Biz bir şeyin olmasını istediğimizde, ona sadece “Ol” deriz, o da olur.
Diyanet Vakfı
Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece «Ol» dememizdir. Hemen oluverir.
Kurtubi Tefsiri
Birşeyi dilediğimiz zaman sözümüz sadece ona: “Ol” dememizden ibarettir. O da derhal oluverir.
Yüce Allah, böylelikle yaratmanın kendisine ne kadar kolay olduğunu bildirmektedir. Yani ölenleri diriltmek istediğimiz zaman gerek onları diriltmek isteyişimizde gerekse de yaptığımız başka herhangi bir hususta bizim için yorulmak, bitkinlik söz konusu olmaz; çünkü Biz sadece ona;
“ol” deriz o da derhal oluverir
İbn Âmir ve el-Kisâî’
“O da derhal oluverir” âyetini nasb ile; Dememize” atf ile okumuştur.
ez-Zeccâc şöyle der: Bunun;
“Ol” emrinin cevabı olarak nasb ile gelmesi de mümkündür. Diğerleri ise;
“O da derhal oluverir” anlamında olmak üzere ref ile okumuşlardır. Buna dair yeterli açıklamalar bundan önce el-Bakara Sûresinde (2/117, âyet 4. başlık vd.) geçmiş bulunmaktadır. İbnu’l-Enbârî der ki: Burada şanı yüce Allah, yaratılmadan önce Allah nezdinde bilinenler hakkında
“şey” lâfzını kullanması bizzat varedilmiş ve görülmüş gibi oluşundan dolayıdır.
Ayet-i kerimede Kur’ân’ı Kerîm’in mahluk olmadığına delil vardır. Çünkü eğer yüce Allah’ın;
“Ol” âyeti yaratılmış olsaydı, bunun da ikinci bir söze gereği olurdu. İkincisinin üçüncüsüne …ihtiyacı olur ve böylelikle iş teselsül edip giderdi ki bu da imkânsızdır. Yine bu âyet-i kerimede şanı yüce Allah’ın hayrıyla, şerriyle, faydalısıyla, zararlısıyla bütün olayların irade edicisi olduğuna da delil vardır.
Buna delil de şudur: Bir kimse kendi egemenlik alanı çerçevesinde hoşuna gitmeyecek bir şey görecek ve bunu da istemeyecek olursa, bu iki sebebten dolayı söz konusu olur. Ya onu Farketmeyen ve bilmeyen birisidir yahutta ona güç yetiremeyen ve bu konuda yenik düşürülen birisidir. Şanı yüce Allah’ın sıfatları arasında bunları düşünmek mümkün değildir. Diğer taraftan yüce Allah’ın kulların kazandıkları fiilerin de yaratıcısı olduğuna dair deliller ortadadır. Onun İmde etmediği halde herhangi birşeyi yapması da imkânsızdır.
Çünkü fiillerimizin büyük bir çoğunluğu bizim maksad ve irademize muhalif olarak husule gelmektedir. Şayet şanı yüce Rabbimiz, bunları imde eden olmasaydı, Kilerin kasıtsız olarak meydana gelmiş olmaları gerekecekti. Ancak bu tabiatçıların (materyalistlerin) sözleridir. Muvahhidler ise bunun aksini ve tutarsız olduğunu icma ile kabul etmişlerdir