlemişlerdir; Allah ise onu gizlemeyi onlara haram kılmıştır. İbn Abbas ve İbn Zeyd’in yorumuna göre ise anlam şudur: Allah, kendini beğenen ve övünen; Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği mallarının fazlasını insanlardan esirgeyen kimseleri sevmez. Sonra onların yorumlarının geri kalanı ile diğerlerinin yorumu aynıdır. Bu konuda doğruya en yakın görüş, şöyle diyenlerin görüşüdür: Allah, bu ayette sıfatlarını anlattığı bu topluluğu; Muhammed’in hak olduğunu, Muhammed’in Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu ve Allah’ın peygamberlerine vahyettiği kitaplarda açıkladığı diğer hakikatleri bilmeyen kimselere tanıtmada cimrilik etmekle nitelemiştir. Allah onlara bunu insanlara açıklamıştı; fakat onlar bunu insanlara açıklamakta cimrilik ettiler. Bunu kendileri gibi bilen kimselere de, onu bilmeyenlerden gizlemelerini ve insanlara açıklamamalarını emrettiler. Biz bu görüşün ayetin teviline daha uygun olduğunu söyledik. Çünkü Yüce Allah onları insanlara cimriliği emretmekle nitelemiştir. Bize, ümmetlerden herhangi bir ümmetin, din veya ahlak olarak insanlara cimriliği emrettiği ulaşmamıştır. Aksine insanlar bunu çirkin görür, yapanı kınar ve övmezler. Kendileri cimrilikle ahlaklansalar ve bunu kendi hayatlarında uygulasalar bile, cömertliği ve eli açıklığı güzel davranışlardan sayar ve buna teşvik ederler. Bu sebeple biz, Allah’ın onları nitelediği cimriliğin, Allah’ın kendilerine verdiği ilim konusunda cimrilik olduğunu söyledik. Onlar bu ilmi insanlara açıklamakta cimrilik ettiler ve onu gizlediler; mallar konusundaki cimrilik değil.

Ancak bunun anlamı, “Allah’ın hakları ve yolları uğrunda harcamaları gereken malları konusunda cimrilik ederler ve Müslümanlardan insanlara bu konuda harcamayı terk etmelerini emrederler” şeklinde olursa, o zaman cimrilikleri mallarıyla ilgili, insanlara cimriliği emretmeleri de bu yönde olur. Bu anlam, İbn Abbas’tan rivayet ettiğimiz açıklamaya göre anlaşılır bir yön taşır ve onların cimrilikle ve cimriliği emretmekle nitelenmesinin makul bir anlamı olur. “Biz kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık” buyruğunun teviline dair söz: Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır: Muhammed’in peygamberliğini bilmeleri sebebiyle Allah’ın kendilerine verdiği nimeti inkâr edenler, onu bildikten sonra yalanlayanlar, Allah’ın insanlara açıklamalarını emrettiği onun niteliğini ve sıfatını gizleyenler için “alçaltıcı bir azap hazırladık.” Yani azaba uğrayanı küçük düşürecek bir cezayı, ahirette onlar için hazır hâle getirdik. Rablerine vardıklarında, Allah’ın kendilerine farz kıldığı şeyi inkâr etmeleri sebebiyle onu karşılarında bulacaklardır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/nisa-36/,https://kutsalayet.de/nisa-38/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız