Size rızık olarak verdiklerimizden, içinizden birine ölüm gelip de: ‘Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka versem ve salihlerden olsam!’ demeden önce infak edin.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve enfiku (harcayın) mimma razaknakum (size rızık olarak verdiğimiz şeylerden), min kabli (önce) en ye’tiye (gelmesinden) ehadekumu (birinize) el-mevtu (ölüm)…
Mukatil Tefsiri
“Size verdiğimiz rızıktan infak edin.” Yani mallardan harcayın.
“Sizden birine ölüm gelmeden önce.” Burada münafık kastedilmektedir. Ölüm anında dünyaya geri dönmeyi ister ki malının zekâtını versin ve Allah’ın emri doğrultusunda amel etsin.
“Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar erteleseydin.” Yani beni biraz daha geciktirseydin. Çünkü dünyadan ayrılışın ardından gelecek olan şey yakındır.
“Sadaka verip salihlerden olsaydım.” Yani malımın zekâtını verseydim ve müminlerden olsaydım.
Bu, şu ayetteki gibidir:
“İçlerinden kimi de: ‘Eğer Allah bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve mutlaka salihlerden olacağız.’ diye Allah’a söz vermişti.” (Tevbe 75)
Buradaki “salihlerden olacağız” ifadesi, “müminlerden olacağız” anlamındadır.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Ey Allah’a ve Resûlüne iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz mallardan infak edin; içinizden birine ölüm gelip de ölüm kendisine indiğinde: “Rabbim! Keşke beni biraz erteleseydin ve bana kısa bir süre mühlet verseydin.” demeden önce. “Sadaka versem” buyruğu, “Malımın zekâtını versem.” anlamındadır. “Salihlerden olsam” buyruğu ise, “Sana itaat etsem ve farzlarını yerine getirsem.” demektir. Ayrıca “Salihlerden olsam” ifadesiyle “Beyt-i Haram’ını haccedeyim.” anlamının kastedildiği de söylenmiştir. Tevil ehli de bu şekilde açıklamıştır.
Bu görüşü dile getirenler şunlardır:
Yûnus ve Saîd b. Rebî‘ bana rivayet etti. Saîd dedi ki: Bize Süfyân rivayet etti. Yûnus ise: Bize Süfyân haber verdi. O, Ebû Cenâb’dan, o Dahhâk b. Müzâhim’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi:
“Zekâtını vermeden ve hac yapmadan ölen hiçbir kimse yoktur ki dünyaya geri döndürülmeyi istemesin.”
Bunun üzerine ona:
“Ey İbn Abbas! Sen bize sürekli bilmediğimiz şeyler getiriyorsun.” denildi.
İbn Abbas dedi ki:
“Ben size Allah’ın kitabından okuyacağım.”
Sonra şu ayeti okudu:
“Size verdiğimiz rızıktan infak edin; içinizden birine ölüm gelip de: ‘Rabbim! Keşke beni biraz erteleseydin de sadaka versem.’ demeden önce.” (Münafıkûn 10)
Ardından şöyle dedi:
“‘Sadaka versem’ yani malımın zekâtını ödesem.”
“‘Salihlerden olsam’ yani hac yapsam.”
İbn Humeyd bana rivayet etti. Mehrân, Süfyân’dan, o Ebû Sinân’dan, o bir adamdan, o Dahhâk’tan, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi:
“Birinizin, zekâtı gereken malı varsa zekâtını vermesine ve hacca gücü yetiyorsa hac yapmasına, ölüm gelip de Rabbinden dünyaya döndürülmeyi isteyeceği zamandan önce ne engel oluyor? Fakat ona bu dönüş verilmeyecektir.”
Bir adam ona:
“Allah’tan korkmaz mısın? Mümin de geri döndürülmeyi ister mi?” dedi.
İbn Abbas:
“Evet.” dedi ve onlara Kur’an’dan okuyacağını söyleyerek şu ayeti okudu:
“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.” (Münafıkûn 9)
Bunun üzerine adam:
“Peki bana haccı gerekli kılan şey nedir?” diye sordu.
İbn Abbas:
“Kendisini taşıyacak bir binek ve onu ulaştıracak bir nafaka.” diye cevap verdi.
Abbâd b. Yakub el-Esedî ile Fedâle b. Fadl bana rivayet ettiler. Abbâd dedi ki: Bize Dahhâk’ın azatlısı Yezîd Ebû Hâzim haber verdi. Fedâle ise dedi ki: Bize Bezî‘, Dahhâk b. Müzâhim’den rivayet etti. Dahhâk şu ayet hakkında şöyle dedi:
“‘Keşke beni biraz erteleseydin de sadaka versem.’ (Münafıkûn 10) yani malımın zekâtını versem.”
“‘Ve salihlerden olsam.’ yani hac yapsam.”
Hüseyin’den nakledildi. Ebû Muâz şöyle dedi: Bize Ubeyd anlattı. O da Dahhâk’ın şöyle dediğini işitti:
“‘Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.’ (Münafıkûn 9) ayetinden surenin sonuna kadar olan bölüm, ölüm gelip çattığında çok malı bulunduğu halde zekâtını vermemiş, o mal ile hac yapmamış ve malında Allah’ın hakkını yerine getirmemiş mümin kişi hakkındadır. Böyle biri ölüm anında geri döndürülmeyi ister ki malının zekâtını verebilsin.”
Bunun üzerine Allah:
“Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi ertelemez.” (Münafıkûn 11)
buyurmuştur.
Muhammed b. Sa‘d bana rivayet etti. Babam bana anlattı. Amcam bana anlattı. Babası, dedesinden, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas, şu ayetler hakkında şöyle dedi:
“‘Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.’ (Münafıkûn 9) ayetinden ‘Size verdiğimiz rızıktan infak edin; içinizden birine ölüm gelip de…’ (Münafıkûn 10) ayetine kadar olan bölüm, ölüm gelip çattığında zekâtını vermediği, haccetmediği ve malında Allah’ın hakkını yerine getirmediği mal sahibi mümin hakkındadır. O, ölüm anında geri döndürülmeyi ister ki malından sadaka versin ve zekâtını ödesin.”
Sonra Allah’ın şu buyruğunu okudu:
“Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi ertelemez.” (Münafıkûn 11)
İbn Humeyd bana rivayet etti. Mehrân, Süfyân’dan rivayet etti. Süfyân:
“‘Sadaka versem ve salihlerden olsam.’ ifadesi zekât ve hac demektir.” dedi.
Kıraat âlimleri “Ve salihlerden olayım” anlamındaki “Ve ekün mine’s-sâlihîn” ifadesinin okunması konusunda ihtilaf etmişlerdir. Şehir kıraatlerinin çoğunluğu, İbn Muhaysın ve Ebû Amr dışında, bu kelimeyi cezimli olarak okumuştur. Bunu, “Sadaka versem” ifadesine atfetmişlerdir. Çünkü oradaki fâ olmasaydı fiil de cezimli olurdu. İbn Muhaysın ve Ebû Amr ise “ve ekûne” şeklinde, vavı sabit tutarak mansup okumuşlardır. Onlar bunu “Sadaka versem” ifadesine atfetmiş ve o fiilin mansup oluşuna bağlı olarak bunu da mansup kabul etmişlerdir. Bu hususta doğru olan görüş şudur: Her iki okuyuş da meşhur ve bilinen kıraattir. Hangisiyle okunursa okunsun okuyucu isabet etmiş olur.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…