Şöyle rivayet edilir: Mulabbid, Humeyd b. Kahtabe’yi mağlup ettikten sonra ve Humeyd de ondan kaçıp sığınmışken, Ebu Cafer onun üzerine Abdülaziz b. Abdurrahman’ı—Abdülcebbar b. Abdurrahman’ın kardeşini—Ziyad b. Muşkan ile birlikte gönderdi. Mulabbid yüz süvari ile ona pusu kurdu. Abdülaziz onunla karşılaştığında pusudakiler ortaya çıktı, onu bozguna uğrattı ve adamlarının çoğunu öldürdü.
Bunun üzerine Ebu Cafer, Mervü’r-Rûz’dan yaklaşık sekiz bin askerle Hazim b. Huzeyme’yi onun üzerine gönderdi. Hazim ilerleyerek Musul’a kadar geldi ve orada konakladı. Oradan bazı adamlarını öncü birliklerle birlikte Beled’e doğru gönderdi. Bu öncü birlik Beled’e ulaştı; orada hendekler kazdılar ve onun için çarşılar kurdular.
Bu haber Mulabbid’e ulaşınca o da gelip Beled’de, Hazim’in kazdırdığı hendekte konakladı. Hazim bunu öğrenince Musul’un dışındaki sağlam bir mevkiye gidip orada ordugâh kurdu. Mulabbid de bunu duyunca Beled’den Dicle’yi geçti ve Musul’a doğru Hazim’in üzerine yürüdü. Bu haber hem Hazim’e hem de Musul valisi İsmail b. Ali’ye ulaşınca, İsmail Hazim’e, bulunduğu yerden geri dönüp Musul’daki köprüden geçmesini emretti. Fakat Hazim bunu yapmadı; bulunduğu yerden bir köprü kurup doğrudan Mulabbid’e geçmeyi tercih etti.
Hazim’in öncü ve keşif birliklerinin başında Nadale b. Nuaym bulunuyordu. Sağ kanadın başında Züheyr b. Muhammed el-Âmiri, sol kanadın başında ise Benî Süleym’in mevlası Ebu Hammâd el-Abrî vardı. Hazim ise merkeze kumanda ediyordu. Akşam oluncaya kadar Mulabbid ve adamlarını takip ettiler; sonra gece için karşılıklı mevzilenip durdular.
Çarşamba sabahı Mulabbid ve adamları konak yerinden ayrılarak Hazzah bölgesine doğru yöneldiler. Hazim ve askerleri onları takip etmeye devam etti. Gece olunca yine durdular, Perşembe günü tekrar harekete geçtiler. Mulabbid ve adamları sanki kaçmak istiyormuş gibi ilerlemeye devam ediyordu. Bunun üzerine Hazim ve adamları onların peşine düştü; daha önce Mulabbid’e karşı kazdırdığı hendek ve içine yerleştirdiği demir dikenleri geride bıraktı.
Hazim’in kuvvetleri hendeği terk edince Mulabbid ve adamları aniden geri dönüp saldırdılar. Bunu gören Hazim, demir dikenleri onların önüne attı. Mulabbid ve adamları saldırdı; Hazim’in sağ kanadını dağıttılar, sonra sol kanadı da dağıttılar ve en sonunda merkeze, yani Hazim’in bulunduğu yere ulaştılar.
Durumu anlayan Hazim askerlerine, “Yere! Yere!” diye bağırdı. Askerler attan indiler; Mulabbid ve adamları da indiler. Mulabbid’in adamları atlarının bacaklarını kestiler. Ardından iki taraf kılıçlarla çarpışmaya başladı; kılıçlar kırılıncaya kadar savaştılar.
Bunun üzerine Hazim, Nadale b. Nuaym’a, “Toz yükselip birbirimizi göremez hale geldiğimizde sen ve adamların atlarınıza dönüp tekrar binin, sonra ok atmaya başlayın,” diye emretti. Nadale emredildiği gibi yaptı. Hazim’in askerleri sağdan sola doğru geri çekildi. Ardından Mulabbid ve adamlarının üzerine ok yağdırdılar. Bu sırada Mulabbid öldürüldü; onunla birlikte attan inmiş olanlardan sekiz yüz kişi daha öldürüldü. (Attan inmeden önce yaklaşık üç yüz kişi zaten öldürülmüştü.) Geri kalanlar kaçtı; fakat Nadale onları takip etti ve yüz elli kişiyi daha öldürdü.
Bu yıl hac emirliğini, Vakıdi ve diğerlerinin rivayetine göre, el-Fadl b. Salih b. Ali b. Abdullah b. Abbas yaptı. Ayrıca şöyle de denilir: İbn Salih babasını Şam’da sıradan bir hacı olarak bırakmıştı; fakat yolda giderken kendisine hac emirliği görevi verildiği haberi ulaştı. Bunun üzerine Medine üzerinden geçerek oradan ihrama girdi.
Bu yıl Medine, Mekke ve Taif valisi Ziyad b. Ubeydullah idi. Kufe ve Sevâd bölgesinin valisi İsa b. Musa; Basra ve bağlı bölgelerin valisi Süleyman b. Ali idi; Basra kadılığı ise Savvar b. Abdullah’a aitti. Horasan valisi Ebu Davud Halid b. İbrahim, Mısır valisi ise Salih b. Ali idi.