"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Nisa 144

Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin. Allah’a karşı kendi aleyhinizde apaçık bir delil vermek mi istiyorsunuz?

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ya eyyuhellezine (ey iman edenler) amenu (iman ettiniz) la (sakın) tettehizu (edinmeyin) el kafirine (inkarcıları) evliyae (dostlar) min dunil mu’minin (müminler yerine) e turidune (istiyor musunuz) en (ki) tecalu (kılasınız) lillahi (Allah’a karşı) aleykum (aleyhinize) sultanen (açık bir delil) mubina (apaçık)

Mukatil Tefsiri
Bu ayet münafıklar hakkında nazil olmuştur. Bunlar arasında Abdullah b. Übey ve Mâlik b. Duhşum da vardı. Onların Yahudi dostları Asbağ ve Râfi‘, İslam’a girmelerinden dolayı onları ayıplıyor, dinlerini terk edip Yahudilere bağlanmalarını süslü gösteriyorlardı. Bunun üzerine onlar da Yahudilerle iyi geçinmeye ve onları desteklemeye başladılar. Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin.” Buradaki kâfirlerden maksat Yahudilerdir. “Kendinize karşı Allah’a apaçık bir delil vermek mi istiyorsunuz?” Yani Yahudileri dost edinmeniz ve onlara öğüt verip destek olmanız sebebiyle Allah’ın kıyamet günü aleyhinize kullanacağı açık bir hüccet oluşturmak mı istiyorsunuz?

Taberi Tefsiri
Bu, Allah’ın mümin kullarına, kâfirleri müminlerden üstün tutarak dost edinen münafıkların ahlakıyla ahlaklanmalarını yasaklayan bir emirdir. Böylece onlar, Allah’ın düşmanlarını dost edinmek suretiyle yasaklanan işi işleyen münafıklara benzemesinler. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Ey Allah’a ve Resulüne iman edenler! Kendi milletinizden ve dininizden olan müminleri bırakıp kâfirlerle dostluk kurmayın, onlara destek vermeyin. Aksi halde kendileri için ateşin gerekli olduğu münafıklar gibi olursunuz.

Daha sonra Yüce Allah, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenleri tehdit ederek şöyle buyurmuştur: Eğer bu dostluktan vazgeçmez, onlarla yakınlık kurmayı bırakmazlarsa, onları münafıkların bulunduğu yere ulaştıracaktır. Nitekim Allah, Peygamberine münafıkları elem verici bir azapla müjdelemesini emretmiştir. Bu nedenle şöyle buyurmuştur: Ey Allah’a ve Resulüne iman etmiş oldukları halde müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler! Allah’ın sizin aleyhinizde apaçık bir delile sahip olmasını mı istiyorsunuz? Yani kâfirleri müminlere tercih ederek Allah’ın huzurunda aleyhinize açık bir hüccet oluşturmak ve böylece Allah katındaki durumlarını size anlattığı münafıkların hak ettiği cezayı hak etmek mi istiyorsunuz?

“Apaçık bir delil” ifadesi, doğruluğu ve açıklığı belli olan bir hüccet anlamındadır. Allah’ın buyruğunun anlamı şudur: Rabbinizin sizi yasakladığı bir konuda, yani Allah’ın düşmanları ve kâfirlerle dostluk kurma hususunda ileri giderek kendi aleyhinize delil oluşturmayın ve Allah’ın gazabına maruz kalmayın.

Müfessirler de bu ayeti bu şekilde açıklamışlardır. Katâde şöyle demiştir:

“Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmeyin. Allah’a karşı kendi aleyhinizde apaçık bir delil vermek mi istiyorsunuz?” ayetindeki ‘apaçık delil’, açık bir mazeret ve hüccet anlamındadır. Allah’ın kulları üzerinde zaten otoritesi vardır; burada kastedilen, kişinin kendi aleyhine açık bir gerekçe oluşturmasıdır.

İkrime şöyle demiştir:

“Kur’an’da geçen ‘sultan’ kelimesi nerede kullanılmışsa, onun anlamı hüccet ve delildir.”

Mücâhid de “apaçık bir delil” ifadesini “açık bir hüccet” olarak açıklamıştır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/nisa-143/,https://kutsalayet.de/nisa-145/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız