O topluluğu takip etmede gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, onlar da sizin gibi acı çekiyorlar. Fakat siz, Allah’tan onların ummadıkları şeyi umuyorsunuz. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Diyanet Vakfı
O (düşman) topluluğu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da, sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz Allahtan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. Allah ilim ve hikmet sahibidir.
Kurtubi Tefsiri
O topluluğu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz o acı gibi acı çekiyorlar. Üstelik siz, Allah’tan onların ümid edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, çok iyi bilendir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.
4. Kaçan Düşmanı Takipten Vazgeçmemek:
Yüce Allah’ın:
“… Gevşeklik göstermeyin” âyeti zaaf göstermeyin demektir. Bu husus, daha önce Âl-i İmrân Sûresi’nde (3/140. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır.
“O topluluğu izlemekte”, onları takip etmekte… demektir.
Denildiğine göre bu âyet-i kerîme, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e Uhud Savaşından sonra müşrikleri takip etmesini emretmek maksadıyla nâzil olmuştur. Müslümanlar o sırada yara almış bulunuyorlardı. Uhud vak’asında bulunanlar dışında kimsenin onunla birlikte çıkmaması da emrolunmuştu. Nitekim Âl-i İmrân Sûresi’nde (az önce işaret edilen 140. âyetin tefsirinde) belirtildiği gibi. Bunun her cihad hakkında böyle olduğu da söylenmiştir.
5. Mü’minlerin Üstünlükleri: Allah’tan Mükâfat Ummaları:
Yüce Allah’ın:
“Siz acı çekiyorsanız..” âyetinin anlamı şudur: Sizler, aldığınız yaralardan dolayı acı çekmektesiniz. Onlar da kendilerine isabet eden yaralardan dolayı acı çekmektedir. Fakat sizin üstün bir meziyetiniz vardır. O da sizlerin Allah’tan mükâfat bekiemenizdir. Onlarsa böyle bir şeyi bekliyemiyorlar. Çünkü, Allah’a îman etmeyen, Allah’tan hiçbir şey ummaz, beklemez.
Bu âyetin bir benzeri de:
“Eğer size bir yara isabet ettiyse, o topluluğa da öylece bir yara isabet etmiştir” (Âl-i İmrân, 3/140) âyetidir. Buna dair açıklamalar önceden geçmiş bulunmaktadır.
Abdurrahman b. el-A’rec: … sanız” âyetini hemzeyi üstün olarak şeklinde, siz acı çektiğiniz için,., anlamında okumuştur,
Mansur b. el-Mu’temir ise, “te” harfini esreli olarak, şeklinde okumuştur. Basralılara göre ise, “te” harfinin esreli okunuşu ağır olduğundan dolayı câiz değildir.
Diğer taraftan şöyle denilmiştir: Burada reca; (ummak, ümid etmek) korkmak anlamındadır. Çünkü, birşey umman bir kimse, o şeyin gerçekleşeceği hususunda kafi bir kanaate sahip değildir O bakımdan umduğu şeyin eline geçmemesinden korkmaktan uzak kalamaz. el-Ferrâ’ ile ez-Zeccâc da şöyle demişlerdir: Recâ, beraberinde nefy’de olmadıkça korku anlamında kullanılamaz. Yüce Allah’ın şu âyetinde oluduğu gibi:
“Size ne oluyorki, Allah için bir vakar ummuyorsunuz?” (Nûh, 71/13) Yani, Allah’ın azametinden hiçbir şekilde korkmuyorsunuz?
Yine yüce Allah’ın;
“Allah’ın günlerini ummayanlara…” (el-Câsiye, 45/14) korkmayanlara, demektir.
el-Kuşeyrî der ki; İfadede nefy’ bulunmaksızın reca kelimesinin korkmak anlamında kullanılması da uzak bir ihtimal değildir. Fakat ikisi (el-Ferrâ’ ve ez-Zeccâc) nefy olmaksızın bunun sözkonusu olmayacağı iddiasında bulunmuşlardır. Doğrusunu en iyi bilen Allahtır.