Allah, güvenli ve huzurlu bir beldeyi örnek verdi: Oraya her yerden bol bol rızık gelirdi. Fakat onlar Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler, bu yüzden Allah onlara açlık ve korku örtüsünü tattırdı. Yapmakta oldukları şeyler yüzünden.
Diyanet Vakfı
Allah, (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar Allahın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıklarından ötürü açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.
Kurtubi Tefsiri
Allah, şöyle bir kasabayı örnek olarak verir: O kasaba, güven ve huzur İçindeydi. Rızkı da kendisine her bir yandan bol bol geliyordu. Fakat o(radıyallahü anhnın ahalisi), Allah’ın emirlerine karşı nankörlük etti de, Allah da ona, ısrarla işledikleri yüzünden açlık ve korku elbisesini tattırdı.
“Allah, şöyle bir kasabayı, örnek olarak verir” diye başlayan bu âyet, müşriklere dair anlatılanlarla alâkalıdır. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kureyş müşriklerine beddua ederek şöyle demişti: “Allah’ım! Mudar üzerindeki baskını daha da artır ve bu yılları onlar için Yusuf’un (kıtlık) yılları gibi yap.” Mesel. Buhârî, Ezan 128: Müslim, Mesâcid 294-295: Müsned, II, 239, 255… Hadisin geçtiği diğer yerler; en-Nisa, 4/148-149. âyetin tefsirinde zikredilmişti. Bunun üzerine kıtlık belasına uğratıldılar, o kadar ki, kemikleri yemekle karşı karşıya kaldılar. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da onlara yiyecek gönderdi ve bu yiyecek aralarında dağıtıldı.
“O kasaba, güven ve huzur İçindeydi.” Oranın ahalisi hiç bir şekilde rahatsız ve tedirgin edilmezlerdi.
“Rızkı da kendisine her bir yandan” karadan ve denizden
“geliyordu.” Bunun bir benzeri de yüce Allah’ın:
“Her şeyin mahsullerinin toplandığı güven dolu bir haremde…” (el-Kasas, 28/57) âyetidir.
“Fakat o, Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler.” Bu âyetteki;
“Nimetler” kelimesi, ‘in çoğuludur. Güç, kuvvet” kelimesinin çoğulu oluşu gibi. “Nimetler” kelimesinin tekilinin; olduğu da söylenmiştir. Sefil” kelimesinin çoğulunun gelmesi gibi. Burada sözü geçen nankörlük Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın yalanlanmasıdır.
“Allah da ona” oranın halkına, “ısrarla İşeledikleri” küfür ve masiyetler
“yüzünden, açlık ve korku elbisesini tattırdı.” Yüce Allah’ın burada, açlık ve korkuya “elbise” ismini vermesinin sebebi, zayıflık, renklerinin değişmesi, hallerinin kötülüğünün üzerlerinde tıpkı bir elbise gibi açıkça görülmesinden dolayıdır.
Buradaki “korku” kelimesini Hafs b. Gıyâs, Nasr b. Âsım, İbn Ebi İshak, el-Hasen ile Abdulvaris’in, Ubeyd ve Abbas’in kendisinden rivâyetlerine göre Ebû Amr, şeklinde nasb ile “ona… tattırdı” anlamındaki fiilin mef’ûlü, Açlık… elbisesi” üzerine atf ile okumuşlardır. Allah da ona… açlık elbisesini ve korkuyu tattırdı, demek olur.
Buradaki korkudan kastın, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın gönderdiği etraflarını sarıp dolaşan sedyeleri olduğu da söylenmiştir.
Tatmak, aslında ağız ile olur. Daha sonra bu, istiare yolu ile karşı karşıya kalınan belâlar hakkında da kullanılmıştır. Yüce Allah, burada Mekke’yi diğer şehirlere misal olarak göstermiştir. Yani bu şehir Allah’ın Beyt’inin yakınlarında bulunmakla birlikte ve Mescid(-i Haram)ı imar etmesine rağmen, bu belde ahalisi küfre sapıp nankörlük edince, kıtlık musibeti ile karşı karşıya kaldığına göre, diğer şehirlerin durumu nasıl olur?
Buranın Medine olduğu da söylenmiştir. Medine, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a îman ettikten sonra Osman b. Affan’in öldürülmesi dolayısıyla Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük etmiş oldu. O şehirde, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın vefatından sonra meydana gelen çeşitli fitnelerle de Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük etmiş oldu.
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın hanımları Hazret-i Âişe ile Hazret-i Hafsa’nın görüşleri budur. Bunun, diğer şehirler arasında bu nitelikte bulunan her hangi bir şehir olduğu ve böyle bir şehirin misal verildiği de söylenilmiştir.