Onların hidayete ermelerine ne kadar düşkün olsan da Allah’ın saptırdığı kimseyi hiç kimse hidayete erdiremez. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
İn (eğer) tahris (çok istesen de) alâ hudâhum (onların hidayetini) fe-innallâhe (şüphesiz Allah) lâ yehdî (hidayet etmez) men (kimseyi ki) yudillu (saptırır) ve-mâ (ve yoktur) lehum (onlar için) min nâsirîn (hiçbir yardımcı).
Mukatil Tefsiri
Allah, “Ey Muhammed! Onların hidayete ermelerini ne kadar çok istesen de Allah saptırdığı kimseyi kendi dinine hidayet etmez” buyurmuştur; yani Allah kimi saptırmışsa artık onu hidayete erdirecek hiç kimse yoktur. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur; yani kendilerini azaptan koruyup kurtaracak hiç kimseleri yoktur.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah Peygamberi Muhammed’e şöyle buyurmaktadır: Ey Muhammed! Bu müşriklerin Allah’a iman etmelerini ve hakka uymalarını ne kadar çok istesen de Allah’ın saptırdığı kimseyi hiç kimse hidayete erdiremez. Kıraat âlimleri bu ifadenin okunması konusunda ihtilaf etmişlerdir. Kûfe kıraat âlimlerinin çoğu bunu, “Allah saptırdığı kimseyi hidayete erdirmez” anlamına gelecek şekilde okumuşlardır. Bu okuyuşu benimseyenler de anlamı konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Kûfeli nahiv âlimlerinden bazıları bunun, “Allah’ın saptırdığı kimse hidayete ermez” anlamına geldiğini söylemiştir. Onlara göre Araplar bazen “Kişi hidayete erdirildi” sözüyle “Kişi hidayete erdi” anlamını kastederler ve bu iki kullanım aynı anlama gelebilir. Başkaları ise anlamın, “Allah’ın saptırdığı kimseyi Allah hidayete erdirmez” olduğunu söylemişlerdir. Medine, Şam ve Basra kıraat âlimlerinin çoğu ise bunu, “Allah’ın saptırdığı kimse hidayete erdirilemez” anlamına gelecek şekilde, edilgen olarak okumuşlardır; yani Allah kimi saptırmışsa artık onun hiçbir hidayet edicisi yoktur. Bana göre bu iki okuyuş arasında doğru olmaya daha layık olan bu ikinci okuyuş biçimidir. Çünkü “hidayet eder” fiilinin “hidayete erer” anlamında kullanılması Arapçada az rastlanan ve yaygın olmayan bir kullanımdır. Ayrıca, “Allah’ın saptırdığı kimseyi Allah hidayete erdirmez” denilmesinde herkesin zaten bildiği bir şeyi söylemekten öte büyük bir fayda yoktur. Durum böyle olduğuna göre Arap dilinde yaygın olan ve büyük bir anlam taşıyan okuyuş daha uygun ve daha doğrudur. Buna göre sözün anlamı şudur: Ey Muhammed! Onların hidayete ermeleri için ne kadar çabalarsan çabala, Allah kimi saptırmışsa artık onu hidayete erdirecek hiç kimse yoktur. Öyleyse onun için kendini tüketme; sana gönderildiğin şeyi ona tebliğ et ki kendisi hakkında delil tamamlanmış olsun. Allah’ın, “Onların hiçbir yardımcıları da yoktur” sözü ise, Allah onları cezalandırmak istediğinde kendilerine yardım edip onları Allah’ın azabından koruyacak, Allah ile onlara vermek istediği cezanın arasına girecek hiçbir yardımcılarının bulunmadığı anlamındadır. Ayette geçen “çok istemek ve düşkün olmak” anlamındaki fiilin Arapçada iki ayrı kullanımı vardır. Bazı Araplar bunu geçmiş zamanda bir harekeyle, gelecek zamanda başka bir harekeyle söylerler; başka bir kullanımda ise bunun tersi görülür. Kıraatte benimsenen şekil, geçmiş zamanda fetha, gelecek zamanda kesreyle okunan biçimdir ve bu Hicaz halkının dilidir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…