Bir görevli, kendisine verilen görevi yerine getirirse, kutsal malın sahibi (ev sahibi) kutsallık ihlali yapmış sayılır. Eğer görevli verilen talimatı yerine getirmezse, bu durumda görevli ihlal etmiş olur. Örnek: Ev sahibi görevliye “Misafirlere et ver” dedi, o ise ciğer verdi; ya da “Ciğer ver” dedi, o ise et verdi – bu durumda görevli ihlal etmiş olur. Ev sahibi “Her birine birer parça ver” dedi, görevli ise “İkişer alın” dedi, onlar da üçer aldılarsa – hepsi kutsallık ihlali yapmış olur.
Ev sahibi “Bana pencereden ver” ya da “Gulluskema’dan (belirli bir raf/yer) ver” dedi ve görevli getirdiyse – ev sahibi sonradan “Aslında niyetim diğer yerden almaktı” dese bile – kutsallık ihlali ev sahibine yazılır. Ama “Pencereden getir” deyip görevli gulluskema’dan getirdi veya tersi olduysa – bu durumda görevli ihlal etmiş olur.
Eğer gönderilen kişi akıl sağlığı yerinde olmayan biri (dilsiz, deli veya çocuk) ise ve görev yerine getirilirse, yine ev sahibi ihlal etmiş sayılır. Ancak görev yerine getirilmezse, malı veren dükkâncı ihlal etmiş olur. Eğer gönderilen kişi akıllı biri olup da ev sahibi, o dükkâna ulaşmadan önce hatırlar ve parayı geri almaya çalışırsa – mal dükkândan çıktığı anda dükkâncı ihlal etmiş sayılır.
Bu durumda ne yapılmalıdır? Bir peruta ya da bir eşya alır ve şöyle der: “Her nerede olursa olsun, kutsal mala ait olan bu peruta, artık bu eşyaya aktarılmıştır.” Böylece kutsal mal normal paraya çevrilmiş olur.
Ev sahibi bir peruta verir ve “Bunun yarısıyla mum, yarısıyla fitil al” derse, görevli hepsine mum ya da hepsine fitil alırsa – ya da tam tersi talimat verilip karışık alışveriş yapılırsa – bu durumda ikisi de kutsallık ihlali yapmış sayılmaz. Ama eğer “Şu yerden mum, şu yerden fitil al” dendiği halde yerleri karıştırırsa – görevli ihlal etmiş sayılır.
Ev sahibi iki peruta verir ve “Etrog al” der, görevli bir perutaya etrog bir perutaya nar alırsa – ikisi de ihlal etmiş olur. Rabbi Yehuda der ki: Ev sahibi ihlal etmemiştir, çünkü şöyle diyebilir: “Ben büyük ve güzel bir etrog istemiştim, sen bana küçük ve değersiz getirdin.” Aynı şekilde bir dinar altın verip “Bana bir entari al” dediğinde görevli üçe bir entari, üçe bir şal alırsa – yine ikisi de ihlal etmiş olur. Rabbi Yehuda burada da aynı şekilde ev sahibinin ihlal etmediğini savunur.
Kutsal paralar bir sarrafa emanet bırakıldığında – eğer paralar paketli ise, sarraf onlara dokunmamalı, dokunursa ihlal etmiş olur. Açık paraysa kullanabilir, kullandığında ihlal etmiş sayılmaz. Ama kutsal mal ev sahibine emanet edilirse – ister açık ister paketli olsun – kullanmaması gerekir; kullanırsa kutsallık ihlali yapmış olur. Rabbi Meir’e göre dükkâncı da ev sahibi gibidir. Rabbi Yehuda’ya göre ise sarraf gibi kabul edilir.
Kutsal mala ait bir peruta keseye düştüğünde ya da biri “Bu kesedeki bir peruta kutsaldır” dediğinde – Rabbi Akiva’ya göre keseden ilk parayı alan kişi ihlal etmiş sayılır. Bilginler der ki: Ancak kesenin tamamı harcandığında ihlal gerçekleşmiş olur. Ancak Rabbi Akiva, eğer biri “Bu kesedeki herhangi bir peruta kutsaldır” derse – o keseden tek tek para alındıkça kutsallık ihlali işlemiş olur, tüm kese bitene kadar.