"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nisa 56

Şüphesiz ayetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokacağız. Derileri her pişip yandığında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
İnnellezîne (şüphesiz o kimseler ki) keferû (inkâr ettiler) bi âyâtinâ (ayetlerimizi) sevfe (yakında) nuslîhim (onları sokacağız) nâran (ateşe) kullamâ (her ne zaman) nadicet (yanıp piştikçe) culûduhum (derileri) beddelnâhum (değiştiririz onları) culûden (başka derilerle) gayrahâ (onun dışında) li yezûkû (tatsınlar diye) el-azâb (azabı) innallâhe (şüphesiz Allah) kâne (olmuştur) azîzen (güçlü) hakîmâ (hikmet sahibi)

Mukatil Tefsiri
Daha sonra Allah Teâlâ, kâfirlerin varacağı yeri haber vererek şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz ayetlerimizi inkâr edenler” buyruğuyla Yahudiler kastedilmektedir.

“Ayetlerimiz” ifadesi ise Kur’an anlamındadır.

“Onları ateşe sokacağız” buyruğu, onları cehenneme girdireceğiz demektir.

“Derileri her yanıp olgunlaştığında” ifadesindeki olgunlaşma, derilerinin tamamen yanıp yok olması anlamındadır.

“Onları başka derilerle değiştireceğiz” buyruğu ise, onlar için yeniden başka deriler yaratıp yenileyeceğiz anlamındadır.

Çünkü ateş onların derilerini yiyip bitirdikçe, dünya günlerinden her bir güne karşılık gelecek şekilde her gün yedi defa yeni derilerle değiştirileceklerdir.

“Azabı tatmaya devam etsinler diye” buyruğu, cehennem azabını sürekli olarak yeni baştan tatsınlar diye anlamındadır.

“Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir” buyruğu, cezası ve intikamı konusunda üstün güç sahibi olduğunu ifade eder.

“Hüküm ve hikmet sahibidir” buyruğu ise, onlar hakkında cehennem hükmünü vermiş olduğunu ifade eder.

Taberi Tefsiri
Bu, Yüce Allah’ın, Muhammed’e indirdiği vahyi yalanlamaya devam eden İsrailoğulları Yahudileri ve diğer bütün kâfirler hakkındaki tehdididir. Allah onlara şöyle buyurmaktadır: Elçim Muhammed’e indirdiğim ayetleri, yani kitabımın vahyini ve Muhammed’in doğruluğunu gösteren delil ve hüccetleri inkâr edenler, onları tasdik etmeyen Yahudiler ve diğer bütün inkârcılar var ya, onları ateşe sokacağız.

“Onları ateşe sokacağız” buyruğu, onları içinde yanacakları ateşte pişireceğiz demektir.

“Derileri her pişip yandığında” buyruğu, ateş onların derilerini her kavurup yaktığında anlamına gelir.

“Onları başka derilerle değiştireceğiz” buyruğu ise, yanıp kavrulmuş olan derilerin yerine başka deriler vereceğiz demektir.

İbn Ömer bu ayet hakkında şöyle demiştir: “Derileri yandığında onları kâğıtlar gibi beyaz derilerle değiştiririz.”

Katâde şöyle demiştir: “Derileri her yandığında onlara başka deriler verilir.”

Rebî‘ şöyle demiştir: “Bize ulaştığına göre önceki kitapta, onlardan birinin derisi kırk zira, dişi yetmiş zira uzunluğundadır. Karnı ise içine bir dağ konsa onu alacak kadar geniştir. Ateş derilerini yediğinde onlara başka deriler verilir.”

Hasan’dan nakledildiğine göre: “Onlar bir günde yetmiş bin defa yakılırlar.”

Yine Hasan şöyle demiştir: “Kâfirin derisinin kalınlığı kırk ziradır. Ateş her gün yetmiş bin deri yakar. Allah hangi zira ile olduğunu daha iyi bilir.”

Bir kimse şöyle sorarsa: “Yüce Allah’ın, ‘Derileri her pişip yandığında onları başka derilerle değiştireceğiz’ buyruğunun anlamı nedir? Dünyadaki derilerinden başka deriler verilerek onların bu deriler içinde azap görmeleri mümkün müdür? Eğer bu mümkünse, bedenlerinin ve ruhlarının da başka beden ve ruhlarla değiştirilmesini kabul etmek gerekir. Eğer bu da kabul edilirse, ahirette ateşle azap edilenlerin Allah’ın inkâr ve isyanları sebebiyle tehdit ettiği kimseler değil, başka kimseler olması gerekir. Böylece kâfirlerin azaptan kurtulmuş olması sonucu ortaya çıkar.”

Buna şu cevap verilir:

İnsanlar bu konuda farklı görüşlere ayrılmıştır. Bazıları şöyle demiştir: Azap gerçekte deri ve ete değil, insanın kendisine ulaşır. Deri yalnızca azabın acısının insana ulaşması için yakılır. Deri ve et acı duymaz; acıyı hisseden ve eziyeti tadan nefistir.

Onlara göre ister dünyadaki deri geri verilsin ister başka bir deri verilsin sonuç aynıdır. Çünkü deriler ne acı duyar ne de azap görür. Acıyı hisseden yalnızca nefistir. Bu sebeple Allah’ın her kâfir için her an ve her vakitte sayısız deri yaratıp onları yakması mümkündür. Böylece azabın acısı nefse ulaşır.

Başkaları ise şöyle demiştir: Deriler de acı hisseder; et ve insan bedeninin bütün parçaları da acı hisseder. Deri veya bedenin başka bir parçası yandığında bunun acısı bütün insana ulaşır.

Bunlara göre ayetin anlamı şudur: “Onları başka derilerle değiştireceğiz”; yani onlara yanmamış yeni deriler vereceğiz. Çünkü ilk deri yanmıştır; sonra yeniden yaratılmıştır. Bu sebeple ona “başka deri” denmiştir. Çünkü yeniden yaratılan deri, daha önce yanmış olan deri değildir.

Bu, Arapların şu kullanımına benzer: Bir kimse bir kuyumcuya mevcut bir yüzükten başka bir yüzük yapmasını istediğinde, “Bu yüzükten bana başka bir yüzük yap” der. Kuyumcu yüzüğü kırar ve aynı maddeden yeni bir yüzük yapar. Yapılan ikinci yüzük aslında ilk yüzüğün kendisidir. Ancak kırılıp yeniden yapıldığı için ona “başka yüzük” denmiştir.

İşte Yüce Allah’ın, “Derileri her pişip yandığında onları başka derilerle değiştireceğiz” buyruğunun anlamı da budur. Deriler yanıp daha sonra yeniden yaratıldıkları için onlara “başka deriler” denmiştir.

Diğer bazıları ise şöyle demiştir: Burada kastedilen deriler, onların katrandan yapılmış gömlekleridir. Bu katran gömlekler onlar için deri gibi kabul edilmiştir. Nitekim bir kimsenin kendisine çok yakın olan bir şey için “gözünün ve yüzünün derisi” denilir.

Onlara göre Allah’ın şu buyruğunda geçen katran gömlekler kastedilmektedir: “Onların gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar.” (İbrahim 50) Bu gömlekler bedenlerinden ayrılmayan bir elbise hâline geldiği için deri olarak isimlendirilmiştir. Buna göre ayetin anlamı şudur: Katran gömlekler yanıp tükendikçe onlara başka katran gömlekler verilecektir.

Bu görüş sahipleri ayrıca şöyle demiştir: Cehennem ehlinin gerçek derileri yanıp yok olmaz. Çünkü derilerin tamamen yanıp sonra yeniden yaratılması, yok oldukları süre boyunca rahatlama anlamına gelir. Hâlbuki Allah onlar hakkında ne öleceklerini ne de azaplarının hafifletileceğini haber vermiştir. Deriler de onların bedenlerinin parçalarından biridir. Eğer bedenin bir parçasının yok olup sonra yeniden yaratılması mümkün görülürse, aynı şey bedenin bütün parçaları için de mümkün olur. Bu durumda ölüm ve yeniden dirilme de mümkün olur. Oysa Allah onların ölmeyeceklerini haber vermiştir. Bu haber, bedenlerinin hiçbir parçasının ölmeyeceğine dair açık bir delildir. Deriler de bu parçalardan biridir.

“Azabı tatsınlar diye” buyruğunun anlamı şudur: Dünyada Allah’ın ayetlerini yalanlayıp inkâr etmeleri sebebiyle azabın acısını, sıkıntısını ve şiddetini sürekli tatsınlar diye bunu yapacağız.

“Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” buyruğunun anlamı şudur: Allah, kendisinden intikam aldığı kimselerden intikam almakta daima mutlak güç sahibidir. Kendisine karşı gelen hiçbir kimse onun cezasından kurtulamaz. Üzerine ceza indirdiği hiçbir kimse ona karşı yardım bulamaz. O, yönetiminde, hükmünde ve takdirinde hikmet sahibidir.

Ve denilmiştir ki, “saîr” kelimesinin aslı “mes‘ûr”dur. “Sa‘artu” fiilinden gelir. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: “Cehennem alevlendirildiği zaman…” (Tekvîr 12). Ancak bu kelime “mes‘ûr”dan “saîr” kalıbına çevrilmiştir. Arapların “mahzûb” yerine “hazîb”, “medhûn” yerine “dehîn” demeleri gibi. “Saîr” ise tutuşturulmuş ateş ve yakıt anlamına gelir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/nisa-55/,https://kutsalayet.de/nisa-57/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız