Onu yüce bir makama yükselttik.
Diyanet Vakfı
Onu üstün bir makama yücelttik.
Kurtubi Tefsiri
Biz onu yüce bir makama yükselttik.
“Biz onu yüce bir makama yükselttik.” Enes b. Malik, Ebû Said el-Hudrî ve başkaları dediler ki; Dördüncü semaya yükselttiğini kastetmektedir. Bu, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)dan da rivâyet edilmiştir. İdris’in dördüncü semâda olduğunu gösteren rivâyetler için bk.: Buhârî, Bed’u’l-llalk 6, Menâkıbul-Ensâr 42; Müslim, Îman 259, 264; Nesâi, Salât 1; Müsned, İH 148, 268; IV 207, 209 Ka’b el-Ahbâr da böyle demiştir.
İbn Abbâs ve ed-Dahhak ise: Kastedilen altıncı semadır, demişlerdir. Bunu da el-Mehdevî zikretmektedir.
Derim ki: Buhârî’de, Şerik b. Abdullah b. Ebi Nemir’den şöyle dediği kaydedilmektedir: Ben Enes b. Malik’i şöyle derken dinledim; Ka’be mescidinden Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)ın İsra’ya yürütüldüğü gece,,, diye nakledilen hadiste her bir semada isimlerini verdiği bir takım peygamberler vardır. Bunlardan birisi de ikinci semada bulunduğu belirtilen İdris’tir. Buhâri, Tevhid 37 Ancak bu bir yanılmadır. Doğrusu İclris’in dördüncü semada olduğudur. Sabit el-Bunânî, Enes b. Malik’len, onun Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)dan yaptığı rivâyet te bu şekildedir. Bunu da Müslim, Sahih’inde zikretmiş bulunmaktadır Müslim, Îman 259
Malik b. Sa’saa’dan rivâyetle dedi ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Beni semaya yükselttiklerinde dördüncü semada İdris’in yanından geçtim.” Bunu da Müslim rivâyet etmiştir Müslim, Îman 264
İbn Abbâs, Ka’b ve başkalarının dediklerine göre semaya yükselliliş sebebi şudur; Bir gün bir ihtiyacını görmek üzere güneşin sıcağından rahatsız oldu. Rabbim dedi: Ben bir gün bu şekilde yürüdüm, peki onu tek bir günde beşyüz yıllık taşıyanın hali ne olabilir? Allah’ım, güneşin onun üzerindeki ağırlığını kısmen hafiflet. O bununla güneşin yörüngesi ile görevli meleği kastetmişti. İdris (aleyhisselâm) demişti ki: Allah’ım, sen onun üzerindeki ağırlığından kısmen de olsa hafiflet, onun sıcağından bir bölümünü kaldır. Melek sabah olunca daha önce görmediği şekilde güneşin hafiflemiş olduğunu ve gölgelendiğini gördü. Rabbim dedi; Beni güneşi taşımak için yarattın, hakkımda hüküm verdiğin şeyin mahiyeti nedir? Yüce Allah şöyle buyurdu: İdris kulum Benden senin üzerindeki güneş yükünü ve sıcaklığını hafifletmemi diledi. Ben de onun dilediğini kabul ettim. Melek: Rabbim dedi; Beni onunla bir araya getir ve benimle onun arasında bir dostluk peyda et.
Yüce Allah ona izin verdi ve o da İdris’in yanına vardı. İdris (aleyhisselâm) Allah’a dua ediyordu. Dedi ki: Bana haber verildiğine göre sen meleklerin en değerlileri ölüm meleğinin yanında da sözü geçen birisisin. Benim ecelimi geciktirsin diye bana nezdinde şefaatte bulun ki şükrümü ve ibadetimi daha da arttırayım.
Melek dedi ki: Eceli geldiği vakit Allah hiçbir nefsi ertelemez. Meleğe şu cevabı verdi: Ben bunun böyle olduğunu biliyorum, fakat böylesi nefsime daha hoş gelir. Evet, dedi. Sonra kanadı üzerinde onu semaya kadar çıkardı ve güneşin doğuş yerinde onu bıraktı. Daha sonra ölüm meleğine dedi ki: Benim Âdemoğullarından bir arkadaşım var. Ecelini geciktiresin, diye nezdinde şefaatçi olmamı İstedi. (Ölüm Meleği) dedi ki: Bu benim yapabileceğim bir şey değildir. Fakat onun öğrenmesini de istiyor isen ona ne zaman öleceğini söyleyebilirsin. Melek: Peki, dedi. Sonra (ölüm meleği) kayıtlarına baktı ve şöyle dedi: Sen bana öyle bir insan hakkında soru soruyorsun ki, ben onun ebediyyen öleceğini görmüyorum. Öbür melek: Bu nasıl olur deyince, ölüm meleği söyle dedi: Ben onun ancak güneşin doğuş yerinde öleceğini görüyorum. Melek: Senin yanına geldiğimde ben onu orada bırakıp geldim, dedi. (Ölüm Meleği) dedi ki: Git, zannederim sen onu ölmüş göreceksin, Allah’a yemin ederim, İdris’in ecelinden geriye hiçbir şey kalmamıştır. Melek döndüğünde onu ölmüş, buldu.
es-Süddî de şöyle demiştir: Bir gün uyudu ve güneşin sıcağı onu oldukça bastırdı. Bundan dolayı sıkıntı içerisinde kalkıp, şöyle dua etti: Allah’ım güneşin, güneş meleği üzerindeki sıcaklığını hafiflet ve güneşin ağırlığına karşı ona yardımcı ol. Çünkü o kızgın bir ateş üzerinde görevlidir.
Güneşle görevli melek baktı ki kendisine nurdan bir taht kurulmuş, Sağında yetmişbin melek, solunda bir o kadar melek kendisine hizmet ediyor, onun hükmü altında onun emirlerini ve işlerini görüyorlar. Güneş meleği; Rabbim bunlar bana nereden geldi deyince, (yüce Allah) şöyle buyurdu; Âdemoğullarından İdris diye anılan bir adam sana dua etti. Sonra Ka’b’ın anlattığına yakın hadisi zikretti. Güneşle görevli melek ona: Görülmesini istediğin bir ihtiyacın var mıdır? diye sordu. O: Evet, keşke güneşi görsem diye arzu ediyorum. Melek kanadı üzerinde onu yükseltti ve onu uçurdu. Dördüncü semada iken ölüm meleğinin semada sağa sola baktığını gördü. Güneş meleği ona selâm verdi ve ey İdris dedi; bu ölüm meleğidir, ona selâm ver. Ölüm meleği subhanallah sen bunu ne diye buraya kadar yükselttin dedi. Ona cenneti göstereyim diye onu yükselttim deyince (ölüm meleği) dedi ki: Yüce Allah bana İdris’in ruhunu dördüncü semada almamı emretti. Ben, Rabbim dedim. İdris dördüncü semaya nereden gelecek dedim, buraya indim onu seninle birlikte gördüm. Hemen ruhunu kabzetti ve onu cennete yükseltti. Melekler cesedini dördüncü semada defnettiler. İşte yüce Allah’ın:
“Biz onu yüce bir makama yükselttik” âyeti buna işarettir.
Vehb b. Münebbih dedi ki: İdris’in bir günde yükseltilen ibadeti dönemindeki bütün yeryüzündeki insanların ibadeti kadardı. Melekler bundan hayrete düştüler. Ölüm meleği onu tanıma şevkini duydu. Rabbinden onu ziyaret etmek için izin istedi, ona izin verdi. İnsanoğlu suretinde yanına vardı. İdris (aleyhisselâm) gündüzleri oruç tutardı, iftar vakti gelince meleği kendisiyle beraber yemek yemeğe çağırdı, yemeği kabul etmedi. Üç gün bu şekilde onu çağırdığı halde kabul etmeyince İdrîs durumundan şüphelendi ve ona: Sen kimsin? dedi. Ben ölüm meleğiyim, dedi. Rabbimden seninle birlikte olmak için izin istedim, bana izin verdi.
İdris: Senden bir ihtiyacımı karşılamanı istiyorum, dedi. Melek, nedir? diye sorunca, İdris: Ruhumu kabzetmeni istiyorum, dedi. Yüce Allah meleğe ruhunu kabzet, diye vahyetti. O da ruhunu kabzetti ve bir süre sonra tekrar ruhunu ona geri iade etti. Ölüm meleği ona sordu: Ruhunu kabzetmemdeki fayda nedir? İdris dedi ki: Ölümün sıkıntılarını tadıp, ona daha ileri derecede hazır olayım diye.
Bir süre sonra İdris ona: Senin başka bir ihtiyacımı görmeni istiyorum, dedi. Melek; O nedir? deyince şu cevabı verdi: Beni semaya yükseltmeni istiyorum. Cennet ve cehennemi göreyim. Yüce Allah onu semavata yükseltmesine izin verdi. Cehennemi gördü, baygın düştü. Ayılınca: Bana cenneti göster, dedi. Onu cennete girdirdi. Daha sonra ölüm meleği ona: Eski yerine dönmen için oradan çık, dedi. Bir ağaca yapıştı ve buradan daha çıkmam, dedi. Yüce Allah aralarında hakemlik etmek üzere bir melek gönderdi. Melek: Ne diye dışarı çıkmıyorsun? dedi. O: Çünkü yüce Allah:
“Her nefis ölümü tadacaktır” (Âl-i İmrân 3/185) diye buyurmuştur ve ben ölümü tattım, dedi. Yine:
“Sizden oraya (cehenneme) uğramayacak yoktur” (Meryem 19/71) dedi ve ben ona uğradım. Yine yüce Allah:
“Onlar oradan çıkartılmayacaklardır” (el-Hicr 14/48) dediği halde ben nasıl çıkartılacakmışım?
Yüce Allah ölüm meleğine buyurdu ki: “O iznimle cennete girdi. Benim emrimle oradan çıkar.” O bakımdan o cennette hayattadır. İşte yüce Allah’ın:
“Biz önu yüce bir makama yükselttik” âyeti buna işarettir. bu rivâyetlerin Ka’b ile Vehb b. Münebbih’ten gelen ilâhî âyetlerin anlaşılmasına bir katkıları olmadığı gibi Peygambere kadar ulaşan sahih bir senedi de zikredilmemektedir. İsrailiyattan olmaları ihtimali çok yüksektir.
en-Nehhâs dedi ki: İdris’in:
“Onlar oradan çıkartılmayacaklardır” (el-Hicr 14/48) âyetini okuması şöyle açıklanabilir: Yüce Allah’ın bu gerçeği İdris’e öğretmiş olması sonra da bu hükmün Kur’ân-ı Kerîm’de indirilmiş olması mümkündür.
Vehb b. Münebbih dedi ki: O bakımdan İdris kimi zaman cennet nimetlerinden yararlanır. Kimi zaman da semada meleklerle birlikte yüce Allah’a ibadet eder.