Kim bir kötülük yapar veya kendisine zulmeder, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve men (ve kim) ya’mel (yaparsa) sûen (bir kötülük) ev (ya da) yazlim (zulmederse) nefsahu (kendine) summe (sonra) yestagfir (bağışlanma ister) llâhe (Allah’tan) yecid (bulur) llâhe (Allah’ı) gafûran (bağışlayan) rahîmâ (merhametli)
Mukatil Tefsiri
Allah Teâlâ burada Tu‘me’ye tövbe kapısını açmıştır. “Kim bir kötülük işler”; yani bir günah işlerse. “Veya kendine zulmeder”; yani suçsuz olan Ebû Melîk’e iftira atarsa. “Sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayan ve çok merhamet eden olarak bulur.”
Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şöyle buyurmaktadır: Kim bir günah işlerse —ki bu kötülüktür— veya kendisini Allah’ın cezasını hak edecek bir duruma sokarak nefsine zulmederse, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse; yani işlediği kötülükten ve nefsine yaptığı zulümden dönerek Allah’a yönelirse, Allah’ın sevdiği salih amellere dönüp günahını silecek ve suçunu giderecek işler yaparsa, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur. Yani Rabbini, işlediği suçun cezasını kendisinden kaldırarak günahını örten ve kendisine merhamet eden olarak bulur.
Tefsir ehli bu ayette kimin kastedildiği konusunda görüş ayrılığına düşmüştür. Bazıları, burada Allah’ın “Kendilerine hainlik edenleri savunma” (Nisâ 107) buyruğunda nitelediği kimselerin kastedildiğini söylemiştir. Diğerleri ise, “İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlar adına mücadele ettiniz” (Nisâ 109) buyruğunda sözü edilen, hainleri savunan kimselerin kastedildiğini söylemiştir. Bu iki görüşün sahiplerini daha önce zikretmiştik.
Ebû Ca‘fer dedi ki: Bu konuda doğru olan görüş şudur: Her ne kadar ayet, hainler ve onları savunanlar hakkında nazil olmuş olsa da, burada kastedilen hüküm genel olup her kim bir kötülük işler veya nefsine zulmederse onu kapsar.
Bu anlamda tefsir ehlinden bir topluluk da görüş bildirmiştir.
Muhammed b. Müsennâ bize rivayet etti. Dedi ki: İbn Ebî Adî, Şu‘be’den, o da Âsım’dan, o da Ebû Vâil’den rivayet etti. Abdullah şöyle dedi:
İsrâiloğulları’ndan biri bir günah işlediğinde, o günahın kefareti sabahleyin kapısına yazılmış olarak bulunurdu. İdrar elbisesine bulaştığında ise o kısmı makasla keserdi. Bunun üzerine bir adam:
“Allah İsrâiloğulları’na büyük bir hayır vermiş!” dedi.
Abdullah şöyle cevap verdi:
Allah size, onlara verdiğinden daha hayırlısını vermiştir. Allah suyu sizin için temizleyici kılmıştır. Ayrıca şöyle buyurmuştur:
“Onlar, bir hayasızlık yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anar ve günahları için bağışlanma dilerler.” (Âl-i İmrân 135)
Yine şöyle buyurmuştur:
“Kim bir kötülük yapar veya kendisine zulmeder, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur.”
Yakub bize rivayet etti. Dedi ki: Hüseyim, İbn Avn’dan, o da Habîb b. Ebî Sâbit’ten rivayet etti:
Bir kadın Abdullah b. Muğaffel’e geldi ve zina edip hamile kalan, sonra da doğurduğu çocuğu öldüren bir kadın hakkında soru sordu.
İbn Muğaffel:
“Onun için ateş vardır!” dedi.
Kadın ağlayarak geri döndü. Bunun üzerine İbn Muğaffel onu çağırdı ve şöyle dedi:
“Senin durumunun şu iki şeyden birine girdiğini düşünüyorum:
‘Kim bir kötülük yapar veya kendisine zulmeder, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur.’”
Bunun üzerine kadın gözyaşlarını sildi ve ayrılıp gitti.
Müsennâ bize rivayet etti. Dedi ki: Abdullah b. Sâlih bize rivayet etti. Dedi ki: Muâviye, Ali’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti:
“Kim bir kötülük yapar veya kendisine zulmeder, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur.”
İbn Abbas dedi ki:
Allah kullarına kendi yumuşak davranışını, affını, cömertliğini, rahmetinin genişliğini ve bağışlamasını haber vermektedir. Kim küçük veya büyük bir günah işler, sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur. Hatta günahları göklerden, yerden ve dağlardan daha büyük olsa bile.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…