"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Muayyen mehri bedeliyle geri vermek

Mehir, eğer muayyen olur da onda bir kusur mevcut olursa, bu durumda kadının onu geri verme hakkı vardır.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz. Mehirde söz konusu olan kusur çok da olsa az da olsa, Ebu Hanife’den nakledildiğine göre bunlar geri verilemezler. Bize göre ise alışverişteki malın kusurlu olması hasebiyle geri verildiği gibi, mehir de kusurlu olması halinde geri verilir ve sanki çoğu kusurluymuş gibi değerlendirilir. Kadın, bunu geri verince, ona bunun kıymeti ödenir. Çünkü akit, bunu geri vermesi sebebiyle fesholmaz. Eğer mehir -tartılan ve ölçülen gibi- misli şeklinde olursa, ona misli olarak geri verilir. Bunun yanında kadın, o haliyle kusurlu olarak da onu elinde tutabilir, o vakit bunun fidyesini alabilir. Bizim (Hanbeli) mezhebimize göre kadın tüm bunlara hak sahibidir.

Mehrini özel olarak nitelikli bir evsafta erkeğe şart koşmuş olduğu halde tam bunun tersi olmuşsa, bu takdirde kadının -alışveriş konusunda olduğu gibi- o mehri geri verme hakkı doğar. Erkek kadını mehrinde kandırmış olursa yine durum aynıdır, onu erkeğe geri verir. Erkeğin mülkünde bulunan bir köle olduğunu sandığı halde, kadın (mehir olarak) ayni bir köle üzere kendisiyle evlenir de sonrasında onun hür yahut gasbedilmiş bir kişi olduğu belli olursa, bu durumda kadın onun kıymetini almayı hak eder. Bunu, Ebu Yusuf ve eski görüşüne göre İmam Şafii söylemiştir. Çünkü akit söz konusu olan tesmiye üzere vaki olmuştur, o halde -gasbedilmiş malda olduğu gibi- kadın da onun kıymetini alır. Şüphesiz kadın, bu kıymeti almakla razı olur; zira köleyi kocasına ait kendi malı sanmıştır, o nedenle kıymetini almayı da elde eder. Sanki kusurlu bir malı görüp de onu geri vermesine benzer.

Yeni görüşüne göre ise İmam Şafii: Bu durumda kadın mehr-i misil alır, demiştir. Ebu Hanife ve Muhammed ise hür hakkında bu kanaate varmışlardır. Çünkü akit, hür olanın ona işaret etmesiyle bizzat aynına (kendisine) taalluk eder ve bu yönüyle sanki kan-koca onu hür olarak biliyormuş gibi kabul edilir.

Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa “Sana mehir olarak bu hür olanı yahut gasbedilmiş köleyi verdim.” diyecek olursa, kadın bunun birer “mal” olmadığını zaten bilmiş olmasıyla hoşnut olmayacaktır veyahut onlara malik olmaya muktedir de olamayacaktır; dolayısıyla bu tesmiye sanki hiç yokmuş gibi kabul edilir. O vakit kadına mehr-i misil düşer. Eğer mehir misli şeklinde verilmiş ve onun gasbedilmiş olduğu ortaya çıkarsa, o vakit misli verilir; çünkü misil buna daha yakındır.

Kadına ayni olarak bir köleyi satın alacağını söyleyerek evlenmiş olursa, bu tesmiye sahih olur; çünkü kadına biçtiği mehirde muayyen bir kölenin elde edilmesi söz konusu olduğundan, bu durumda tesmiye geçerli olur. Bu, sanki belli bir yerden kaçan kadının kölesini geri vermek üzere evlenmesine benzer.

İmam Şafii ise: Bu durumda tesmiye sahih olmaz ve kadına da mehr-i misil vermek gerekli olur, demiştir. Zira başkasının mülkünü ivaz kılmış sayılır ki, o vakit -alışveriş gibi- bu da geçerli olmaz.

el-Muvaffak der ki: Biz “başkasının mülkünü ivaz kılmış sayılır.” ifadesine katılmıyoruz; çünkü ivaz ancak onu elde etmek ve kadına onu temlik etmek içindir. Bu anlaşıldığına göre, misliyle semeni vermeye muktedir olursa, bu durumda onu tahsil etmesi ve kadına geri vermesi gereklilik arz eder. Kadına eğer kıymetini verecek olursa, kadının onu kabul etmesi zorunlu değildir. Efendisi, telef olması yahut başka bir şeyden ötürü veya daha fazla kıymetini talep etmesi durumunda onu satacak olursa veyahut kendisine ulaşması mümkün olmayacak olursa, o vakit kıymeti kadına verilir. Eğer kadına misli olarak verilmiş olur da, satın alınması mümkün olmazsa, o zaman kadına misli vacip olur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/mehrin-miktari-ve-sarti/,https://kutsalayet.de/mehirde-soz-konusu-olan-mechulluk/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız