Kitapta Meryem’i de an. Hani ailesinden doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Diyanet Vakfı
(Resulüm!) Kitapta Meryemi de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.
Kurtubi Tefsiri
Kitab’ta Meryem’i de an. Hani o kendi ailesinden, doğu tarafında bir yere çekilmişti.
“Kitabta Meryem’i de an.” Yani kıssayı sonuna kadar zikret. Bu, birincisinden ayrı, yeni bir kıssanın başlangıcıdır. Hitap, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)edir. Yani kudretimizin kemalini bilmeleri için onlara bu kıssayı öğret.
“Hani o kendi ailesinden” beraberinde bulunanlardan
“doğu tarafında” doğu cihetinde
“bir yere çekilmişti. ”
“Hani o… çekilmişti” âyetinde geçen ve “hani” anlamı verilen; Meryem’den bedel-i istimaldir. Çünkü zamanlar, içinde barındırdıkları şeyleri de kapsar (onlara da şamildir).
“İntibâz” uzaklaşmak, tek başına ayrılıp çekilmek demektir.
Meryem’in niçin ayrılıp bir kenara çekildiği hususunda farklı görüşler vardır. es-Süddî der ki: Ay halinden yahut lohusalıktan temizlenmek için ayrı bir yere çekilmişti. Başkaları ise, yüce Allah’a ibadet etmek için uzaklaşmıştı, demektir. Bu güzel bir açıklamadır. Çünkü Meryem (selâm olsun ona) mabedin koruyuculuğu, hizmeti ve orada ibadet etmek için vakfedil misti. Bu maksatla insanlardan ayrı bir tarafa çekilmişti. Kendisini tek başına İbadete vermek için mescidin doğu tarafında mihraba yakın bir yerde mescide girmişti. Cibril (aleyhisselâm) da onun yanına girmişti.
“Doğu tarafında” âyeti doğu cihetinde bir yer demektir. Şark (doğu) “re” harfi sakin olarak söylenir ki, kendisinden güneşin doğduğu (görülen) yer demektir. “Re” harfi üstün olarak “eş-Şerak” ise güneşin kendisi demektir.
Burada özellikle “doğu” tarafının zikredilmesi, onların doğu tarafını ve nurların çıktığı yeri ta’zim etmelerindendi, Onlara göre doğu ciheti diğer bütün cihetlerden daha faziletliydi. Bunu et-Taberî nakletmektedir.
İbn Abbâs’dan da şöyle dediğini naklet(il)mektedir; Ben, Hristiyanların doğuyu niçin kıble edindiklerini insanlar arasında en iyi bilenim. Bu, yüce Allah’ın:
“Hani o kendi ailesinden doğu tarafında bir yere çekilmişti” âyeti dolayısıyladir. Onlar Îsa (aleyhisselâm)ın doğduğu ciheti kıble edindiler ve şöyle dediler: Eğer yeryüzünde doğu tarafından daha hayırlı bir yer bulunmuş olsaydı Meryem, Îsa (aleyhisselâm)ı o tarafla doğururdu.
Meryem (aleyhisselâm)ın peygamberliği hususunda görüş ayrılığı vardır. Ona bu şekilde bir elçi gönderilmesi ve melek ile konuşması dolayısıyla peygamber olduğu söylendiği gibi, onun bir peygamber olmadığı, onunla bir beşer imiş gibi konuştuğu, onun meleği görmesinin tıpkı Cibril’in îman ve İslâm ile ilgili soru sorması esnasında Dıhye (el-Kelbî) suretinde görülmesi gibidir, diye de açıklanmıştır. Ancak birinci görüş daha kuvvetlidir. Bu hususa dair yeterli açıklamalar önceden Âl-i İmrân Sûresi’nde (3/42. âyetin tefsirinde) geçmiş bulunmaktadır. Allah’a hamd olsun.