"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Muaviye’nin Ziyad’ın Oğullarını Öldürme Emri

Ömer b. Şebbe – Ali b. Muhammed bana şöyle anlattı:

Hasan b. Ali bu yılın başında Muaviye ile barış yaptığında Humran b. Aban Basra’yı ele geçirdi ve orada yönetimi aldı. Muaviye Basra’ya Benî Kayn kabilesinden birini göndermek istedi; fakat Abdullah b. Abbas onu bundan vazgeçirdi ve başka birini göndermesini sağladı. Bunun üzerine Muaviye Busur b. Ebî Ertat’ı gönderdi. Busur, Muaviye’nin kendisine Ziyad’ın oğullarını öldürmesini emrettiğini iddia ediyordu.

Mesleme b. Muharib bana şöyle anlattı:

Busur, Ziyad’ın oğullarından birini yakaladı ve hapsetti. O sırada Ziyad Fars’ta bulunuyordu. Ali onu orada isyan eden Kürtlere karşı göndermişti. Ziyad onları yendi ve İstahr’da kaldı.

O şöyle devam etti:

Ebû Bekre Busur’dan süre istedi; Muaviye’nin bulunduğu Kufe’ye gitmek için izin aldı. Busur ona gidip gelmesi için bir hafta süre verdi. Ebû Bekre yedi gün yol aldı ve iki bineğini yolda tüketti. Muaviye ile konuştuğunda Muaviye Busur’a bir mektup yazarak Ziyad’ın oğullarını serbest bırakmasını emretti.

Yine şöyle anlatıldı:

Âlimlerimizden biri bana şöyle söyledi:

Ebû Bekre yedinci gün güneş yükselmişken Basra’ya yaklaştı. Bu sırada Busur Ziyad’ın oğullarını dışarı çıkarmış ve gerekirse onları öldürmek için gün batımını bekliyordu. İnsanlar bu olay için toplanmıştı ve ileri gelenler Ebû Bekre’nin gelişini bekliyordu.

Birden Ebû Bekre göründü. Yorgun ve bitkin halde hızla sürdüğü bir deve veya at üzerindeydi. Üzerinde yükseldi, indi, elbisesini salladı ve şöyle bağırdı:

“Allah büyüktür!”

Halk da aynı şekilde karşılık verdi. Sonra Busur onları öldürmeden önce ona ulaşmak için hızla yürüdü. Muaviye’nin mektubunu Busur’a verince Busur onları serbest bıraktı.

Ömer – Ali b. Muhammed bana şöyle anlattı:

Busur Basra minberinde konuştuğunda Ali’ye hakaret etti. Sonra şöyle dedi:

“Allah adına yalvarırım: Eğer doğru söylediğimi bilen varsa söylesin; yalancı olduğumu bilen de söylesin.”

Ebû Bekre şöyle dedi:

“Allah’a yemin olsun ki biz seni ancak yalancı olarak biliyoruz.”

Busur onun boğulmasını emretti. Fakat Ebû Lü’lü ed-Debbî ayağa fırladı, emri uygulayan adamın üzerine atıldı ve onu engelledi.

Daha sonra Ebû Bekre Ebû Lü’lü’ye yüz cerib arazi verdi.

Ebû Bekre’ye şöyle soruldu:

“Bunu neden yaptın?”

O şöyle cevap verdi:

“O bizi Allah adına çağırdığında gerçeği söylemememiz mi gerekirdi?”

Busur Basra’da altı ay kaldı, sonra ayrıldı. Polis teşkilatının başına birini getirip getirmediğini bilmiyoruz.

Ahmed b. Züheyr – Ali b. Muhammed – Süleyman b. Bilal – Cerud b. Ebî Sabra bana şöyle anlattı:

Hasan Muaviye ile barış yapıp Medine’ye gittiğinde Muaviye Recep 41’de (31 Ekim – 29 Kasım 661) Busur b. Ebî Ertat’ı Basra’ya gönderdi. Bu sırada Ziyad Fars’ta sağlam bir şekilde yerleşmişti.

Muaviye Ziyad’a şöyle yazdı:

“Sen yönetimle görevlendirildiğin için Allah’ın malından bir miktar elinde bulunuyor. Elindeki parayı getir.”

Ziyad ona şöyle yazdı:

“Param kalmadı. Elimde olanı uygun şekilde harcadım. Bir kısmını bir felaket ihtimaline karşı insanlara emanet ettim ve geri kalanını Müminlerin Emiri’ne teslim ettim.”

Muaviye ona tekrar yazdı:

“Bana gel; sana emanet edilen şeyleri ve yönetimin sırasında olanları inceleyelim. Eğer mesele aramızda düzgün bir şekilde çözülürse ne ala; olmazsa güvenli bulunduğun yere geri dönebilirsin.”

Ziyad yine Muaviye’ye gitmeyince Busur Ziyad’ın en büyük oğulları olan Abdurrahman, Ubeydullah ve Abbad’ı yakaladı ve hapsetti. Sonra Ziyad’a şöyle yazdı:

“Müminlerin Emiri’ne git; yoksa oğullarını mutlaka öldürürüm.”

Ziyad ona şöyle yazdı:

“Ben Allah benimle senin efendin arasında hükmedinceye kadar bulunduğum yerden ayrılmayacağım. Eğer elinde bulunan oğullarımdan birini öldürürsen, sonuç Allah’a kalır. O övülmeye layıktır. Biz de hesap gününü bekleriz. ‘Zalimler yakında nasıl bir dönüşle devrileceklerini bileceklerdir.’”

Busur onları öldürmek istediğinde Ebû Bekre ona gelerek şöyle dedi:

“Hasan Muaviye ile Ali’nin taraftarlarının nerede olurlarsa olsunlar güven içinde olacakları şartıyla barış yapmışken sen benim oğullarımı ve yeğenlerimi suçsuz gençler olarak yakaladın. Onlara da babalarına da ulaşmanın bir yolu yok.”

Busur şöyle dedi:

“Kardeşinin aldığı bir mal var ve onu teslim etmeyi reddediyor.”

Ebû Bekre şöyle cevap verdi:

“Onda hiçbir şey yok. Yeğenlerimi bırak; Muaviye’den onları serbest bırakmanı emreden bir mektup getirinceye kadar.”

Busur ona birkaç gün süre verdi ve şöyle dedi:

“Muaviye’den onları serbest bırakmamı emreden bir mektup getirmezsen veya Ziyad Müminlerin Emiri’ne gitmezse onları öldüreceğim.”

Ebû Bekre Muaviye’ye gidince Ziyad ve oğulları için aracılık etti. Bunun üzerine Muaviye Busur’a onları serbest bırakmasını emreden bir mektup yazdı ve Busur da onları bıraktı.

Ahmed b. Ali – Ali – Sakif kabilesinden bir şeyh – Busur b. Ubeydullah bana şöyle anlattı:

Ebû Bekre Kufe’de Muaviye’nin yanına geldiğinde Muaviye ona şöyle sordu:

“Ey Ebû Bekre, ziyaret için mi geldin yoksa bir ihtiyacın mı var?”

Ebû Bekre şöyle cevap verdi:

“Gerçeği söylemek gerekirse yalnızca ihtiyaçtan geldim.”

Muaviye şöyle dedi:

“Ey Ebû Bekre, isteğini söyle; seni memnun etmeyi düşüneceğiz. Nedir isteğin?”

Ebû Bekre şöyle dedi:

“Kardeşim Ziyad’a güvence ver ve Busur’a yazıp çocuklarını serbest bırakmasını ve onları rahatsız etmeyi bırakmasını emret.”

Muaviye şöyle cevap verdi:

“Ziyad’ın oğulları konusunda istediğini yazacağız. Fakat Ziyad’ın Müslümanlara ait malı var. Onu ödediğinde ona ulaşmamızın bir yolu kalmaz.”

Ebû Bekre şöyle dedi:

“Ey Müminlerin Emiri, onda bir şey olsaydı Allah’ın izniyle senden saklamazdı.”

Bunun üzerine Muaviye Ebû Bekre’nin isteği üzerine Busur’a Ziyad’ın çocuklarına dokunmamasını emreden bir mektup yazdı.

Sonra Muaviye Ebû Bekre’ye şöyle dedi:

“Bizimle bir sözleşme yapar mısın ey Ebû Bekre?”

Ebû Bekre şöyle cevap verdi:

“Evet. Ey Müminlerin Emiri, sana kendini ve halkını gözetmeni ve iyi davranmanı tavsiye ederim. Çünkü sen Allah’ın yaratıkları üzerindeki hilafetini üstlenmiş büyük bir sorumluluk aldın. Allah’tan kork; çünkü kaçamayacağın bir hedefe gidiyorsun ve arkanda yavaş fakat sürekli bir takipçi var. Hedefe yaklaşmış bulunuyorsun. O takipçi seni yakalayacak ve yaptıkların hakkında seni sorgulayacak olanın huzuruna çıkacaksın. O bunları senden daha iyi bilmektedir. Bu bir hesap ve sorgulama olacaktır. Sen hiçbir şeyi Yüce Allah’ın rızasına tercih etmemelisin.”

Ahmed – Ali – Selâme b. Osman bana şöyle anlattı:

Busur Ziyad’a şöyle yazdı:

“Eğer gelmezsen oğullarını çarmıha gereceğim.”

Ziyad ona şöyle cevap verdi:

“Bunu yaparsan bu sana yakışır; çünkü seni ciğer yiyenin oğlu gönderdi.”

Ebû Bekre bunun üzerine Muaviye’ye gitti ve şöyle dedi:

“Ey Muaviye, insanlar sana çocukları öldürmen için biat etmediler.”

Muaviye şöyle sordu:

“Nasıl yani ey Ebû Bekre?”

Ebû Bekre şöyle cevap verdi:

“Busur Ziyad’ın çocuklarını öldürmek istiyor.”

Bunun üzerine Muaviye Busur’a şöyle yazdı:

“Elinde bulunan Ziyad’ın çocuklarını serbest bırak.”

Ali öldürüldükten sonra Muaviye Ziyad’a tehdit içeren bir mektup yazmıştı.

Ömer b. Şebbe – Ali – Habban b. Musa – Mücalid – Şa‘bî bana şöyle anlattı:

Ali öldürüldüğünde Muaviye Ziyad’a tehdit içeren bir mektup yazdı. Bunun üzerine Ziyad ayağa kalkıp şöyle konuştu:

“Ciğer yiyenin oğluna bakın! Nifakın yuvası ve hiziplerin başı bana tehdit mektubu yazıyor. Oysa benimle onun arasında Peygamber’in iki yeğeni var: İbn Abbas ve Hasan b. Ali. Onların yanında kılıçlarını omuzlarına koymuş doksan bin adam bulunuyor. Eğer bu işten kurtulmuş olsaydım ona ağır kılıç darbelerinin en şiddetlisini tattırırdım.”

Ziyad Hasan Muaviye ile barış yapıp Muaviye Kufe’ye gelinceye kadar Fars valisi olarak kaldı. Ziyad “Ziyad Kalesi” denilen bir kalede sağlam şekilde yerleşmişti.

Bu yıl Muaviye Abdullah b. Amir’i Basra’nın ve Sicistan ile Horasan’daki askerî işlerin başına getirdi.

https://kutsalayet.de/sehrizordaki-hariciler/,https://kutsalayet.de/abdullah-b-amirin-basranin-basina-getirilmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız