Muhsan (evli) olmadığı sürece zinakara sopa vurulması noktasında bir ihtilaf yoktur. Bunun izahı Yüce Allah’ın kitabında şöyle gelmiştir: “Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun.” (Nur Suresi 2) Kitabullah’ın buyruğuna uygun olarak Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’den hadisler de gelmiştir.
Cumhur ulema’ya göre sopanın yanında bir sene de sürgün vardır. Nitekim Sevri, İmam Şafii, İshak ve Ebu Sevr de bu görüşe sahip olmuşlardır. İmam Malik ve Evzai ise şöyle demişlerdir: Kadın değil, ama erkek sürgüne gönderilir. Çünkü kadın, muhafaza edilmeye ve korunmaya muhtaçtır. Bunun yanında sürgüne gittiği vakit yanında mahreminin bulunup bulunamama sorunu da olur. Halbuki mahremi olmadan sürgüne çıkamaz. Mahremiyle birlikte sürgüne gidecek olursa, bu da zina etmemiş olan bir kişinin de sürgün hayatı çekmesine sebep olacak ve bu noktada günahkâr olmadığı halde birçok sıkıntı çekmiş olacaktır. Kadın, bunun ücretini verecek olursa, bunda da şeriat sahibinin getirmediği bir cezayı ziyadeleştirme anlaşılmış olur. Sanki bunu bir erkeğe fazladan vermesi (yahut bir erkeği ücretle tutması) gibi kabul edilir. Sürgünle ilgili özel olarak gelen hadis, sadece erkek hakkında gelmiştir. Sahabenin uygulaması da bu yönde olmuştur. Kuşkusuz umum ifade eden bir hükmün tahsis edilmesi caizdir.
Ebu Hanife ve Muhammed b. el-Hasen ise: Sürgün vacip değildir; çünkü Yüce Allah, sopa atmayı emretmiş, sürgünü emretmemiştir. Sürgünü gerekli görmek nassa ilave etmek demek olur, demişlerdir. el-Muvaffak der ki: Bizim lehimize Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu buyruğu gelmiştir: “Bekarla bekar (zina ederse) yüz sopayla bir sene sürgün vardır.”
Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid’in rivayet ettiklerine göre; iki tane adam Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in huzurunda zina hakkında tartışmaya başladılar. Akabinde Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): “Allah’a yemin ederim ki ben aranızda Allah’ın kitabına göre hükmedeceğim: Oğlun yüz sopa ve bir yıl da insanlardan uzaklaştırma cezasına çarptırılacak.” buyurdu. Buhari ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir. Bu hadiste gelen bir lafzında şöyledir: “Daha sonra bu konuyu bilgisi olan kişilere sordum. Onlar, oğlunun cezası sadece yüz değnek ile bir yıllık hapis cezasıdır dediler.”
Bunlar gösteriyor ki Yüce Allah’ın kitabı ve Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hükmünü icra etmek onlar nezdinde de meşhurdu. Çünkü sürgün cezası raşit halifelerin de bir uygulama şekliydi. Onlara bu hususta muhalefet eden bir sahabe bilmiyoruz, öyleyse bu bir icma halini almıştır.
İmam Malik’in sözüne gelince bu, hadislerin geneline ve kıyasa terstir. Zira erkek hakkında had cezası olarak gelen bir hüküm –diğer hadler gibi– aynı şekilde kadın hakkında da aynıdır. İmam Malik’in: “Bana göre görüşlerin en kuvvetli ve mutedil olanı da budur; zira hadislerin genel manası kadının mahremsiz olarak yolculuğa çıkabileceğini yasaklayan hadisle tahsis edilmiştir, kıyas ise diğer hadler için geçerlidir.” şeklinde öne sürdüğü kavli doğru değildir. O vakit bu haddin dışında, erkek de kadın da hasıl olacak olan zararda eşitlenmiş olurlar. Nitekim bu kıyası (daha farklı şekilde) çevirmek mümkün olur, şöyle ki: Söz konusu olan bu had hususunda erkeğe isabet eden zararın üzerinde –diğer hadlerde olduğu gibi– kadına isabet edecek olan zarar ziyadeleştirilmez.
Sürgüne göndermenin nefyedilmesi halinde zinakâr bir bedele karşılık hapse atılmaz. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü fazladan bir bedel ödenmesine dair şeriat bir hüküm getirmemiştir; dolayısıyla bu meşru olmaz. Bir seneden fazla sürgün cezası vermenin meşru olmaması gibi değerlendirilir. İmam Malik ise: O vakit hapse atılır, demiştir.