Ona selam olsun, doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak diriltileceği gün.
Diyanet Vakfı
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağı gün ona selam olsun!
Kurtubi Tefsiri
Doğduğu günde, vefatı gününde ve diri olarak kaldırılacağı günde selâm olsun ona.
“Doğduğu gün de… selâm olsun ona…” Taberî ve başkaları selâm’ın eman anlamında olduğunu söylemişlerdir. İbn Atiyye der ki: Bence daha kuvvetli olan görüş şudur: Buradaki selâm bildiğimiz tahiyye (selâm verme)dir. Bu emandan daha şerefli ve daha üstündür. Çünkü İsyankâr olmadığı belirtilmek suretiyle zaten onun için emân gerçekleşmiş olmaktadır. Bu da emânın asgarî derecesidir. Fakat asıl şeref insanın son derece zayıf, muhtaç, çarelerinin oldukça az, gücü-kuvveti azametli yüce Allah’a muhtaç olduğu bir dünemde ve konumlarda yüce Allah’ın ona selam vermesidir.
Derim ki: Bu güzel bir açıklamadır. Bu anlamdaki bir açıklamayı Yahya (aleyhisselâm)ın öldürülmesi ile ilgili olarak el-İsra Sûresi’nde (17/7. âyetin tefsirinde) Süfyan b. Uyeyne’den zikretmiş idik.
Taberî de el-Hasen’den şunu nakletmektedir: Îsa ile Yahya -ki teyze çocuklarıdırlar- birbirleriyle karşılaştılar. Yahya, Îsa’ya: Benim için Allah’a dua et çünkü sen benden hayırlısın, dedi. Îsa da ona; Hayır, asıl sen benim için Allah’a dua et, sen benden hayırlısın. Çünkü Allah sana selâm vermiş, ben ise kendi kendime selâm verdim. (Bu sûrenin 33. âyet-i kerimesinde zikredilen hususa işarettir).
Kimi ilim adamı bu âyet-i kerîmeden selâm hususunda Hazret-i Îsa’nın daha faziletli olduğu sonucunu çıkartmış ve bunu şöyle açıklamıştır: Onun kendi kendisine selâm vermek hususunda nazının kabul edilmesi ve bunu gerektirecek şekilde yüce Allah nezdindeki üstün mevkiinin muhkem olan bu Kitab’da halinin zikredilmiş olması; makamı itibariyle kendisine selâm verilmesinden daha üstün olduğunu ortaya koymaktadır,
İbn Atiyye der ki: Bunların herbirisinin kendisine uygun bir açıklaması vardır.