Her ümmetten bir şahit gönderdiğimiz gün, artık inkâr edenlere izin verilmez ve onlar özürleri kabul olunmazlar.
Diyanet Vakfı
Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün, artık ne kafir olanlara (özür dilemelerine) izin verilir ne de onların özür dilemeleri istenir.
Kurtubi Tefsiri
O günü hatırla ki, her ümmetten birer şahit göndereceğiz. Sonra o kâfirlere İzin de verilmeyecek, onlardan razı etmeleri de istenmeyecek.
“O günü hatırla ki, her ümmetten birer şahit göndereceğiz” âyeti, yüce Allah’ın:
“Her ümmetten birer şahit getireceğimiz zaman halleri nice olur” (en-Nisa, 4/41) âyetine benzemektedir. Daha Önce (buna dair açıklamalar.) geçmiş bulunmaktadır.
“Sonra o kâfirlere izin de verilmiyecek” yani, özür dilemek ve söz söylemek için onlara izin verilmeyecektir. Bu da yüce Allah’ın:
“Onlara izin de verilmeyecek ki, özür dilesinler” (el-Mürselât, 77/36) âyetine benzemektedir. Bunlar ise, el-Hicr Sûresi’nin baş taraflarında geçtiği üzere -ve ileride de geleceği gibi- kâfirlerin üzerine cehennemin kapatılacağı vakit olacaktır.
“Onlardan razı etmeleri de istenmeyecek.” Yani, Rabblerini razı etmekle yükümlü tutulmayacaklardır. Çünkü ahi ret, yükümlülüklerin söz konusu olacağı bir yurt değildir. Dünyaya gelip tevbe etmelerine de izin verilmeyecek,
Razı etmelerinin istenmesi” asıl itibariyle; İçinden olumsuz hisler beslemek” anlamındadır. İşte, içinden geçirdiği bu olumsuz duyguları ona açıkça söyleyecek olursa, o takdirde; Ona sitem etti” denilir Kendisine sitem olunan kişi, sitem edeni sevindirecek bir tutum takınırsa, o takdirde; Razı etmiş” olur. Bu kökten isim; şeklinde gelir ki, bu da kendisine sitem edilen kişinin, sitem edeni razı edecek bir hale gelmesi demektir. Bu açıklamayı el-Herevî yapmıştır. Şair en-Nâbiğa şöyle demektedir:
“Eğer ben zulme uğramış isem, senin zulmettiğin bir kulum.
Ve eğer sen razı etmesi istenen bir kimse isen, zaten senin gibi birisi razı eder,”