Ve mallarını insanlara gösteriş yapmak için harcayanlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenler var ya; şeytan kimin yakını olursa, o ne kötü bir yakındır!
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Vellezîne (ve o kimseler ki) yunfikûne (harcarlar) emvâlehum (mallarını) riâe’n-nâsi (insanlara gösteriş için) ve lâ (ve inanmazlar) yu’minûne (inanmazlar) billâhi (Allah’a) ve lâ (ve) bi’l-yevmi’l-âhiri (ahiret gününe) ve men (ve kim) yekuni (olursa) eş-şeytânu (şeytan) lehu (ona) karînen (yoldaş) fe sâe (ne kötü) karînâ (yoldaş)
Mukatil Tefsiri
Mallarını insanlara gösteriş yapmak için harcayanlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenler de böyledir. Kimin arkadaşı şeytan olursa, o ne kötü bir arkadaştır!
Bu ayette de Yahudiler kastedilmektedir. Onlar mallarını insanlara gösteriş yapmak için harcarlar. Allah’ın bir ve ortağı bulunmayan tek ilah olduğuna inanmazlar. Ahiret gününe ve amellerin karşılığının verileceği dirilişe de inanmazlar.
“Kimin arkadaşı şeytan olursa” ifadesi, şeytanın onun dostu ve yoldaşı olması anlamındadır. “O ne kötü bir arkadaştır!” buyruğu ise “ne kötü bir dosttur” anlamına gelir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır: Allah’ın kendilerini nitelediği Yahudi kâfirlerden Allah’a karşı inkârları sebebiyle onlar için alçaltıcı bir azap hazırladık. “Mallarını insanlara gösteriş yapmak için harcayanlar” ifadesindeki “ve” bağlacı, dil bakımından “kâfirler” kelimesine atfedilmiştir. “İnsanlara gösteriş yapmak için” ifadesi, onların mallarını Allah’a itaat yolunda veya O’nun yolunda değil, insanlara gösteriş yapmak amacıyla harcadıkları anlamına gelir. Bilakis bu harcama şeytanın yolundadır. “Allah’a ve ahiret gününe iman etmezler” buyruğu ise, onların Allah’ın birliğini tasdik etmediklerini ve kıyamet gününde Allah’a dönüşü, amellerin karşılığının verileceği günün gerçekleşeceğini doğrulamadıklarını ifade etmektedir.
Mücahid bunun Yahudilerin sıfatlarından olduğunu söylemiştir. Ancak bu, aslında müşrik olup Resûlullah’tan ve ona iman edenlerden çekindikleri için görünüşte İslâm’ı kabul eden, fakat küfürlerinde devam eden münafıkların sıfatına Yahudilerin sıfatından daha çok benzemektedir. Çünkü Yahudiler Allah’ın birliğini kabul ediyor ve dirilişi, dönüş gününü tasdik ediyorlardı. Onların küfrü yalnızca Muhammed’in peygamberliğini yalanlamalarından kaynaklanıyordu. Ayrıca Allah’ın, kendileri için alçaltıcı bir azap hazırladığını haber verdiği önceki ayette nitelendirilen topluluk ile Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen bu topluluğun arasını ayırmak için kullanılan ayırıcı “ve” bağlacı da bunların anlam bakımından farklı iki insan grubunun sıfatları olduğunu göstermektedir. Her ne kadar hepsi Allah’a karşı küfür içinde olsalar da durum böyledir. Eğer iki sıfat da tek bir insan grubuna ait olsaydı şöyle denilirdi: “Kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık; mallarını insanlara gösteriş yapmak için harcayanlar…” Fakat Allah onları, açıkladığımız sebeple “ve” bağlacıyla birbirinden ayırmıştır. Eğer bir kimse, Arap dilinde tek bir varlığın bir sıfatını diğer sıfatına bağlamak için de “ve” bağlacının kullanılabildiğini ileri sürerse ona şöyle cevap verilir: Bu mümkün olmakla birlikte, Arapların en fasih kullanımında böyle durumlarda bağlaç kullanılmaz. İkinci ifade birinciden farklı başka bir niteliği anlatmak istendiğinde ise bağlaç kullanılır. Allah’ın kelamını, kitabının indirildiği dilin en fasih ve en yaygın kullanımına göre anlamak, daha az kullanılan ifade biçimlerine göre yorumlamaktan daha uygundur.
Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır: Şeytan kimin dostu ve arkadaşı olursa, ona itaat eder, onun emrine uyar, malını Allah’a itaat yolunda değil de insanlara gösteriş yapmak için harcar, Allah’ın birliğini ve ölümden sonra dirilişi inkâr ederse; işte böyle biri için “o ne kötü bir yakındır!” buyurulmuştur. Yani şeytan ne kötü bir dosttur. “Karîn” kelimesinin mansup gelmesi, “sâe” fiilinde şeytana dönen bir zamirin bulunmasındandır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Zalimler için ne kötü bir bedeldir!” (Kehf 50). Araplar “sâe” ve benzeri fiillerde bu şekilde kullanımda bulunurlar. Bunun bir örneği de Adî b. Zeyd’in şu sözüdür:
Kişinin kendisini sorma, arkadaşını sor;
Çünkü her arkadaş, birlikte bulunduğu kimseyi örnek alır.
Şair burada “karîn” ile dostu ve arkadaşı kastetmektedir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…