“Salat” kelimesi, sözlükte dua anlamına gelmektedir. Yüce Allah şöyle buyurur: “Onlara salat getir (dua et.) Şüphesiz senin duan onlar için bir huzur ve sekinettir.” (Tevbe Suresi: 103) Buradaki “salat” ifadesi, onlara dua et, manasındadır.
Terim anlamı ise; malum fiillerden ibaret olan “namaz”dır. Şeriatte “salat” ya da buna dair bir emir buyrulduğu vakit, zahiri açıdan bununla kasdedilen şer’i anlamdaki namazdır. Namaz kılmak, kitap, sünnet ve icmaya göre farzdır.
Farz kılınan namazlar, her gün ve gece olmak üzere beş vakittir. Beş vakit namazın farziyeti hakkında Müslümanlar arasında bir ihtilaf yoktur. Bu namazların dışında farz bir namaz da yoktur; sadece adak ve benzeri durumlar sebebiyle arızi olan durumlar bunun dışındadır. Bu, ilim ehlinin büyük çoğunluğunun görüşüdür. Çünkü bu noktada gelen Mirac hadisinde şöyle geçmektedir: “Allah’u Teala ümmetime elli vakit namazı farz kıldı… Bunun üzerine Rabbime müracaat ettim. Bunun üzerine: ‘Onlar beştir, yine onlar (sevap itibariyle) ellidir.’ buyurdu.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Talha’nın hadisi ise şöyledir: “Saçı darmadağın olmuş bir bedevi Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına geldi ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Allah’ın bana namazdan neleri farz kıldığını haber ver.’ dedi. Bunun üzerine Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Gündüz ve gecede beş namaz (var), nafileleri ise dilersen kılabilirsin…’ buyurdu. Bedevi: ‘Seni hakla gönderip ikram eden adına yemin olsun ki, Allah’ın bana farz kıldıklarının üzerine ne arttırırım ne de bundan eksiltirim.’ dedi. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) de bunun üzerine: ‘Eğer doğru söylüyorsa, kurtulmuştur ya da doğru söylüyorsa, cennete girecektir.’ buyurdu.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir. Lafız ise Buhârî’ye aittir.
Ebu Hanife ise vitir namazının vacip olduğunu söylemiştir. Çünkü hadiste şöyle buyrulmuştur: “Muhakkak ki Allah, size bir namazı eklemiştir… (o da vitirdir.)” Bir hadis de şöyledir: “Vitir haktır…”
Buna, sadece sünnetler konusunda namaz ziyadesi yapmanın caiz olacağı ve bunun farz anlamına da gelmeyeceği, zira vitrin mazeretsiz olarak bineğin üzerinde kılınabileceği ve bu hâliyle tıpkı diğer ratip sünnet namazları gibi bir nafile sayılacağı şeklinde cevap verilmiştir.