Rükû’da mutmain olmak (tüm azaların sükûnet içinde olması) vaciptir. Bu, rükû’ya varırken biraz beklemek demektir. Bunu, İmam Şâfiî söylemiştir. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), namazını kötü kılan adama:
“Rükû’da mutmain olana kadar o hâl üzere kal (bekle).” demiştir. Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Şöyle de buyurmuştur:
“Rükû ve secdesinde belini dümdüz etmeyen kişinin namazı yeterli olmaz.”
Ebû Katâde’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Hırsızlık açısından insanların en kötüsü, namazından çalandır.”
Ashâb: “Ey Allah’ın Resûlü! Kişi namazından nasıl çalar?” diye sordular. Bunun üzerine Hz. Peygamber:
“O ki, rükû ve secdesini tam yapmaz.” demiştir.
Ebû Hanîfe şöyle demiştir: Mutmain olmak vacip değildir. Çünkü Yüce Allah:
“Rükû ve secde ediniz…” (Hac Suresi: 77)
buyurmuş, mutmainliğe dair ise bir şey zikretmemiştir. Zira bir şeyi emretmek demek, onun tam anlamıyla meydana gelmiş olacağı anlamını taşır.
Bu âyet-i kerîmenin, bizim (Hanbelîlerin) görüşümüze birer delil olacağı şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), rükû’yu bizzat kendi sözü ve ameliyle tefsir etmiştir ve bu âyette kastedilen “rükû” ise Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem)’in açıkladığı rükû’dur.
Başını kaldırdığında, rükû edip etmediği hususunda şüphe edecek olursa ya da yeterli kadar yapıp yapmadığı noktasında endişe edecek olursa ve bu da devamlı olmuyorsa, o zaman rükûlu olarak mutmain oluncaya değin rükû eder. Çünkü aslolan, bu hususta bir şüphenin olmayacağıdır. Ancak bu şüphe ve endişesi bir vesveseden kaynaklanıyorsa, o zaman buna itibar etmez. Bu, aynı şekilde diğer rükünlerde de böyledir.